|
 |
|
|
Kentin estetiği hep göz ardı ediliyor
Satır Arası / Deniz Sipahi
''Kent yenileme'' sözü kulağa hoş geliyor. Son 40 yılda hızla büyüyen, göç alan kentlerimizin durumu aslında iç açıcı değil. Geçmişin fotoğraflarına bakıyorum da o güzelim şehirlerimizi ne hale getirmişiz.
Bugün mangalda kül bırakmayan odalarımız, derneklerimiz o işgaller devam ederken, kentlerin en değerli yerleri geceden sabaha dolarken neden susmuşlar acaba?
Bu sorunun cevabını nedense hiç bulamadım.
Her değişen ilgili odaların başkanlarına bu soruları sordum ama verilen cevaplar hep birbirine paraleldi.
''Geçmiş yönetimdeki arkadaşlar ihmal etmişler...''
Peki o ihmallerin bugün başımıza açtıkları işlerin faturasını bizler ödemek zorunda mıyız?
Gayet açık...
Evet, ödemek zorundayız.
O yüzden ''kent yenileme'' sözcüğünün kulağa hoş gelen yanı kadar gelmeyen kısmıyla da ilgileniyorum ben... Ve en azından bu sefer hata yapılmaması gerektiğini düşünüyorum.
Görüyorum ki hassasiyet yine yok.
Bir başka çirkinlik yerine, bir başka çirkinlik yaratılıyor. Hükümetler yetkiyi paylaşmayı istemiyor.
Kentin yenilenmesi projesini bile siyasi rant aracı yapmak istiyor.
Bizim itirazımız buna...
* * *
Estetikten uzak, yüksek, sosyal açılımları düşünülmeyen konutlar yaparak kenti yenileyemezsiniz.
Değiştirdiğinizi zannetseniz bile zaman içinde farklı sorunlar karşımıza çıkmaya devam eder.
En azından bu sefer mimarlar odaları, şehir plancıları odaları daha aktif rol oynayamazlar mı?
İzmir Mimarlar Odası’nın etkinliklerini sürekli takip ediyorum.
Gerçekten de son dönemde meslek içi eğitimler ve buluşmalarla öne çıkmaya çalışıyor.
Bu çabayı ve projeleri geliştirenleri tebrik ediyorum.
Ancak kentlerimizin önünde büyük bir problem olarak duran ''estetik'' probleminin aşılması için çok daha farklı düşüncelere ihtiyaç olduğunu görüyorum.
Türkiye, Avrupa Birliği’ne bu kent siluetleriyle girmemeli. ''Güzel İzmir'' sözünün benim gibi şarkılarda kaldığını düşünmüyor musunuz?
Güzelyalı’nın, Karşıyaka’nın, Alsancak’ın, Göztepe’nin siyah beyaz fotoğrafları ilginizi daha fazla çekmiyor mu?
Ben geçmişin İzmir’ini gerçekten özlüyorum.
* * *
Giderek büyüyen ve hızla yayılan bu kentin ne yazık ki çok çirkin inşa edildiğini düşünüyorum.
Oysa bizim prestij binalara, örnek gösterebileceğimiz komplekslere ihtiyacımız var.
Bol gecekondusu olan, dış cepheleri bile boyalı olmayan, boyalı olsa da insanların kafalarına göre boyadıkları saçma sapan bir şehir görüntüsüne sahibiz. Uluslararası EXPO sempozyumu için gelen delegelere çirkinliklerin gösterilmemesi için yol güzergahlarının nasıl planlandığına, değiştirildiğine hep birlikte şahit olduk.
İzmirliler her zaman saklanan, kaçınan olmak zorunda mıdır?
Tekrar ediyorum...
Kenti yenileyelim ama bu sefer hata yapmayalım.
Hiçbir özelliği olmayan, estetikten uzak, sosyal konut havasından kurtulamayan binalarla, yapılarla ''kent yenileme'' olmaz.
Calvino’nun dediği gibi...
''Bir kentte hayran kaldığın şey; onun yedi ya da yetmiş yedi harikası değil, senin ona sorduğun bir soruya verdiği yanıttır...''
Siz İzmir’e, İstanbul’a, Ankara’ya bir soru sorduğunuzda hangi yanıtı alıyorsunuz?
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|