
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Özal ve Doğramacı...
YANILMAK insanlara mahsus... Hele bir kere yanılıp da doğrusunu öğrenmemişsen, yanılma sürüp gider.
Böyle bir yanılma geçen gün başımıza geldi; biz rahmetli Özal ile YÖK'ün mimarı Prof. İhsan Doğramacı'nın birbirlerinden hoşlanmadıklarını sanırdık, meğer yanılmışız. Aslında yanılmamız biraz da tek taraflı. Sayın Doğramacı'nın arasının kimseyle nahoş olmadığını bilenlerdeniz; lakin Özal için öyle düşünmezdik...
* * *
AMANSIZ YÖK düşmanı olanların "Yüce demokrat, en büyük liberal" diye tanımladıkları Özal'ın, Doğramacı'yı bağrına basacağını doğrusu düşünmemiştik, yanılmışız!
* * *
PEKİ, durup dururken bu nereden çıktı?
Sayın Doğramacı, yeni bir kitap yayımladı (x) görüşlerinde değişiklik yok, diyor ki:
"(...) Evrensel olarak tanımlanan, üniversite özerkliği kavramı Batı ülkelerinde, ülkemizdekinden farklı bir şekilde yorumlanmaktadır. Hal böyle iken, üniversiteler kendi seçtikleri organlar eliyle yönetilmediği sürece özerk değildir, veya, üniversite mensubu olmayan kişilerin üniversite yönetiminde yer alması özerkliğe aykırıdır, gibi savların evrensel geçerliliği yoktur."
Sayın Doğramacı YÖK'ü kurarken de böyle diyordu, kaç yıl sonra yine aynı şeyi söylüyor.
* * *
PEKİ, Özal-Doğramacı ilişkisi nereden çıktı?
Daha doğrusu biz "Araları hoş değildi" diye sanarak niye yanılmışız?
Sorduk, soruşturduk, kimi "Tabii canım, Özal gibi bir demokrat YÖK'ün mimarını sever mi?" dedi, kimi "Doğramacı'dan yana bir sorun yoktur. Hocanın herkesle arası hoştur" hükmünü verdi, bu arada aklımıza Abbas Güçlü geldi, o bu işleri bilir... O da, aralarında kişisel bir sorun olup olmadığını bilmiyor, lakin ANAP seçim bildirgelerinde "YÖK'ün kaldırılacağı" belirtiliyormuş...
* * *
PEKİ, bu sorunu nereden çıkardık; sanki memlekette sorun yokmuş gibi...
Olayın kaynağı, Cumhurbaşkanı Özal'ın Sayın Doğramacı'ya 1992'de yazdığı resmi bir yazı... Cumhurbaşkanı Özal, Doğramacı'nın YÖK Başkanlığı'ndan istifasına ısrarlara rağmen engel olamayınca, istifayı kabul ediyor. Onun hizmetlerini teker teker belirterek, "Yüce milletin bu hizmetleri unutmayacağını" bildiriyor ve diyor ki:
"Bu hizmetlere ilaveten YÖK Başkanı olarak memleketimizin en kritik bir döneminde aldığınız sorumluluk ve verdiğiniz hizmetler üniversitelerimizin o günkü ve şimdiki durumlarını önyargısız bir görüşle mukayese edebilen herkes tarafından yad edilecek, yurt sathına yayılan ve daha da yaygınlaştırılmaya çalışan yükseköğretim kurumlarımızın gelişmesi ve gençlerimizin yetişmesindeki katkılarınız, belli çevrelerin bilinen sebeplerle hakkınızdaki olumsuz görüş ve eleştirilerine rağmen, yüce milletimizin kadirşinaslığı ve takdir duyguları ile gelecek nesillere taşınacaktır."
* * *
ÖZAL'ın güzel duyguları devam ediyor, Doğramacı'ya "Kazandırdığı eserler, verdiği unutulmaz hizmetler için teşekkür ederken" mektubunu şöyle noktalıyor:
"Kazandırdığınız eserler ve verdiğiniz unutulmaz hizmetler için teşekkür ediyor, fedakârlık ölçüsüne varan büyük gayretlerinizle sağladığınız başarılı sonuçlar ve gençlerimize açtığınız ufuklar için takdirlerimi belirtiyor, sizlere sağlık ve huzur dolu bir yaşam diliyorum."
* * *
GÖRDÜNÜZ işte, insan ne kadar yanılıyor, Özal'ın YÖK ve Doğramacı'ya karşı olduğunu, aralarının pek hoş olmadığını sanarak nasıl yanılmışız...
Kim bilir, bu mektubu görenler, okuyanlar, nasıl da şaşırmışlardır.
(x) Türkiye'de ve Dünya'da Yüksek Öğretim Yönetimi (Bu kitabın elektronik kopyası www.dogramaci.org adresindedir.)
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe