
Hasan CEMAL
Futbolu yeniden düşünmek!
Maç heyecanı bastı.
Milli takımın bugün İstanbul'da Yunanistan'ı yenerek 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine giden yolu açmasını yürekten istiyorum.
Bu gücümüz hâlâ var.
Başarabiliriz.
Farkındayım, bir umutsuzluk ortamı uç vermiş durumda. "Baksana son Moldova maçına, dökülüyoruz" sözleri her taraftan kulağıma çalınıyor.
Ama enseyi karartmayın.
Atina'daki milli maç öncesi de hava farklı değildi. Bizim saflarda yoğun karamsarlık hakimdi. Yunan futbolunun daha iyi, daha istikrarlı olduğu, Türk futbolunun ise iniş eğrisi çizdiği genel kabul görüyordu.
Bu arada sakatlıklar da Atina'daki milli maç öncesi Fatih Hoca'nın işini, takım tertibini bir hayli zorlaştırmıştı.
Ama sonuç hiç de beklendiği gibi olmadı. Geçen mart ayında Yunanistan'ı üstelik kendi evinde 4-1 yenerken yaşamış olduğumuz duygu fırtınasını bugün bile hissediyorum.
Evet evet, Atina'daki maçta Yunan takımının kalecisi Nikopolidis kabul günündeydi. Yediği kötü goller, bizim zaferimizde belirleyici oldu denebilir.
Ancak, yine de bir noktayı teslim etmenin hakça bir tutum olacağını düşünüyorum. 4-1'lik maçta, bizim takım özellikle ikinci yarı Yunanistan'ı kendi sahasına hapseden mükemmel bir oyun çıkarmıştı.
Şimdi bakıyorum, bu geceki maç öncesi bizim saflarda yine kötümser haller dikkati çekiyor. Medyadaki açıklamalar, yorumlar pek iç açıcı değil.
Haklı eleştiriler var tabii.
Evet eksiğimiz, gediğimiz az değil.
Umut bağladığımız topçuların form grafiği kötü. Gol yollarında da, savunmada da işler uzun zamandır iyi gitmiyor.
Ancak, bugün Fatih Hoca eğer takım tertibinde olmadık hatalar yapmazsa, o doğal 'liderlik ağırlığı'nı da koyabilirse, bu gibi maçlarda zaten daha iyi motive olabilen aslan topçularımız Türkiye'ye Avrupa Futbol Şampiyonası'nda final kapısını bu akşam Ali Sami Yen'de açabilirler.
Bu ihtimal yabana atılmasın.
Ama Yunanistan'ı yensek bile bir nokta akıldan çıkmasın:
Türk futbolunu yeniden düşünmek lazım.
Şu da söylenebilir:
Futbolumuzda sistem çöktü!
Bu yüzden her şeyi sil baştan düşünmek şart. En başta Futbol Federasyonu'nun yenilenmesi bir önkoşul niteliği taşıyor.
Örneğin bu çerçevede, dünya ve Avrupa futbol yönetiminin neredeyse çeyrek yüzyıldır doruklarında olan bir Şenes Erzik'in Türk futbolunun en başına getirilmesi isabetli bir tercih olabilir.
'Altyapı'yı kurmak zorundayız.
Türk futbolunda öylesine bir altyapı kurulmalı ki, bu sayede başarı bir tesadüf olmaktan kurtulup sistemli hale gelebilsin.
Başarıyı geçici değil kalıcı yapacak bir altyapının kurulması için hem futbol kulüpleri, hem futbol federasyonu yönetimleri bir an önce profesyonel ellere teslim edilmelidir. Türk futbolunda bunu mümkün kılacak yasal ve zihinsel bir değişim gerçekleştirilmelidir.
Kısacası:
Futbol yönetimi ve anlayışında kesin olarak bir düzen değişikliği lazım. İyi yönetişim konusu, Türk futbolunun gündemine bir an önce sokulmalı.
Yoksa futbolumuz çöküyor!
Ya da elden gidiyor.
Futbolu güzel oyun olarak bellemiş futbolseverlerin bu hususa dikkat etmelerinde yarar var.
Bu akşam Ali Sami Yen'de yine başarı elde edebiliriz. Tıpkı geçen mart ayı Atina'da olduğu gibi Yunanistan yine geçilir ve Avrupa Şampiyonası'nın yolu açılabilir.
Bu hâlâ mümkün.
Ancak, böyle bir galibiyet de futbolda düzen değişikliği konusunu bize unutturmasın.
4-1'lik zafer sonrası Atina'da hep birlikte büyük bir sevinç yaşarken, anımsıyorum, Fatih Hoca bu sonucun bir dönüm noktası olabileceğinden, "Türk futbolunun yeniden yükselişe geçmesi" ihtimalinden söz etmişti.
Başarılar bazen yeni bir başlangıcın yolunu açabilir, yeni süreçleri tetikleyebilir. Ama o 4-1'den sonra işler iyi gitmedi.
Onun içindir ki:
Türk futbolunu gerçekten yeni bir takım, yeni bir vizyon ve yeni bir ekol yaratacak tarzda yükselişe geçirmek için öncelikle futbolda düzen değişikliği için kolları sıvamak lazım.
Bu akşam gönlümüz milli takımla.
Başarılar diliyorum.
h.cemal@milliyet.com.tr

Cafe