|
 |
|
|
Referandum renkleri...
Benim Gözlü¤ümden / Nihat Demirkol
Halkoyu’na sunulan metnin maddeleri, oylama başladıktan sonra değiştirilmiş bile olsa, Yüksek Seçim Kurulu’nun ''neyin doğru olduğuna ilişkin kararımızı oylama sonucuna göre vereceğiz'' şeklindeki açıklamasıyla içimiz rahatladı sayılır. Son seçimlere ilişkin şaibeyi, sadece İzmir’de itiraza konu edilen binlerce sandıktan 3 tanesini, ''örnekleme suretiyle inceledik; hatalar var ama sonuca etkili değil'' ciddiyetiyle savuşturmuş bu yargı organımız, doktrinde temsili demokrasiden sapma sayılan referandumu da, ''otuziki kısım tekmili birden'' mantığıyla sonuçlandırdı!
* * *
Televizyon kanallarında, anayasa hukukunun evrensel dinamiklerinden yerel siyasetin hukuk dışı madiklerine, hattâ AİHM yaklaşımlarına kadar bütün seçenekleri karşılaştıran uzmanlar, referandumun kendisi ve sonuçları için ''gereksizdi'' ortak paydasında buluştular. Ömrü olanlar ''4 maddelik paket''in memleketin başına hangi çorapları örebileceğini görecekler; hayırlısı olsun !
* * *
Benim merak ettiğim ayrıntı, oy pusulalarındaki renklerin hangi kriterlere göre belirlendiğidir? Biz bu ülkede, mavi rengi ön plana çıkartmak için, ''Atatürk’ün de gözleri maviydi...'' kabilinden ucuzlukları yaşadığımız için bu ''kahverengi'' tercihi kimin başının altından çıktı ve ''acaba neyi temsil ediyor?'' diye sorası geliyor insanın. Toplumca ''paranoyak'' olduk ya artık bu nevi saçmalıklarımızı hoş göreceksiniz. Seçmen ''kahverengi''den nasıl bir bilinçaltı tesirle uzak durdu acaba? Neden turuncu, mavi, kırmızı, yeşil filân değil de ''hayır'' oyu kahverengi? Bu işin içinde de bir iş mi var acaba? Sizin de burnunuza kötü kokular mu geliyor? Efendim?
* * *
Son tahlilde, referandumun sonuçları açık seçik ortada; siz bakmayın bazı müzevirlerin ''vatandaş neye evet, neye hayır dediğini bilmiyordu ki...'' şeklindeki açıklamalarına. ''Evet''e ''evet'' diyenler, anayasa değişikliği paketine ''evet'' demiş oldular. Yani oyları sayanlar, bu gruptaki seçmenlerin ''hayır''a ''hayır'' dedikleri sonucunu çıkartmakta zorlanmadılar. ''Hayır''a ''evet'' diyenler ise, paketi reddetmiş sayıldılar; çünkü onlar aslında ''evet''e ''hayır'' demiş durumdaydılar. ''Evet''e ''evet'' demek suretiyle ''hayır''ı açıkca reddedenlerle, ''hayır''a ''hayır'' demek istediği halde, böyle bir mühür bulunmadığı için ''evet''e ''evet'' demek zorunda kalanlar aynı kampta toplamış oldular. ''Hayır''a ''evet'' diyenlerin ''hayır'' deyişleri çok belirgin biçimde algılanmakla beraber, ''evet''e ''hayır'' demek isteyenler de ister istemez bu gruba katılmak zorunda kaldılar... Ne gariptir ki, eli sandığa ''hayırlısı olsun'' diye uzananların içinde, ''evetlisi'' olsun diyenler çoğunluğu sağladı. ''Hayır''da ''hayır'' vardır diyenler, ''evet''te ''hayır'' vardır düşüncesi yanında azınlıkta kaldılar. İzmirli de yüzde 51 ile ''hayırlısı olsun'' dedi.
* * *
Gözlerden kaçmaması gereken bir diğer ayrıntı, evlerinde oturanların da bu maskaralığa ''hayır'' demiş olmalarıydı. Gel de Sevgili Mümtaz Hoca’yı anma! Mülkiye’de anayasa hukuku anlatırken, ''asıl seçim sandığa gidip gitmemek iradesidir'' derdi. ''Her tercih bir vazgeçiştir'' söylemi de aynı noktayı işaret etmiyor mu? Acaba, pazar günü ''neleri seçtik ve nelerden vazgeçtik?''
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|