|
 |
|
|
Kayyum, yediemin ve zimmetçi!
Akın Eldes kendini mutlu eden, çalarken nefes aldığını hissettiren müzikleri tasarlamış yeni albümü "Cango"da. En verimli dönemine girdiğinin işaretlerini veriyor bu albüm
MURAT BEŞER
Başkalarının müzisyeni gibi algılandı gitarcı Akın Eldes. Sahnenin loş yerinden çıkardığı kişilikli seslerle müzmin bir eşlikçi, önündeki müzisyenlerin sadık kayyumu, notaların yasa dışı yediemini, şarkı aralarındaki soloların romantik zimmetçisi gibi kabul edildi.
Oysa gitar tonundan tekniğine, cümlelerinden duygularına kadar bambaşka biriydi. Çılgın kalabalığın arasına sıkışan dinleyiciyle gizli bir aşk yaşardı şarkıların sololarında. Melali yüksek bir Bulutsuzluk Özlemi ya da Haluk Levent konserini tek başına kurtardığı bile vakidir. Sıklıkla da öne çıkmamak için ne yapacağını bilmeyen hareketlerle sahne kenarına doğru kaçtığı, sololardan sonra ayaları patlayıncaya kadar alkışlayan dinleyiciler karşısında mütevazılıkla harman utangaç bir gülümsemeyle başını eğdiği.
Gitarından nevi şahsına münhasıran yayılan akisler, mazbut yaşamında da kendini gösterir. İyi bir aile reisi ve turist rehberidir. Onu bir Cihangir sakini olarak, tepesinde saçsız başını örten renkli takkesi, yanında hanımıyla oğlu, elinde 14 yıllık yaşlı köpeği Baron'un tasmasıyla ya da dünyayı içine sığdırdığı sırt çantasıyla yaşamını sürdürmek için çıktığı rehberlik turuna adımlarını atarken gördüğünüzde, müziğinin de düzgün bir yaşamın içinden süzüldüğünü kolaylıkla fark edebilirsiniz.
Eşlikçilikten besteciliğe
Eşlikçiydi ve başlangıçta beste yapmayı aklından geçirmiyordu. Ancak işin bu kısmının müzisyenliği tamamlayacak en önemli halka olduğunu kavramakta gecikmedi. Bir de 10 yıl önce Gürol Ağırbaş'ın "Bas Şarkıları" için yaptığı konserlerde "Eğer çalmak istediğin bir besten varsa onu da repertuvara alalım" jestine karşılık verememesi yüzünü kızartmıştı.
Büyük depremin hemen ardından gelen bir hastalık, "Artık zaman geldi, geçiyor" fikrinin düğmesine de basıyordu. Altı ay kendisini yatağa bağlayan, üç ay koltuk değnekleriyle dolaştıran rahatsızlığı, şerri kadar hayrını da göstermiş; onu ilk albüme hazır bir müzisyen olarak yataktan kaldırmıştı.
"Kapağa Bulutsuzluk Özlemi'nin gitaristi yazarız, daha çok satar" diyen plak şirketlerine albümü çıkartmama pahasına ayak direyen Akın, yaşamını depremde yitirenlere adadığı, adını Kuzey Anadolu fay hattından alan 2002 tarihli ilk albümü "Kafi"de, iyi gitarcılığının yanında besteciliğin altından kalktığını göstermişti. İki yıl sonraki "Türlü", krizin civcivli zamanlarında sayısız eş dost ve müzisyenin fedakarlık tahtında çıkabilmişti.
Son zamanda hiç bulamadığı kadar sahne fırsatını Pinhani ile yakaladı Akın. Karşılıklı olarak iyi gelmişlerdi birbirlerine; Akın için Pinhani, Pinhani için Akın bulunmaz nimetti.
Verimli çağı
Ticari sedasızlığının arkasında sadece az sayıdaki gitar meraklılarının ilgi gösterdiği iki enstrümantal albümün ardından, geçenlerde yeni bir albüm daha çıkardı Akın. İlk ikisine oranla daha olgun ve üretkenlik sınırlarını genişletmiş bir gitarcıyla yüz yüze olduğumuzu gösteren çalışmanın adı "Cango".
Yeni albümde Akın'ın müzisyen tercihleri de bir deneyimin göstergesi. Telvin'den iki mergup müzisyen, basçı İlkin Deniz ve davulcu Turgut Alp Bekoğlu; ikilinin uyumunun, tamamı Akın Eldes bestelerinden oluşan albüme kattığı çok şey var.
Caz ya da rock tarifi yapmaksızın gitarcılığa sarılan Akın, kendini mutlu eden, çalarken nefes aldığını hissettiren müzikleri tasarlamış bu albümde. Bir müzisyenin en verimli dönemine girdiğinin işaretlerini veriyor "Cango". Akın Eldes'in önü açık. n
Üzeri ketçaplı klasik müzik
Milli başarıyı nedense hep futbolda ve futbolcularımızda arıyoruz. Oysa eğitim ve sağlık alanına yapılan (ya da yapılmayan) yatırım karşısındaki istatistikleriyle futbol, tam bir hayal kırıklığı tablosu.
Yurtdışında yüzümüzü güldüren müzisyenlerimizin sayısı da az. Ama futboldaki rakamlardan daha yüksek olduğu kesin. Listedeki az sayıdaki başarılı müzisyenden biri Amerika'da yaşayan klasikçi piyanist Meral Güneyman.
Kendinden emin bir stille yürüyen bu değerli müzisyenimiz, Dick Hyman ile bir albüm gerçekleştirdi; "Playful Virtuosity". İki piyano üzerine oturan albümde adından anlaşılacağı üzere Güneyman, aslen bir caz bestecisi olan Hyman ile kısa ve heyecanlı diyaloglarda bulunuyor. Ekstra bir tadı var albümün. Üzerine ketçap sıkılmış bir klasik müzik.
Supertramp değil Roger Hodgson
Yanıltıcı bir konser afişi gözümüze çarpıyor son günlerde büyük caddelerin duvarlarında. Tepesinde koskocaman bir Supertramp, altında ona göre hayli ufak bir Roger Hodgson okunuyor. Zaten detay okuma merakımızı yitirmişiz. Bültenleri de tetkik etmiyor; ilk bakışta aklımızda kalanlarla yetinip sonra onları telaffuz ederek yaşıyoruz. Yani sanabiliriz ki, Supertramp konseri var.
Efendim Supertramp, 70'li ve 80'li yıllara derin izler, kalıcı albümler bırakmış beş kişilik enfes bir rock topluluğudur. Oysa 25 Ekim Perşembe günü BJK Akatlar Arena'da bizi bir konserle onurlandıracak kişi, bu topluluğun üyesi Roger Hodgson. Evet, Supertramp parçaları da çalınacak ama Hodgson sahnede yalnız olacak; gitar ve piyano çalıp şarkı söyleyecek. Yanlışlığa sebebiyet vermeyelim, yanlış anlamalardan medet ummayalım.
|
|
|

|