
Güngör URAS
Olayların içinden
Fakir olduğumuz için başımız dertten kurtulamıyor
Eğer ekonomimiz güçlü olsa idi, n Dün Hakkâri'de çok sayıda askerimizi kaybetmezdik.
Fakirlik, ekonominin güçsüzlüğünün sonucudur. Ekonominin gücü, borsa endeksi, piyasaların parası olana büyük getiri vermesi, özelleştirme ve varlık satışları nedeniyle ve de yüksek faiz nedeniyle ülkeye giren döviz miktarıyla ölçülmez.
Ekonominin gücü üretimle, gelirle ölçülür. Bu ülkede kişi başı yıllık üretim 5 bin dolardır. Milli gelir 5 bin dolardır. AB ülkelerinde ise kişi başı (katma değer) üretim/milli gelir 25 bin-35 bin dolarlarda dolaştığı için Türkiye (bu ülkelere göre) fakirdir.
Üretim "güç"tür
Fakirlikten kurtulmanın yolu üretimi artırmaktır. Üretim, yatırımlar arttığı ölçüde artar.
Hükümet yerli ve yabancı sermayenin yatırımının önünü açmak için ne yapıyor?
Yatırım üretmek için, üretip satmak için yapılır. İç veya dış talep yok ise üretim ve yatırım yapılamaz. İçeride (IMF destekli) sıkı para ve maliye politikası nedeniyle talep sınırlı. Ucuz döviz politikası nedeniyle dışarıya mal satılamıyor. Bu durumda yerli ve yabancı neden yatırım yapsın, neden üretimi artırsın?
Kaldı ki, yerli ve yabancı yatırımcı ileriye bakarak hesabını yapar, riske girer.
Ülke ürettiği ölçüde güçlüdür
Kendi kendimizi kandırmaktan vazgeçelim. Kendi kendimizi kandırdıkça "uyuşuyoruz"...Uyuştukça (göreceli/nispi) fakirliğimiz artıyor. Fakirliğimiz arttıkça ülke güçsüz hale geliyor. Bir ülkenin gücü insanlarının zenginliği ile ölçülür. Zenginlikde. para esastır ama parayı yaşam biçimi bütünler. Yaşam biçimi, eğitimdir, bilimdir, teknolojidir, sanattır, kültürdür, çağdaş olmaktır.
Ekonomimiz çok zayıf. Bu durum yaşam biçiminin düşük çizgide kalmasına neden oluyor.
Ekonomiyi güçlendirmeden belalardan kurtulamayacağız. "Önce belalardan kurtulalım, sonra ekonomiyi güçlendiririz" diyenler yanlış yapıyor.Yanlışların faturasını pahalı ödüyoruz. Fatura önce "faiz" idi. Şimdilerde "can"oldu. Böyle giderse, sonunda "toprak"olacak.
guras@milliyet.com.tr

Cafe