Terör ve spor medyası
"Keşke sadece büyük acılarda tekvücut olmasak" ama...
Ya bunda da olamasaydık?
Olduk çok şükür...
Hem de hiç umulmayacak şekilde futbol camiası ön saflardaydı.
Milli Takım'dan başlayın, hemen her kulüp teröre laneti ilk ve en önemli görevi addetti.
İnternet siteleri yüreklerden fışkıran duygu selini haykırdı.
Konserler iptal edildi, anlamlı pankartlar yazıldı.
Her futbol programı şehitlerle başladı ve bitti.
Spor sayfaları... Spor yazarları... Birkaç istisna dışında mesleğimizle onur duymamızı sağladı.
Ama yetmez!
Hedefi, şehidi, acısı bu kadar somut, bu kadar "kör kör gözüne" bölücü örgüt ve onun lanetli terörüne karşı sergilenen tavır yetmez spor medyasına, kulüplere, spor camiasına.
Elbette ilk sırada ama sadece terör mü Türkiye'nin derdi?
Kaz dağlarından B 2 arazilerinin satışına, irticadan tevhit-i tedrisata her konuda bilgisi, duruşu, sözü olmalı spor medyasının.
İşte o zaman kendini duygu seline kaptırıp saçma sapan laflar edenler de kalmayacak, bir yanda Türkiye yanarken Inter'in sol bekinin özel hayatından bahseden de.
'Yas tutmayalım'!
"Anti-Fener" fikirlerin "zırt" dediği yer bu olsa gerek!
Memleketi yasa boğan şehit haberleri üzerine Fenerbahçe Yönetimi milyon dolarlık zararı göğüsleyerek Beyonce konserini iptal ediyor... Bir tek Hıncal Uluç ustamıza beğendiremiyor.
Sevgili ağabeyimiz "Doğru mu yapıyoruz" diye soruyor.
Gerçi "acaba" eklemiş cümlelerin sonuna ama konserin iptali ile bölücü örgütün elini güçlendirdiğimizi "ispat" ediyor makalesinde!..
Altın Portakal etkinliklerinin iptali ve televizyon kanallarının eğlence programlarını yayından kaldırması, yazının kenar süsü.
Maksat Fenerbahçe'nin hiçbir yaptığını beğenmemek.
Beyonce konseri iptal edilmese, Altın Portakal törenlerini ve televizyon kanallarını örnek göstererek Fenerbahçe'ye en ağır yazıyı yazacağından adım gibi eminim ben.
Ne yazık ki(!) konser iptal edilmiş.
(Bu koşullarda) Hıncal Abi'ye göre hiçbir şey olmamış gibi yaşamamız, güç ve beraberlik gösterisi olacakmış.
Allah'tan Hükümet'in bir parçası falan değil değerli Usta... Şehit cenazesi görüntülerini yasaklamakla kalmaz karnaval ilan ederdi valla.
FENERBAHÇE - PSV EINDHOVEN NOTLARI
Söz Bülent Hoca'nınBursaspor'un yolunu ayırdığı teknik direktör Bülent Korkmaz'ın "durum değerlendirmesi" belki gözünüzden kaçmıştır diye bu köşede tekrarlıyorum.
Çünkü, şampiyonluk denilen hedefin neden üç büyükler ipoteğine girdiğini, ulusal medya denetiminden uzak Anadolu kulüplerinin nasıl yönetildiğini, kişisel hesapların nasıl her şeyin üzerine çıktığını birinci ağızdan ispatlıyor:
"Bursaspor Kulübü'nde 5 aydır çalışıyorum. İlk Ali Karasu yönetimiyle çalıştım. Yöneticiler birbiriyle kavga etti, istifa ettiler, oyuncular eylem yaptı, kongre kararı alındı ve İbrahim Yazıcı başkanlığında yeni yönetim seçildi. Bu süreçte divan kurulu, eski ve yeni yönetimde 2. başkanlık görevini yürüten Osman Çelik, İbrahim Yazıcı, eski başkanlardan Levent Kızıl, görevi bırakmamamız gerektiğini söyledi.
Kongre sonrası İbrahim Yazıcı ve yönetimine istifamızı verip, yeni bir ekiple yola çıkmalarını önerdik. Başkan Yazıcı, her seferinde 'Hayır' dedi. Ne yazık ki, bizim kulüpte kalmamızı ısrarla söyleyen Başkan ve 2. Başkan, karşımıza geçip de görevi bırakmamızı isteme cesaretini gösteremediler. Bize bu teklifi yapması için Evsel Yılmaz'ı görevlendirdiler.''
Ne dersiniz... Bursaspor günün birinde şampiyon olabilir mi?
Kalp acısı dindiGeçen Perşembe bu köşede "Kalbi Acıyan Şampiyon" başlıklı bir yazı vardı.
Konu; Olimpiyat Şampiyonu Müzahir Sille'nin dramı.
Devamında, ülkeme, insanıma olan inancım tazelendi emin olun.
İlk telefon Ahmet Ağaoğlu'ndan geldi. Golf Federasyonu Başkanı ile olimpiyat şampiyonu güreşçi arasında tek bağ "spor" ve "vefa" idi.
Telefonunu verdim aramış Sille'yi. "Ne lazımsa vereyim" demiş.
Sille'nin yanıtı:
"Ben ülkem için güreştim, devletim dışında yardım kabul edemem"...
Telefonun bir ucunda ağlayan bir Federasyon Başkanı var, diğer ucunda damadının kırdırdığı maaş parasıyla anjiyo olmuş bir olimpiyat şampiyonu. Tablo bu...
Ardından Acıbadem Hastaneleri sahibi Mehmet Ali Aydınlar adına Neşe Hanım ve "Buyursunlar burada tedavi edelim" mesajı.
Biraz sonra Ankara Numune Hastanesi Başhekimi Mahmut Koç:
"Bizim için görevdir Müzahir Bey'in tedavisi"!
Yurtiçinden, yurtdışından onlarca elektronik posta, "Hesap numarası verin gerisine karışmayın" diye.
Güreşin gelmiş geçmiş en büyük yazarı ve konunun tam içindeki Ali Gümüş zaten hep hatta. İnanın bu iletişim trafiğini yanıtlamak ve yönlendirmekten ertesi günkü Ters Köşe'yi yazamadım.
Sonra asil bir dayanışma... Kazım Kanat ve Faik Gürses ustalar hiçbir meslek kompleksine kapılmadan filozofça arka çıkıyorlar köşelerinden Müzahir Sille olayına.
Güreş Federasyonu önemli bir miktarı hesabına yatırıyor.
Müzahir Sille'nin kalp acısı ne oldu bilemem ama benim kalbim huzur içinde.
İşte bizim de gıdamız bu kadar bu günübirlik meslekte.
eguven@milliyet.com.tr

Cafe