Tek suçlu Terim mi?
FOTOĞRAFLAR: VEDAT DANACI
Doğru sonuca varmak için doğru analiz yapmak şart. Bu bakımdan Milli Takım'ın Avrupa Şampiyonası grup elemelerinde yarattığı hayal kırıklığının tek suçlusu olarak Fatih Terim'i göstermek yanlış olur.Tamam...
Terim'in oyun felsefesinin, kadro tercihlerinin ve gerilime dayalı motivasyon taktiğinin günümüz futbolunda yeri yok.
"En iyisini ben bilirim" megalomanlığı, lider oyuncularla arasının hiç düzelmemesi, geçmişe dönük takıntıları ve milli takımı deneme tahtasına çeviren fantazileri, bugün yaşadığımız karabasanın en önemli nedenleri.
Ancak kabul edelim ki, iki yıl önce farklı seçenekleri değerlendirmek yerine Terim ile devam kararı verenlerin de sorumluluğu büyük.
Bu yüzden insanlar şu soruların yanıtını merak ediyor:
1- Tarihe geçen İsviçre rezaletinden sonra, FIFA'nın ısrarla "cezalandırın" dediği ve olayın sorumluları arasında gördüğü Fatih Terim hangi gerekçelerle ve kimlerin devreye girmesiyle görevde kaldı?
2- "Fatih hoca gitsin" diyenler çoğunlukta iken, 9 Şubat gecesi neler yaşandı da ertesi sabah gelişmelerden haberdar olmayan birkaç yönetim kurulu üyesi dışında herkes Terimci oldu?
3- Altı maç tarafsız sahada seyircisiz oynama cezasından sonra kim "Bu takımı ancak Terim motive edebilir ve bizi finallere götürür" diye ağırlığını koyup diğer adayları bertaraf etti?
4- Ersun Yanal ile başlayan değişimi ve alınan mesafeyi üç yıl içinde bir adım öteye taşıyamayan, yapılanları da yıkan bir kadroda bugün bile ısrar edilmesinin gerekçesi ne?
Başta Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy olmak üzere, şu anki yönetimde yer alan bazı yöneticiler yukarıdaki soruların yanıtını çok iyi biliyor.
Ancak unutulmamalı ki, bu milli takım yarın Norveç'e puan kaybeder ve finallere gitme hakkını kaçırırsa fatura sadece Fatih Terim ve ekibine değil, onu tercih eden Ulusoy ile arkadaşlarına da kesilir.
Günahın yarısı onların.
* * *
Biliyoruz, işimiz kolay değil.
Bir başka gerçek ise, iki maçta altı puan kazanıp gruptan ikinci çıkma şansımızın sürdüğü.
Gelinen noktada Fatih Terim'in dediği gibi en kötü senaryo bu.
Ama bu senaryoyu yazan da, rolleri dağıtan da Terim'in kendisi.
Üstelik bir de oyun iyi yönetilemeyince...
Futbolcularda güven erozyonu, kamuoyunda Terim'e karşı inançsızlık doğdu.
Son iki günde yapılan anketlerin sonuçlarına bakarsanız milli takım hocası hemen istifa etmeli.
Bugün yapılacak teknik adam değişikliği Terim'in başarma şansından fazla bir katkı sağlayacaksa, sorun yok.
Basalım parayı getirelim en iyisini!
Ancak Norveç ve Bosna maçlarından beklediğimiz sonuçları alamazsak...
O koltuklarda oturmaları artık sadece milli takımın performansına bağlı olan Ulusoy federasyonunun da varlığı tartışılacak.
Milli takım finallere giderse mi?..
İşte en kritik soru bu.Gitse bile Terim ve ekibi 2008'de milli takımın başında olmamalı.
Çünkü daha fazla stres, kavga ve döğüşe kimsenin tahammülü kalmadı.
İşin kolayı var
Yunanlı futbolcu Samaras, "Türkiye'nin bu maç için Ali Sami Yen'i tercih etmesi büyük hata. Fenerbahçe Stadı'nda oynasaydık işimiz zor olurdu" demiş.
Rakip bile 50 bin kişilik Saracoğlu arenası ile 17 bin kişilik Sami Yen'de arasındaki farkı kavramış.
Ya biz?
Bazıları hâlâ uğurdan, büyüden medet umuyor.
Oldu olacak meşhur hoca efendinize bir muska yazdırın da, bakalım icabına Norveç ve Bosna'nın...
Minareyi çaldılar da...
Bu olay Türk futbolunda yaşamsal kararların nasıl verildiği ve "yaptım oldu" anlayışının nasıl hakim kılındığını görmek açısından iyi bir örnek!
Kahramanları, Futbol Federasyonu yöneticileri ile Trabzonspor-Sivasspor maçının temsilcileri.
Anımsarsınız.
Maçın temsilcileri, tekrar kararının alındığı yönetim kurulu toplantısından bir gün önce ek rapor yazıp hakemin "Sahaya dönersem 3-5 Sivassporlu futbolcuyu atarım" dediğini iddia etmişti ya...
Şimdi sıkı durun!
Meğer o raporlar, Federasyonun 27 Ağustos'ta yaptığı toplantıdan sonra kaleme alınmış.
Yani tekrar kararının ardından!
Nasıl mı?
İki temsilci o gün yönetim kurulu üyeleri önünde gördükleri, duydukları ve sonradan anımsadıkları her şeyi anlatmış.
İşleri bittikten sonra da federasyondan ayrılmış.
Ancak söyledikleri kayda geçirilip imzalatılmadığı için ortalığı bir telaş almış.
Beylere telefonla ulaşılmış, toplantıda anlattıklarını rapor haline getirmeleri ve üzerine 26 Ağustos tarihini atlamaları (Toplantıdan bir gün önceki tarih) talimatı verilmiş.
Sonrası malum.
Bu raporlar tekrar kararının gerekçesi gösterilmiş.
Minareyi çalanlar kılıfını bulduğunu düşünmüş ama...
Evdeki hesap bu kez Tahkim'den dönmüş.
FIFA ve Binnet
Türkiye'de iyi şeyler de oluyor.
Ancak sansasyondan ve kavgadan hoşlanan çoğunluk, bunları görme gereği duymuyor.
İşte bir örnek; Dünya futbolunun patronu, Türkiye Futbol Federasyonu Sağlık Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Binnet ve ekibinin Adana'da yaptığı "Sıcak hava koşullarında futbol oyunu" konulu araştırmasının sonuçlarını etkileyici buldu ve hemen sahiplendi.
FIFA, Suudi Arabistan'da planlanan benzer projeyi iptal ederek Binnet ve ekibi tarafından yürütülen çalışmayı destekleyeceğini bildirdi.
Övünülecek ve gurur duyulacak bir tablo.
Teşekkürler Binnet'e ve büyük bir özveriyle çalışan akademik kadrosuna.
Hangisi skandal?
Utanmasalar Faroe Adaları'nda iki gün boyunca etkili olan kötü hava koşullarının sorumlusu olarak Selçuk Dereli'yi gösterecek, Fransa Milli Takımı'nın maçtan üç saat önce indiği adaya Türk hakem triosu ulaşamadığı için zil takıp oynayacaklardı.
Hele içlerinde biri vardı ki...
Hani hakemlik yapıp yıllarca o kokartla maç yönetmemiş olsa!
Diyeceğim o ki, saçmalığının sınırları ufku ile orantılı.
Şimdi merak ediyorum.
Olayı "Skandal" diye nitelendiren bu eski hakem UEFA tarafından skandalın kahramanlarına 8 Kasım'da önemli bir maç daha verildiğini görünce asıl skandalın kendisi olduğunu anlayabilmiş midir acaba?
cersen@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe