
Taha AKYOL
Objektif
İki koldan!
BİR yandan Ermeni lobisi, öbür yandan bölücü terör... ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde tasarının kabul edilmesi Ermeni lobilerine büyük cüret kazandırdı. Hrant Dink cinayeti öyle çirkin bir imaj yaratmıştı ki, bunu tepe tepe kullanıyorlardı zaten. Dink'in oğlu Arat Dink'in mahkûm edilmesi de lobilerin ekmeğine yağ sürdü.
Şimdi Avrupa cephesinde, Türkiye'nin AB üyeliği için "soykırım"ı kabul etmesi şartını koydurmak istiyorlar. Böyle bir şartı koydururlarsa Türkiye'nin AB yolculuğunu bitirmiş, bu yolda yürürken Türkiye'nin sağladığı siyasi ve ekonomik çıkarlara büyük darbe indirmiş olacaklar!
Fakat Hıristiyan Demokratlar, Liberaller, Sosyalistler ve Yeşiller Ermeni lobisinin bu girişimine karşı çıkıyor, Türkiye'ye özel bir şart konulamayacağını belirtiyorlar! İyi ki Türkiye'nin AB kurumlarıyla ilişkileri var!
Ermeni lobisi başka girişimlerde de bulunacaktır tabii.
Ermeni lobisinin ilk hedefi, Türkiye'yi soykırım suçlusu göstererek ve hesapsız tepkilere iterek dünyada yalnızlaştırmaktır. Siyasi taleplerini o zaman piyasaya süreceklerdir.
İyi planlamak
Öbür koldan, bölücü terör... Terörün Irak'ta, yani hukuken egemen bir ülkenin topraklarında üslenmiş olması Türkiye'nin önünde çok kritik bir "siyasi sorun"dur.
1990'larda Türkiye, anahtarını elinde tuttuğu Çekiç Güç'ün siyasi şemsiyesi altında 24 defa Kuzey Irak'a girmiş ve bir "siyasi sorun"la karşılaşmamıştı.
Çekiç Güç sebebiyle Barzani de Türkiye'nin operasyonlarına taraftar gözüküyordu!
Bugün Türkiye Kuzey Irak'a girdiğinde, "bağımsız bir ülkenin egemenliğini ihlal etmiş" görüntüsü oluşacak! Bunun çeşitli olumsuz yankıları, tepkileri olacak!
Türkiye bir yandan PKK'ya karşı Kuzey Irak'ta operasyon yapmak zorundadır; çünkü aksi halde bütün caydırıcılığını kaybeder...
Öbür yandan, Türkiye yapacağı operasyonun diplomasisini, niteliğini ve zamanlamasını çok iyi ayarlamak zorundadır. Bu da sokağın öfkesiyle değil, diplomasi ve askerlik birimlerinin verileriyle planlama yapmayı gerektirir.
Öfke değil, akıl
On binlerce asker, tanklar, helikopterler; dünya TV'lerinde Türkiye Kuzey Irak'ı işgal ediyor gibi görüntüler! Ve "Direnişçi" pozundaki mahalli unsurlar!..
Lobilerin bu görüntüleri istismarı!..
Bunun yerine, askeri teknolojiyi kullanarak yoğun nokta vuruşları ve belli yerlere havadan komando indirmek daha uygun olur sanıyorum. Dahası, operasyonun konuşulduğu değil, adeta gündemden düştüğü bir zaman kesitinde harekât yaparak "baskın tesiri"nden yararlanmak gerektiği de bellidir.
Bunları elbette askerler ve diplomatlar düşünüyor ve planlıyordur.
İşin prensibi şudur: Türkiye iki koldan karşılaştığı bu tehditlerle mücadelesini akıllıca koordine etmeli, bir cephedeki mücadelesi öbürüne zarar vermemeli, aksine destek sağlamalıdır.
Diplomatik ve askeri planlamadan başka, iç reformlarla Türkiye'nin itibarını yükseltmesi de çok önemli bir siyasi faktördür. Yeni Türkiye'nin laik olacağını İsmet Paşa'nın niye Lozan'da açıkladığını iyi düşünmeliyiz.
Hamasi duygularla dünyaya meydan okumak değil, akılcı siyasetlerle dünyayla daha fazla bütünleşmek gerekir! Tehditlerle mücadele için de, Türkiye'nin gelişip güçlenmesi için de temel zemin budur.
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe