Yo-yo
Beli kalınlaşmış, ekseninde dönemeyen, eski şöhretlerini adeta kemiren futbolcuları saygı ve sevgi ile tarihe gömmeliBilir misiniz, tıpta yo-yo etkisi diye şişmanlıkla ilgili bir tabir vardır. Şöyle ki perhiz yaptıra yaptıra kişiyi zayıflatırsınız, bir de bakarsınız ki, aynı kişi bir müddet sonra birden bire yine şişmanlamıştır.
Çocuklukta yo-yo oynardık. Bir ipin ucuna bağlı tahta tekerlek, bir aşağıya, bir yukarıya çıkardı. Tıpkı tahtarevallideki gibi. Tıpkı şimdi bizim futbolumuzdaki gibi. Bir bakıyorsunuz havalanıyoruz, bir bakıyorsunuz aşağılardayız. Yo-yo oynayan özürlü şişman misalindeki gibi. Bir denge yok.
İlim adamları ne kadar uğraşsalar da bu tip şişmanlık dalgalanmasına kolay kolay çare bulamıyorlar. Çünkü problem başta psikolojik. Tıpkı bizim futbolumuzdaki gibi. Üzüntü verici bir iş. Vaadler, ümitler ve psikolojik sözler. Futbolseverler çok yaralı. Hele hele İstiklal Marşı niye çalıyor, ne var, ne oluyor acaba deyip televizyona koşanlar, işin reklam olduğunu görünce yüzleri kıpkırmızı oluyor. Bazıları da çok ama çok kızıyor.
Esasında yo-yo etkisinde kalmış, beli kalınlaşmış ekseninde dönemeyen, eski şöhretlerini hala kemiren futbolcuları saygı ve sevgi ile tarihe gömmeli. Gençleri yetiştirip birkaç kez kupalara katılmamayı göze almalı. Yoksa bugünkü anlayış ile ve eldeki bu malzeme ile ne kadar iyi aşçı bulsak da yemek tat vermiyor vesselam.
faksoy@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe