|
 |
|
|
"AKP kentli kadınların desteğini kalıcı hale getiremedi"
"Ben Alevi, Sünni, Türk, Kürt, Hıristiyan değilim. İnsanım ve yeryüzü vatandaşıyım"
NAKİ ÖZKAN
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Altan, "İkinci Cumhuriyet" tartışmalarıyla, 20 yıllık köşe yazarlığıyla, üniversitedeki hocalığıyla kamuoyunun çok yakından tanıdığı bir figür. Üstelik, bu söyleşiyle bir bağlantısı olmasa da efsanevi gazeteci, yazıda soyut resmin ustası bir yazarın, Çetin Altan'ın oğlu. Tabii, yazar Ahmet Altan'ın da kardeşi.
Mehmet Altan, AKP'ye yakınlığıyla bilinen Star gazetesinin de başyazarı. Ancak AKP'li olmayan Altan'ın bu çizgide bir gazetede AKP'yi eleştirdiğini, üstelik son çıkardığı kitabı "Eğrisiyle Doğrusuyla AK Parti"de (Hemen Kitap) AKP'ye hayli sert eleştirilerde bulunduğunu okuyanlar görecek, bazı gözler de şaşıracaktır.
"Eğrisiyle Doğrusuyla AK Parti" kitabınızda takıldığım bir kavram var: "Müslüman demokrat". İnsan ya demokrattır ya değildir.
Türkiye'de devlet bürokrat eliti, Müslüman bir kitlenin demokrat olamayacağına inanıyor. Ne dedi eski Genelkurmay Başkanı: "28 Şubat bin yıl sürebilir." Bütün tartışmaların özü bu. Ben Türkiye halkına güveniyorum, demokrat olabilir. Bu kavram bunun ifadesidir.
Tabii ki Müslüman bir toplumda demokrasi olabilir. Ama laiklere laik demokrat, Alevilere Alevi demokrat, Ermeni, Rum ve Süryanilerin dindarlarına da Hıristiyan demokrat mı diyeceğiz? Demokrat demek yeter gibi.
Laik, demokrat olmaz. Demokrat zaten laiktir. Ben din-demokrasi ilişkisinde bir tanımlama getiriyorum. Müslümanlık diğer dinler gibi değil, Kuran hem anayasa hem ceza kanunu hem de medeni kanun. Böyle düzenleyici bir dine sahip olanların demokrasiyle buluşamayacağı gibi bir iddia var. Onun için bu kavramı kullanıyorum.
Alevileri yok sayan bir iktidarın Müslüman demokrat olması mümkün mü?
Onlar Müslüman demokrat olduğu zaman zaten toplum demokrat olacak. Alevilik sorunu da olmayacak... Toplum türbana sahip çıktığı kadar vicdani redde de sahip çıksa sorunlar çözülecek.
"Ilımlı İslam"ın da yanlış anlaşıldığını söylüyorsunuz...
Ilımlı İslam fanatizmden uzaklaşmaktır, kent İslamı olmaktır. Müslüman diye Taliban'ı görüyor dışarıdan bakan.
ABD'de de kullanıldı bu kavram.
Ilımlı sözcüğüne takıldılar, ben fanatik değil özgür bir Müslüman toplumdan söz ediyorum.
"Müslüman demokrat olmanın yolu, ideolojisiz bir devletten yana olmaktır" diyorsunuz. Din, ideolojiyi de içermiyor mu?
Evet, bir Müslüman ideolojik tavır alabilir, şeriattan yana olabilir ama Müslüman demokrat olması için devletin laik ve ideolojisiz olduğunu kabul etmesi gerekir.
Bir insan, hayatı ve devleti dönüştürmek ister.
Bireysel hayatında inandığı gibi yaşamak, devletin hayatında yansız olabilmek, işte sorun bu. Müslüman bunu ayırabilir diyorum.
"Siyasetteki değerlendirme ölçüm Avrupa Birliği'dir"
"Şehirli kadınları AB modernizmine taşıyacak dönüşümü ıskaladı", "Topluma devlet eliyle AKP ahlakı giydirilecek", "Bireylerarası ilişkilerde yasakçı", "AB'nin insan odaklı özgürleşme anlayışına henüz çok uzak" diyerek AKP'yi eleştiriyorsunuz. İçerik olarak sert ama üslup olarak daha yumuşak. Alevilere ve CHP'ye gelince üslubunuz daha sertleşiyor.
Bir üslup sorunum olduğunu sanmıyorum. AB konusunda, CHP'nin bizi dış dünyadan koparmasını eleştirmek lazım değil mi? Benim siyasette parti taraftarlığım yok. Siyasetteki değerlendirme ölçüm AB. 83 yılda alamadıklarımı beş yılda AKP döneminde aldım, yani AB sayesinde aldım. AB'ye karşı olanları sert eleştiriyorum. Burada bir üslup sorunu yok. Ama zina konusunda, Ermeni meselesinde AKP'ye de çok ağır eleştirilerim oldu. Konuya sadece AK Parti olarak bakmayın.
Kitabınızın adı, "Eğrisiyle Doğrusuyla AK Parti" olunca ben de sorularımı AKP'ye yönelik hazırladım.
Ben kitabımda AKP'ye değil, AKP üzerinden Türkiye'ye bakıyorum.
Keşke, kitabınızın adı "AKP üzerinden Türkiye'ye bakmak" olsaydı...
Kitabımda sadece Türkiye'ye değil, dünyaya da bakıyorum. AKP kent kadınlarının desteğini kalıcı hale getiremedi ve kendisini de dönüştüremedi. AKP bu kadınları içselleştiremedi. Göztepe'ye cami yapmaya kalktılar, belediyelerde içki yasağı koydular. Kendileri gibi giyinmeyenleri, müzik dinlemeyenleri dışladılar. Bu demokratikleşmeye ters bir muhafazakarlaşmadır. AKP bu çizgiyi netleştiremezse çok yakın bir zamanda iktidarını kaybeder.
"Birbiriyle çatışan iki AKP var"
Başyazarı olduğunuz Star gazetesi, rock festivalini esrarkeş partisi gibi sunmuştu...
Kendi gibi olmayana hayat hakkı tanımayan bir tutumdu ve eleştirdim.
"Türban için referandum yapılsın" dediniz. Ama AKP başka referandumlar peşinde.
Türban konusu, türbandan yana olana da karşı olana da rant sağlıyor. Türban üzerinden siyaset yapılırsa türbanı çözemezsiniz. Bir dönem için söylemiştim referandumu...
Sizin, "İki zaaf noktası: Adalet ve İçişleri" başlıklı yazınız da var. İki bakanlığı da eleştiriyorsunuz.
İki AKP olduğunu gösteren bir tespit bu. AKP dış dünyanın aklını aldığında çok doğru işler yapıyor, kendi aklıyla hareket ettiği zaman Türkiye'yi tökezletiyor. İki AKP var. Biri dünyalaşmanın istikametinde giden AKP, bir de yerel siyaset, çıkar peşinde koşan bir AKP. Bu ikisi çatışıyor. AKP'nin beş yıl içindeki büyük başarısının nedeni, dünyalaşma sürecindeki AKP'dir. Buna fren koyan, 301'i savsaklayan, Orhan Pamuk'un kitaplarını yak emri vereni terfi ettiren, türban kadar diğer konulara sahip çıkmayan bir AKP de var.
"Şemdinli'de AKP U dönüşü yaptı" dediniz.
Bence, AKP Şemdinli'de iktidarını kaybetti. Neden? Hukukun gereğini yapmadı. İddianame yazdığı için bir savcıyı atıyorsan, sen hukuka ihanet eden bir iktidarsın demektir.
Trabzon, Malatya, Hrant Dink cinayetlerindeki tutumu da eleştirdiniz. Bakanın istifasını istemeniz gerekmez miydi?
Müslümanların bu olayları büyük kitleler halinde protesto etmemesini de eleştiriyorum. Ben Alevi değilim, Sünni değilim, Türk değilim, Kürt değilim, Hıristiyan değilim... İnsanım ve yeryüzü vatandaşıyım. Bu, dinimizi, ırkımızı daha barışçı bir şekilde taşıma imkanı verir.
"Ali Babacan'ı AB konusunda başarılı bulmuyorum"
Müzakereler çöktü, Başmüzakereci Ali Babacan ortada gözükmedi. Babacan, başmüzakereciliği götürebiliyor mu?
Konu, sadece Babacan'dan ibaret değil. AK Parti seçimlere iki yıl kala AB sürecini savsaklamaya başladı. İki aydır AK Parti hükümeti var ama var mı yok mu belli değil. AKP değişimin siyasetini sürekli yapabilen bir parti değil. Değişime, kendi siyaseti üzerinden bakıyor. O da iktidardan nemalanıyor. Şu andaki AB yaklaşımlarını tasvip etmiyorum. Babacan'ı da bu konuda başarılı bulmuyorum. AB konusunda irade yok. Dağınıklar. Bir heyecan, vizyon, umut, arzu eksikliği var.
AKP teknik kadroları oluşturabilir mi önümüzdeki süreçte?
Oluşturmazlarsa ve AB yolunda ısrar etmezlerse iktidardan giderler, fazla kalamazlar. AK Parti'ye desteğim AB konusunda. AB konusunda daha aktif, daha yapıcı bir parti çıkarsa onu desteklerim. Dünyalaşma ile Türkiye arasındaki köprüleri kim kuracak? Şu anda bunu kuracak bir AK Parti görmüyorum.
Şimdi, siz AKP konusunda daha mı umutsuzsunuz?
Son iki aya bakınca öyle. Çok daha tedirginim. Kaybolmuş bir AKP görüyorum.
"Fakir adam laik olamaz" diyorsunuz...
Ben sonuna kadar laikim. Neden? Yaşam biçimim buna uygun. Tüketimin özgürce yapılacağı, insanların kadın-erkek bir arada olacağı, farklılığı içeren bir yaşam tarzım var. Tanrı'nın unuttuğu bir köyde yaşayan bir insanın laik olup olmamak umrunda mı? Laiklik bir tüketim özgürlüğünü, bir yaşam biçimini beraberinde getirir. Burjuvazinin gelişmediği, refahın olmadığı bir toplumda laikliği yerleştirmek ve içselleştirmek çok zordur.
"Alevilerden demokrasi sözcüğünü duymak istiyorum"
Kitabınızda Alevilerden neredeyse hiç söz etmiyorsunuz.
Aleviler benim gençliğimde sosyalist bir anlayıştan yanaydılar. Ama zaman içinde Atatürkçü, Kemalist ve sistemden yana bir ideoloji yönünde dönüşüme uğradılar. Alevileri bu işe koymamamın nedeni şu: Onlar artık emek yerine mezhep açısından kendilerini güvenceye almak istiyor. Askeri yanda taraf tutma, Sünnilere karşı kendilerini korumak için orduyla iyi geçinme peşindeler. Statükodan yana duruyorlar.
Alevilerin kendilerini korumalarını gerektiren bir durum varsa, kendilerini de koruyan askerse, sistemse, onlarla bütünleşmesi çok yanlış olmasa gerek.
Kendilerini askerle içgüdüsel olarak korumak istemeleri anlaşılabilir. Ama kendilerini güvence altına alacak daha sağlıklı yol, temel hak ve özgürlüklerden yana çıkmalarıdır. AB sürecinden yana çıkarlarsa, kendilerini daha fazla güvenceye alırlar. Aleviler çok önemli, aydınlık, çağdaşlaşmanın sigortası olabilecek bir gruptur. AB'ye sahip çıkmaları herkes için olumlu bir sonuç verir.
Alevilerin askerden yana olduğuna, AB'ye karşı olduğuna dair bir veri yok ki!
28 Şubat'ta iyi durmadılar. Destek oldular.
Alevilik bir tarikat değil ki, organize hareket etsin...
İçgüdüsel hareket ediyorlar belki ama temel hak ve özgürlükleri,
AB hukukunu savunduktan sonra, Alevilerin isteyip de elde edemeyeceği hiçbir şey yok. AKP'nin Alevilere yaklaşımı eksiktir, yanlıştır, yetersizdir.
Aleviler de bunu duymak istiyor...
Ben zaten söylüyorum bunu. Ben de onlardan, Kemalizm yerine demokrasi sözcüğünü duymak istiyorum. Neden sosyalizmden Kemalizme gittiler?
Aleviler demokrasiye güveniyor da AKP'ye güvenemiyor...
AKP'ye değil, dünyaya ve evrensel hukuka güvenecekler.
|
|
|

|