
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Kabak
"Kabak" sözcüğünün özelliği; düzden de okunsa, tersten de okunsa, değişmemesi...
Tıpkı "kelek", "ata", "kapak", "takat", "ana", "kepek" gibi...
* * *
"Kabak"ın da çeşitleri az değil hani; balkabağı, sakızkabağı, asmakabağı, sukabağı...
Ya mutfaktaki kabaklı mönüler?
Kabak kızartması, kabak kalyesi, kabak dolması, zeytinyağlı kabak, kabak tatlısı, kabaklı türlü güveç...
* * *
"Kabak"la örgülenmiş deyimler de epeyce.
"Kabak kafa", "kabak gibi sırıtma", "kabak başına patladı", "Kabak gibi ortada kaldı" vs...
* * *
Türkiye'de bugün siyasal partilerin il ve ilçe örgütlenmeleriyle; 3200 belediyenin çeşitli düzeylerdeki meclis üyeleri ve muhtarlar da hesaba katıldığında; 2 milyonu aşkın siyasetçi varmış.
Siyasetçi demeç ve nutuklarındaki gizli şifrelerin çözümü ve ileriye dönük siyasal olayların falına bakmakla uğraşan da, 1000'i aşkın yorumcu...
* * *
Şimdi bir de, 32'nci Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz dönemindeki siyasal olaylara şöyle hafiften bir göz atalım:
1- Herseklilerin baş kaldırısı ve bunları destekleyen Karadağlılar'a karşı Osmanlı ordularının operasyon başlatması - 1861.
* * *
2- Girit baş kaldırısının azgınlaşması ve İstanbul'da halkla gençlerin hamasi bir coşkuyla mitingler düzenleyip, Dersaadet'i tek bir sloganla çın çın çınlatması:
- Girit bizim canımız, feda olsun kanımız! - 1866.
* * *
3- Bulgarların baş kaldırısı, ordunun operasyon başlatması, Belgrad ve diğer kalelerin Sırplara terk edilmesi, Sadrazam Âli Paşa'nın Girit'e bizzat giderek, adaya özerklik tanıması ve hakkında başlatılan muhalif bir kampanya:
- Âli Paşa sattı vatanı! - 1867.
* * *
4- Hersek ve Bosna baş kaldırılarının yeniden alevlenmesi - 1875.
* * *
5- Bulgar başkaldırısının dozunu artırması; İstanbul'da medrese öğrencilerinin ayaklanması ve Sultan Abdülaziz'in tahttan indirilmesi - 1876.
* * *
Hamasi coşkular sonucu, kabak mutlaka birilerinin başına patlıyor sonunda.
1957'de de, Yunanistan'a karşı İstanbul'da hamasi bir coşku yaratma provokasyonu düzenlenip; Atatürk'ün Selanik'teki evinde gizlice bomba patlatılmış ve bombadan Yunanlılar sorumlu tutulmuştu.
* * *
Bütün bu gizli kapaklı siyasal kurnazlıklarla kışkırtmaların sonucunda da; kabak Menderes'in başına patlamıştı.
* * *
Evdeki hesapların çarşıya uymaması ve boyuna "Niye niyet, niye kısmet" sürprizleriyle karşılaşılması; politika ruletinin kara bir mizahı...
* * *
Napolyon'un çevirdiği rulet...
Enver Paşa'nın çevirdiği rulet...
Hitler'in çevirdiği rulet...
* * *
Rulet, bazen cuk oturmuş gibi görünür.
Mussolini, Rıza Pehlevi, Stalin, Burgiba "yönetim saltanatı"nın doruğuna kurulmuş olur...
Derken efendim, bir de bakarsınız ki dönmeyi sürdürüyor rulet...
Ortalık kan revan içinde ve elde kalan sıfıra sıfır...
* * *
Arkasından taze demeçler:
- Onlar geçmişte kaldı; köprülerin altından çok sular aktı; konjonktür iyice değişti...
* * *
Nedense bizde konjonktür, sadece bayramlardaki ölümlü trafik kazalarında hiç değişmiyor ve "milletimizin gücü de, bu sorunun üstesinden gelmeye" bir türlü yetmiyor.
* * *
Türkiye'deki bayramlarda trafik kazalarını önleyebilmek için, acaba hangi ülkelerde kulis yapmak yararlı olur dersiniz?
* * *
Bayramlarda trafik kazalarını önlemek için, oraya buraya kulis yapacak heyetler göndermenin hiçbir anlamı yok mudur, hiçbir yararı dokunmaz mı?
* * *
Peki şimdiye dek, büyük harcamalarla oraya buraya kulis yapmaya gönderilen heyetlerin ne kadar anlamı oldu ve ne yararı dokundu?
* * *
Öf aman, aklımızı karıştırmayalım. Kendisini arpa ambarında sanan aç tavuğa benzemek; ne bize, ne şanlı tarihimize, ne kahraman milletimize yakışır.
* * *
Bir daha yıla bugünlerde kim bilir neler konuşulacak ve kim bilir kimlerin başına patlayacak kabak?
* * *
En iyisi Kadıköy çarşısında nostaljik bir dolaşma ve 88 yıllık dost bir lokantaya girip, kabak tatlısı yemek...
* * *
Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım.
Amin...
c.altan@prizma.net.tr

Cafe