23 Ekim 2007 / Salı - 16:10

Baykal'dan Irak'a: Ya komşu olursun, ya da hedef olursun

      CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Kuzey Irak’ın, Türkiye’ye ihanetine göz yuman bir politika milli politika değildir. Türkiye’nin bu konuda milli bir politikaya ihtiyacı var" dedi.
      Baykal, CHP TBMM grup toplantısında, hükümetin terörle mücadele politikasını eleştirdi.
      Terörün tahammül edilemez bir boyutta yükseldiğini, milli bir sorun haline geldiğini anlatan Baykal, sorunun doğru teşhis edilmesi gerektiğini bildirdi. Baykal, Türkiye’nin milli mücadele tarihinden buyana karşı karşıya kaldığı en ciddi tehditle bugün boğuşma durumunda olduğunun artık görülmesi gerektiğini söyledi.
      Baykal, son dönemde kitlesel kayıplara yol açan terör saldırıları olduğunu, 1 ayda teröre 42 kurban verildiğini belirterek, bunun seyredilecek bir manzara olmadığını bildirdi.
      Baykal, Hakkari’de 12 askeri şehit eden teröristlerin Kuzey Irak’tan geldiğini, 8 askeri de alıp Kuzey Irak’a götürdüklerini ifade ederek, "Kuzey Irak’tan Türkiye’ye bir saldırı yapıldı, 12 şehit verdik, 8 askerimizi aldılar ve götürdüler. Kimlerin götürdüğü belli, götürenlerin kimlerin himayesinde olduğu belli. Onlara kimlerin destek olduğu belli" dedi.
     
     "TÜRKİYE YOL GEÇEN HANINA DÖNDÜ"
      Baykal, benzer olayın İsrail’de ya da Kübalılar tarafından ABD’lilere karşı veya İngiltere’de yapılmış olması durumunda ne olacağını sordu.
      "Ciddi ülkeler, vatandaşlarına terör saldırıları düzenlenmesine izin vermezler" diyen Baykal, "Türkiye, yol geçen hanına döndü. Cinayetler işleniyor, saldırılar yapılıyor. Nereden geldiği, kimin himaye ettiği belli" ifadesini kullandı.
      Baykal, ortada bir teşhis ve strateji olmadığını savunarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın her sözünün terörü etkisiz kılmayı değil, terörü azdırmayı öngören bir sonuç yarattığı iddia etti. Erdoğan’ın "Teröristlere parlamentoya girin, orada siyaset yapın" dediğini, bunun terör karşısında aciz bir tavrı ortaya koyan politika olduğunu öne süren Baykal, "Bu, terör karşısında mücadeleyi değil, terörle uzlaşmayı öngören bir politikadır. Bu uzlaşmanın bedeli, Türkiye Cumhuriyetinin ulusal bütünlüğüdür. Türkiye Cumhuriyetin ulusal bütünlüğünden ödün vermeden terörle uzlaşmanın mümkün olmadığını herkesin anlaması gerekir" diye konuştu.
     
     "TÜRKİYE, TERÖRLE MÜCADELEYE YENİ BİR ŞEKİLDE BAKMALI"
      Son dönemde yoğunlaşan terör saldırıları karşısında, izlenen politikalarla sonuç alınamayacağı, yeni politika arayışına girilmesi gerektiği yönünde Hükümette yeni bir anlayışın ortaya çıkmasını umut ettiğini, ancak bunun hiçbir işaretinin olmadığını savunan Baykal, hükümetin aynı anlayışı yeni koşullarda da sürdürme eğilimi ve kararlığı içinde olduğunu kaydetti.
      Baykal, şunları söyledi:
      "Bu yaklaşım, terörle mücadelemizin önündeki en temel engeldir. Bu yaklaşım, Türkiye’nin terörle mücadelesini çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya bırakmıştır, bundan sonra da çok daha büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmamız şaşırtıcı olmayacaktır." "Artık Türkiye, terörle mücadeleye yeni bir şekilde bakmalıdır" diyen Baykal, teker teker teröristlerle uğraşarak bir sonuç almanın mümkün olmadığını; terörün kaynağının kurutulması ve teröristlere destek verilmesini caydırarak bir anlayışın ortaya konulması gerektiğini söyledi.
      Türkiye’nin daha önce 1999 yılına kadar terör tehdidiyle karşı karşıya kaldığını, o zaman terörün karargahının Suriye’nin Bekaa Vadisi ve Şam olduğunu; Türkiye’nin buradan kaynaklanan terör tehdidini ortadan kaldırmak için Suriye ile ilişkilerini yeni bir düzeye çektiğini anlatan Baykal, Suriye’nin, Türkiye’nin kararlılığını gördükten sonra terör örgütünün karargahını dağıttığını anımsattı.
      Aynı tablonun Kuzey Irak’ta var olduğuna işaret eden Baykal, şöyle konuştu:
      "Kuzey Irak’taki insanlarla hiçbir problemimiz yok. Onlar bizim kardeşlerimiz. O insanlarla Türkiye arasında hiçbir haklı çatışma nedeni yok. Onlarla komşu olmak istiyoruz. iyi ilişkiler içinde olmak istiyoruz. Onların refahına, kalkınmasına katkı vermek istiyoruz.
      Onlarla iyi ve dostane ilişkiler içinde olmak istiyoruz. Şuanda böyle bir ilişki tablosunun olduğunu söyleyebilir miyiz? Eğer böyle bir ilişki tablosu yoksa, bunun sorumluluğunun Türkiye’ye ait olduğunu söyleyebilir miyiz?" Türkiye’nin, işadamı, uzman, mühendis ve işçilerinin Irak’ın kalkınmasına katkı verdiğini; elektriğin Irak’a ucuza verildiğini, Habur Sınır Kapısı’nın Irak’ın refahı ve kalkınması için çalıştığına işaret eden Baykal, Türkiye’nin herhangi bir komşudan beklenebilecek olanın çok ötesinde iyi niyetli ve dostane bir tutum sergilediğini söyledi.
     
     "KUZEY IRAK’A DEMELİYİZ Kİ ’YA PKK YA TÜRKİYE"
      "Peki Kuzey Irak, bize karşı bu anlayışın hak ettiği davranışı sergilemiş midir?" diye soran Baykal, şöyle devam etti:
      "Kuzey Irak, Türkiye karşı saldırıların karargahı haline gelmiş.
      PKK’nın büroları orada. Kandil Dağında karargahı duruyor. ABD’li gazetecileri orada kabul ediyorlar, açıklamalar yapıyorlar. Resmi geçitler yapıyorlar, Eğitim veriyorlar. Silahlar orada, cephaneler orada. Oradan vur kaç eylemleri Türkiye’ye yönelik olarak yapılıyor.
      Türkiye’de cinayetler, katliamlar işleniyor, masum insanlar öldürülüyor.
      Sonra dönüyorlar Irak’a... Böyle komşuluk olur mu? Böyle hukuk olur mu?
      Böyle barış olur mu? Böyle kardeşlik olur mu?" Türkiye’nin bu manzara karşısında ne yaptığını soran Baykal, şöyle konuştu:
      "Bunu kabul edemeyeceğimizi ortaya koymak zorundayız. Bunu çok açık, net bir şekilde söylemeyiz. Kuzey Irak’a demeliyiz ki ’ya PKK ya Türkiye. kararını al.’ Hem PKK hem Türkiye. Hem ’Türkiye bana yatırım yapsın, mühendis, işçi göndersin, elektriği ucuza versin, kapılarını açsın. Ben de PKK’yı Türkiye’ye karşı himaye edeyim.’ Bu, böyle devam etti. Bu böyle devam etti ama artık böyle devam etmeyecek. Irak’a şunu anlatmamız lazım: ’Ya komşu olursun ya da hedef olursun.’ Bir gazetecimizin gayet güzel formüle ettiği gibi ’Ya komşu olursun ya da hedef olursun.’ Bu hepimizin ortak anlayışı."
     
     "BAŞBAKAN’A, GENELKURMAY BAŞKANI’NA ANLATMAK İSTİYORUM"
      Baykal, kendilerinin bu anlayışta olduğunu, ancak bu politikanın izlenmekte olduğu gözlemini yapamadıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
      "Bu değerlendirme bizim değerlendirmemiz. Ben istiyorum ki bu değerlendirme, sadece bizim değerlendirmemiz olmasın, Türkiye Cumhuriyetinin resmi değerlendirmesi olsun. Ne yazık ki şuandaki tablo o değil. Onun için ’milli terör politikası’ diyorum, onun için terör konusunu milli platformda konuşalım diyorum. Onun için iktidar muhalefet, asker sivil bir araya gelip konuşalım diyorum. Aynı masada bunları anlatmak istiyorum. Bunları Başbakan’a anlatmak istiyorum.
      Genelkurmay Başkanına anlatmak istiyorum. Topluma anlatmak istiyorum.
      Hayır, bu ortamı yaratırsak, bunu anlatmayı başarırsınız, bu nedenle böyle bir platform kurmayacağız. Bunu öyle konuşmayacağız. biz bildiğimiz politikayı, arada sırada size bilgi vererek, arada sırada sizlerle dayanışma sergileyerek milli politika diye götüreceğiz. Kuzey Irak’ın, Türkiye’ye ihanetine göz yuman bir politika milli politika değildir. Türkiye’nin bu konuda milli bir politikaya ihtiyacı var. Milli politikayı konuşalım ve kararlaştıralım."
     

     
Yorumlar (7)

Evet belli

ama hükümet hala harekete geçmiyor.

[16:38 - sercansoz_22]   yazarın tüm yorumları


Başbakanın söylemeye cesaret edemediklerini

VATANSEVER BAYKAL SÖYLÜYOR

[16:28 - Hep magdur halk]   yazarın tüm yorumları






© Copyright 2007 Milliyet.