DÖNÜŞÜ OLMAYAN NOKTAYA DOĞRU MU?
Milliyet
PKK teröristlerinin iki hafta aradan sonra yeni bir baskınla 12 askerimizi daha şehit etmesi, 8 askerimizi de kaçırdığı yolundaki iddialar, Türkiye'yi kaplamış olan infial havasının çığ gibi büyümesine yol açıyor.
Ülkenin dört bir tarafında vatandaşların PKK saldırılarını lanetlemek üzere sokağa dökülmesi, teröre karşı tepkilerin yeni boyutunu ortaya koyuyor.
Bu tepkiler, bir noktaya gelindiğinde, sel sularının önlerindeki seti devirip akması gibi, kendi belirleyiciliğini kazanabilir. Bu eşiğin geçilmesi hükümetin hareket serbestisini de sınırlayabilir.
Böyle dönemlerin toplumları provokasyonlara açık hale getirmesi, herkesin sağduyuyla hareket etmesini zorunlu kılıyor.
Güneydoğu'da çatışmaların en yoğun bir şekilde sürdüğü 1990'lı yıllarda bile Türkiye'de toplumsal barış bu gerilimden etkilenmemiş, ülkede etnik çizgiler üzerinden husumet rüzgârları esmemişti. Bu zor dönemi de aynı basiretle atlatmalıyız.
* * *
Terör örgütünün Türkiye'yi Kuzey Irak'ta kendi savaş alanına çekerek, işi tırmanmaya götürmek istediği aşikâr.
PKK'nın oyun planı iyi okunmalıdır. Ciddi devletler hisleriyle değil akıllarıyla hareket etmek durumundadır; ancak, toplumsal tepkiye de bigâne kalamazlar. Sanki geri dönüşü olmayan bir noktaya doğru yaklaşıyoruz.
Türkiye, askeri seçeneği arzulamasa dahi, sabrının taştığı bir noktada, hatta salt devlet olarak inandırıcılığını kaybetmemek için bile Irak'a müdahale etmek zorunda kalabilir.
Türkiye'nin frene basmasını sağlayacak en etkili çözüm, Kuzey Irak'ın PKK için emniyetli bir barınak olmaktan çıkarılmasıdır. PKK'nın bütün komuta ve haberleşme mekanizmaları Kuzey Irak'ta Talabani ve Barzani'nin himayesinde faaliyet gösteriyor.
Üstelik, PKK'nın terörist faaliyetleri bölgede bulunan ABD askeri makamlarının tanıklığında gerçekleşiyor. Amerikalı gazeteciler Kandil Dağı'na gidip PKK yöneticilerinden Murat Karayılan'la mülakat yaparken, bölgedeki ABD istihbaratının Karayılan'ın yerini tespit edememesi gülünçtür.
* * *
Çelişki şurada yatıyor: ABD, halen El Kaide terör örgütüyle mücadelesi çerçevesinde Afganistan dağlarında mağara mağara terörist kovalıyor. Şu işe bakın ki, Türkiye de müttefiki ABD'nin terörle mücadelesine yardımcı olmak üzere Afganistan'da asker bulunduruyor.
Gelgelelim, Afganistan'da mağara mağara dolaşan Amerikan askerleri, Kuzey Irak'taki mağaralardan Türkiye'yi hedef alan PKK terörüne seyirci kalıyor.
"Ben sadece kendi teröristimi kovalarım" anlayışı terörle mücadelede yeri olmayan bir çifte standarttır, ahlaki değildir. Bu, ABD'nin NATO Antlaşması'ndan kaynaklanan yükümlülüklerine de ters düşüyor.
ABD'nin kayıtsızlığının gerisinde, Irak'taki yegâne müttefiki olan Kuzey Iraklı Kürtleri kaybetmek istememesi yatıyor. Ancak, olayların akışı, ABD'yi Türkiye ile Kuzey Iraklı Kürtler arasında bir yol ayrımına doğru sürüklüyor.
Tercih, ABD'ye aittir.

Cafe