Kadınların idolü olabilecek erkeklere homofobik, antipatik, negatif etiketler yapıştırma timi iş başında
nornek@milliyet.com.tr
Toplantı masasında dergi karıştırıyorum, modacı Tom Ford’un fotoğrafı... Soldan bir erkek sesi: ''O gay''. İki kısa kelime... Ustalıkla bırakıyor zehrini ve kaçıyor!
Eee yani? Ben ne yapayım, Tom Ford gözlük yapmış, almışım, takmayayım madem!!
***
Soru: ''Beckham yine 23 numarayla mı oynayacak?''
Arkadan bir erkek: ''Beğeniyorsunuz o metroseksüeli ama sen hiç onun sesini duydun mu? Bir konuşsun bak bakalım karizmadan eser kalıyor mu? Bir daha Beckham, mekım diye çığlık atıyor musunuz!''
Bu ne şimdi? Biz sana bir futbol topu verelim kaleye de David Beckham’ı geçirelim, sen sürekli şut çek! Sert de vur, stresini alır...
***
Yorum: ''Johnny Depp’e bayılırım, Keanu Reeves’in hastasıyım...''
Karşıdan bir erkek sesi: ''Keanu mu? Biseksüel o''...
''Oldu hemen yetiştir! Sanki helal süt emmiş, içkisi kumarı olmayan bir Keanu Reeves arıyorduk da, bu yeni bilgi üzerine babam beni ona vermeyecek. N’oldu! Niye söyleyip huzurumuzu kaçırıyorsun!''
***
Magazin servisinin fotoğrafları gösteriliyor... ''Bilmem kimin yanındaki delikanlı kim? Düzgün birine benziyor.''
Sol taraftan bir erkek sesi: ''Amaaan, adamın kıyafetine bak bir kere. O ne gömlek, o ne ayakkabı öyle...''
(Bu arada Milliyet yazıişlerinde dört tarafımızın erkeklerle çevrildiğini bilmem anlatabildim mi? Üç kızız, birimiz de izinli oldu mu, fotoğraf gösterimi siyasilerin kravat yorumlarından geçilmiyor; hangi ortamda ne giyilmeli, senenin modası dış haberler müdürüne sorulmadan edilmiyor)
***
Şimdilerde ise ''kadınların idolü olan ya da olabilecek, azıcık eli yüzü düzgün erkeklere homofobik/antipatik/negatif etiketler yapıştırma timlerinin''nin (kimi zaman örgütlü çalışıyorlar kimi zaman bağımsız!) bir numaralı hedefi bir tür jönler karması olan ''Bıçak Sırtı''.
Milliyet gazetesi toplantı masasının sınırlarını da aşıyor bu konu. Sokakta, kafelerde, barlarda ''o tim'' aktörlerden hiç olmazsa iki cümleyle söz etmeyi ihmal etmiyor. Fikret Kuşkan, Nejat İşler ve de Mehmet Günsur bir araya geldi ya, hazır hedef. Ve sanırım aralarında da ''en tehlikeli'', ''en dişli'' Nejat İşler görüldü...
Şimdi adama ''gay'' desen değil, bir biseksüelliği de görülmemiş, ''metroseksüel'' deyip maço oylarından da düşemezler... Sicili temiz... Aaa pardon, Okan Bayülgen’in şovuna çıktığında alkollüymüş, biraz saçmalamış; tabii ki bu dev kusuru masaya yatırılmalıymış!
Ama bütün kızlar toplandık ona da bir karizma atfettik!
Sıradaki...Hemen geliyoooor: ''Aynı rollerin adamı Nejat. Mustafa Hakkındaki Her Şey’de de aynıydı Aliye’de de, Bıçak Sırtı’nda da.''
Sonra ''Fikret Kuşkan daha iyi. Dizideki esas oyuncu o'' deniyor. Top göğüste yumuşatılmış oluyor; kadınlar tribünündeki hararetli hava yerini huzura bıkarıyor.
Ama yeter mi? Hayır.
Yeni ve daha parıltılı bir madde bulunuyor ki, bunu farklı meslek gruplarından onlarca erkekten, tam da bu nida ile duyuyoruz: ''Yaaa o Nejat’ın tipi de... Tıpkı Tayyip.''
(Öyle bir tonlama ki; tam da sevecektik ama... Kusura bakma işte, son anda... Çok da üzüldük sizin için! Beşiktaş’ın gol yemesi üzerine ''Geçmiş olsun kardeş'' diyen Fenerbahçeli samimiyeti!)
***
Oysa daha geçen haftalarda medya devi Ruopert Murdoch ''Karizmatik olduğunuz kadar da yakışıklışınız'' buyurdu Başbakan’a; pek çok Türk kadını da onayladı bu tespiti.
Buna karşılık ''iktidarın yakışıklılığa etkisi'' yazıları yazıldı, Ahmet Mete Işıkara, Turgut Özal örnekleri verildi...
Kısa süre sonra da ''hayatını yazsa bir Harry Potter kitabı muamelesi yapıp ilk alan olmak için kitapevinin önünde sıraya gireceğim'' Cecilia Sarkozy, Fransa Cumhurbaşkanı olan eşini de, ''iktidarı'' da boşadı.
Kafam karıştı... Ben iktidar-güç-yakışıklılık üçgeninde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a puan bile verememiştim daha... Oysa ''burnu iyi koku alan o erkek güruh'', Nejat İşler’in Tayyip Erdoğan benzerliğiyle büyük bir kredi kaybına uğrayacağı kanısına varmış ki, fırından bu yeni kurabiyeleri çıkarmış. ''Dedikoducu, entrikacı olanlar kadınlar'' deyip de nasıl da hedef belirleyip onu yok etmek için gerekli gazları veriyorlar.
Ama bilmiyorlar ki biz hâlâ ''beğenerek izliyoruz.'' Ama bilmiyorlar ki kadınlar sonunda bildiklerini okuyor.. Bu arada bir de... Viva Cecilia!

