Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Ekim 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Tayyip Erdoğan tek başına çok zengin malzeme veriyor"

Beşinci kitabını çıkaran karikatürist Ercan Akyol: "Bir çizer olarak en rahat dönemim AKP iktidarı. Çünkü Başbakan tek başına çok zengin konular veriyor"

YASEMİN BAY / yaseminb@milliyet.com.tr

Geçtiğimiz yıl Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, terörle mücadeleye değindiği bir sırada dinleyicilerden bazılarının "Şehit cenazesi görmek istemiyoruz" tepkisi üzerine "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir" diyerek cevap vermesi büyük tepki yaratmıştı. Ve Milliyet gazetesi çizeri Ercan Akyol bu olayı "Başbakan ve yan gelip yatanlar" konulu karikatürüyle sayfasına taşımıştı. Ardından bu karikatür Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü'nü kazandı. Bu bir ilkti. Çünkü 30 yıllık tarihinde ilk kez Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü bir karikatüre verilmişti.
Karikatürdeki 25'inci yılını bu ödülle taçlandıran Ercan Akyol, şimdilerde beşinci kitabının heyecanını yaşıyor. Akyol'un AKP döneminde yaşananları ele aldığı kitabı "Çiziyorum 2006", İlke Kitap tarafından yayımlandı.

25 yıldır Türkiye ve dünya gündemini takip ediyorsunuz. Haftanın altı günü çiziyorsunuz. Hiç mi zorlanmıyorsunuz?
Bu artık yaşama biçimine dönüşüyor. Ben çoğu zaman karikatür çizeceğim diye oturmam. Bir haberi izlerken veya okurken cevabım aniden beliriyor. O cevap birdenbire mizaha dönüşüyor. Şuna nasıl bir kulp takarım diye değil de, sorun nerede diye düşünüyorum. Falsolar, demeçler, davranışlar o kadar zengin ki kısırlık çekmiyorsunuz.
O bakımdan bir karikatürcü olarak en rahat dönemim AKP dönemi. Çok zengin konular veriyor tek başına Tayyip Erdoğan. Brecht'in bir lafı vardır: "Mizahın olmadığı yerde yaşamak zor, her şeyin mizah olduğu yerde yaşamak ise olanaksızdır." Maalesef ülkemiz iyiden iyiye her şeyin mizah olduğu bir sürece sürükleniyor.

Sizce Türkiye'de mizah dergileri yeteri kadar muhalefet yapabiliyor mu?
Mizah dergilerinde üç-dört tane siyasi karikatür var, diğerleri lay lay lom. Bağımlı medya diye saldırıyor keratalar. "Biz bağımsızız" diyorlar ama çok sınırlı muhalefet yapıyorlar. Dolayısıyla onları samimi bulmuyorum. Hakikaten politikayla ilgilenmiyorlar.
"Zamana tanıklık
eden bir belge"

25'inci yılınızda 2006 Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü'nü aldınız. Ve bu ödül ilk kez bir karikatüre verildi. Bu neyin göstergesiydi?
25 yılı süsledi bir bakıma bu ödül. Basında karikatür geri plana itilirken, bir karikatürün bu ödülü alması gerçekten ilginç. Sanki tescillemek istercesine Kabataşlılar Derneği ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi de "2006 Yılının Karikatüristi" ödüllerini bana vermeyi uygun buldu. Bu da gerçekten muhalefete her zaman ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Özgürlüklerin kısıtlandığı yerlerde karikatür gelişir çünkü o bir ifade aracıdır. Bu ödül onun teyidi bir bakıma. Bu karikatür ödül aldı çünkü Başbakan Erdoğan toplumda infial uyandıracak bir açıklama yaptı. Toplumun sesi oldu bu karikatür.

Karikatürlerinizi düzenli olarak bir kitapta toplama ihtiyacını duymanızın nedeni nedir?
İstiyorum ki zamana tanıklık eden bir belge bırakayım. "Gazeteci yarının tarihini yazar" derler ya, bu bağlamda çizgisel olarak da bir katkım olsun. Kitapta yan yana gelen güncel karikatürlerin konu itibarıyla birbirine eklemlenme şansı da oluyor, böylece anlamı zenginleşiyor ve derinleşiyor.

Siz her yıl bu tür bir kitap çıkarıyorsunuz. Bu hangi dönemi ele alıyor?
Yıl boyunca çizdiğim karikatürlerin bir seçkisi. Doğal olarak kapsama alanında AKP iktidarı var. 2003'ten bu yana her yıl bir kitap çıkarıyorum. İlk kitabım 1980 sonrasındaydı, 12 Eylül'den itibaren 10 yıllık bir dilimi toplamıştım. Diğer dört kitap ise senelik çizgilerimden oluşuyor.

Bu dört cilde baktığınızda neler görüyorsunuz?
Fazla bir değişiklik yok. Olaylar belli. Avrupa Birliği, irtica var mı yok mu, türban tartışmaları, vurgun, yolsuzluk... Ayrıca AKP'nin ülkeyi gerek iç politikada gerekse dış politikada nasıl bir kısır döngüye soktuğunu görmek de mümkün.


"Karikatür saldırgan olabilir, hoşgörü göstermek lazım"

Editoryal karikatür tanımlaması getiriyorsunuz çizgilerinize. Editoryal karikatürden ne anlıyorsunuz?
Editoryal karikatür muhalefet yapmalı; samimi, dürüst, vicdanlı olmalı. Eğildiği konuya, soruna özgün yorum getirmeli. Muhalefeti ciddi tutan yani mizahın ciddiyetini üstünde taşıyan karikatüre ben editoryal diyorum. Ama "Durumdan nasıl mizah çıkarırım?" önceliğiyle çizilen karikatürler gerçek anlamada editoryal karikatür değildir. Bunlara editoryal süsü verilmiş karikatür demek daha doğru.

Neden editoryal karikatürler az basında?
Her şeyde bir yumuşama var. İstanbul'u da muhalefeti de ılımlılaştırdık. Basın da çok ağırlık koymuyor muhalefet yönünde. Oysa karikatürün varlık nedeni muhalefettir. Ve temeli muhalefet etmek olan karikatüre biraz köyün delisi gibi bakmalı. O bakımdan hoşgörü göstermek lazım. Bir kamu görevini yerine getiriyor ve görevini yaparken aynı zamanda saldırgan da olabilir.

Bu saldırı hakkını sizce
nereden alıyor?
Karşı tarafın acımasızlığından. Yönetenler ne kadar zalimse karikatürün de o kadar saldırmaya hakkı vardır. Meşruluğunu da kendi haklılığından alır. Haklılığı onun gücüdür. Çizgiyle bir anlamda tarihi yargılıyorum. AKP dönemini yargılıyorum çünkü haklıyım diye düşünüyorum.


Akyol'un 2006 Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü'nü alan karikatürü.



PAZAR
"Cumhurbaşkanı seçilme ihtimalim yüzde 90"
"Tayyip Erdoğan tek başına çok zengin malzeme veriyor"
Kötüye gittiğimiz tek spor dalı futbol değil
Kayyum, yediemin ve zimmetçi!
"Nancy, sen delirdin mi?"
Barcelona'nın kazları
İstinye Park'ta 36 değişik lezzet
Afete hazır mıyız oylaması
Okuldaşım Orhan Veli ile öğretmenim Hayri Baba
"Senden bir şey olmaz lafı içimdeki Akrep'i açığa çıkardı"
Bir lokma kuzu, bir yudum nefis ayran
1924'ten 1961'e anayasa serüvenimiz
Çirkin erkek yoktur, bakımsız erkek vardır





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Tuba Akyol

   
© 2006 Milliyet