Ters, yüz...
İlk yarısı 3-4 farklı bitecek maçın ikinci devresinde erken yenilen bir gol, sinirleri gerdi, Galatasaray'ı oyundan düşürdü. Bordeaux da bu golle büyük moral kazandıBu maçı iki bölüm halinde yazıyorum. İlk bölüm, devre sonunda bitecek. Niye böyle yazdım, çünkü futbolda görüntüler zaman zaman terse dönebiliyor.
Galatasaray oyuna kötü başladı diyebiliriz. Fakat 15. dakikadan sonra dengeyi kurdu, etkili paslar yapmaya başladı ve akıllı pasların sonunda penaltı oldu, mükemmel gol pozisyonları doğdu. Bütün bu etkili toplar Hasan Şaş'tan çıktı. Diğer uzun paslar ise bilinçsiz atılan toplardı. Penaltı golünden sonra şöyle bir bakıyorum, Galatasaray'ın, Türkiye'de bulamadığı kadar kolay pozisyonları var. Ümit, kaleciyle karşı karşıya durumda vurmak yerine Arda'yı tercih etse 2-0 olacak. Nonda kalenin ortasındaki kaleciye topu nişanlayıp üç metreden net bir gol pozisyonunu heba ediyor. Nonda kaleciyi ceza sahası üzerinde birebir yakalıyor, geçmeyi denemiyor. Denese penaltı veya kırmızı kart gelecek. Vuruş yapsa gol olacak.
Yine Nonda kale sahasının köşesinden vuruyor, auta gönderiyor. Ümit karşı karşıya durumda topu kurtaramıyor. Nereden baksanız, üç farklı, dört farklı olabilecek bir ilk devre bitiyor. Bütün bunları, gollük fırsatları 2. yarıda arar mıyız diye yazıyorum. İnşallah Galatasaray bunları aramaz. Sahada ilk devre itibariyle başarılı olanların başında hakem geliyordu. Sonra Hasan Şaş, Uğur ve Song iyiydi. Ama diğerleri de görevlerini layıkıyla yaptı. Buradan kazanılacak puanlar, Galatasaray'ın gruptan çıkışını garantileyecekti...
Ancak ikinci yarıda işler tersine döndü... Futbolun kaçınılmaz kuralıdır; atamayana atarlar... Bir takımın, yakaladığı fırsatlar ilelebet devam edemez. Ya atacaksın, çökerteceksin ya da rakibinin oynamasına müsaade edeceksin. Galatasaray maalesef ikincisine imkan tanıdı. Hakikaten 3-4 farklı bitecek ilk yarıdan sonra erken yenilen bir gol, sinirleri bir anda gerdi, Galatasaray'ı oyundan düşürdü. Bordeaux da bu golle büyük moral kazandı.
Aslında bu maçı yorumlarken bir şeyi unutmamak lazım. Galatasaray'ın grupta İstanbul'da oynayacağı maçları mutlaka kazanması lazım. Dün akşam izlediğim berabere kalan rakiplerinden Helsingborg ve Panionios bana göre Galatasaray'a engel olamazlar.
Fakat sarı - kırmızılı takım, Bordeaux'yu mağlup etseydi hem çok büyük bir avantaj yakalayacaktı, hem de Türk futboluna prestij kazandıracaktı. Ama neticede bu maça takılıp, kalmamak lazım. Çünkü Galatasaray'ın kaderini evinde oynayacağı maçlar çizecek. Bordeaux yenilgisi de iyi bir ders olacak.
mdenizli@milliyet.com.tr

Cafe