Başesgioğlu el koymalı
Devlet Bakanı Başesgioğlu daha "bismillah" demeden ilk skandalı kucağında buldu.
Hayırlı olsun!
Skandal diyorum, çünkü olay ve sonuçları kamu düzenini etkileyecek nitelikte.
Öncelikle sayın Başesgioğlu, geçen yıl yapılan Bilardo Federasyonu başkanlığı seçimleri sırasında yaşanan rezaletin dosyasını, Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay'dan istemeli ve bakanlık hukukçularına incelettirmeli.
Söz konusu genel kurulda seçime hile karıştırdığı, usulsüzlük yaptığı ve görevini kötüye kullandığı bizzat genel müdürlük müfettişlerince Teftiş Kurulu raporlarına geçen Bilardo Federasyon Başkanı Uğur Kurugöllü'nün "uyarı cezası" dahi almadan nasıl aklandığını soruşturmalı!
Bu hukuk komedisine el koymalı ve gerekirse yargılamanın yeniden yapılmasını istemeli.
İstemeli çünkü; Kurugöllü'nün seçim bölgesi Sivas'ta o tarihe dek sadece 2 lisanslı bilardo sporcusu varken bu sayının bir yıl içinde nasıl 2 bin 74'e çıktığı?.. Seçim öncesi Sivas'ta tek bir kulüp dahi yokken, 18 Kasım 2005 tarihinde aynı anda 20 kulübün birden nasıl kurulduğu?.. Ankara 11, İzmir, Adana, Samsun, Van ve Kayseri illeri genel kurulda sadece birer delege ile temsil edilirken, Kurugöllü'nün memleketi Sivas'tan 23 delegenin nasıl oy kullandığı sorularının yanıtı birileri tarafından verilmeli!
Rapor sümen altı
Diğer tarafta; mayıs ayında tamamlanarak Gençlik ve Spor Genel Müdürü'ne yollanan Teftiş Kurulu raporunun kimler tarafından üç ay sümen altı edildikten sonra Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'e sunulduğu, Şahin'in 6 Ağustos 2007 tarihinde "gereğini yapın" talimatına rağmen, Merkez Ceza Kurulu'nun son karar için neden 2.5 ay beklediği de; gerekçeleriyle açıklanmalıdır.Sayın Başesgioğlu, spor teşkilatı içindeki "tarafsız, objektif ve güvenilir" kaynaklarını kullanarak bu soruların doğru yanıtlarını bulup kamuoyu ile paylaşmalıdır.
Naylon kulüplerin, sahte lisansların hesabını sormalıdır.
Göz göre göre bir rezaletin üzerinin örtülmeye çalışılmasına izin vermemelidir.
Ülkemizi yıllarca uluslararası organizasyonlarda başarıyla temsil eden sporcuları milli takımdan soğutan, uzaklaştıran zihniyete dur demelidir.
Aksi takdirde Bilardo'daki skandalları gündeme getiren, gazetecileri tehdit etme cesareti gösteren küstahlar daha da azgınlaşacak, yaptıklarının yanına kâr kalacağını düşünecektir!
Ve bu çirkinlik yarın diğer federasyon başkanlığı seçimlerine örnek olacak, Türk sporu pis bir bataklığa saplanacaktır.
Evet Sayın Başesgioğlu...
Bu kötü özerklik masalını bitirmek adına, şimdi sıra sizde!..
Fener değirmeni ve Gökhan GönülFenerbahçe'nin Roberto Carlos'tan sonra en yararlı transferi Gökhan Gönül'dür.
Genç oyuncu kontratının sonuna kadar Samandıra'da kalmayı başarabilirse, Fenerbahçe'nin sağ kanadı beş yıl garantide demektir.
Ancak şu gerçeği de göz ardı etmeyelim;
Fenerbahçe acımasız bir futbolcu değirmenidir.
Bu alemde saman alevi gibi parlayıp üç gün sonra adı anımsanmayan nice yıldız adayı var. Ve Gökhan bu değirmenin dişlileri arasında yok olup gitmek istemiyorsa, attığı her adıma dikkat etmeli.
Bu yeterli mi? Tabii ki hayır.
Bazı takıntıları olduğunu bildiğimiz Zico, nasıl Kezman'ın yokluğunda Semih'in varlığını kabul etmek zorunda kaldıysa, Gökhan'ın da bu takım şablonunda yeri olduğunu görmelidir.
Brezilyalı teknik adamdan beklenen, taşları yerinden oynatması değil.
Ancak yapacağı cesur hamlelerle hem Fenerbahçe'ye hem de Gökhan'a çok şey kazandırabilir.
"Kazandırmaktan" söz edince, hakkını yemeyelim.
Fenerbahçeliler, Gökhan'ın transferinde aslan payına sahip olan eski futbolcusu, şimdilerin başarılı teknik direktörü Metin Diyadin'e bir teşekkür borçlu...
Gençlerbirliği Oftaş'tan öğrencisi olan Gökhan hakkında bilgi almak için arayan Aziz Yıldırım'a tereddüt etmeden "Hiç düşünmeyin başkanım" diyecek kadar futbolcusuna güvenen Diyadin, eminim PSV maçını izlerken kefaletinin karşılığını almış ve büyük keyif duymuştur.
Sivas kendini sakınmalıDikkatinizi çekti mi? Sivasspor'un liderlik koltuğuna oturması fazlaca irdelenmedi.
Belki geçen yıl aynı dönemlerde müthiş bir çıkış yakalayan Vestel Manisaspor'un yarattığı hayal kırıklığı etkili oldu bu sessizlikte.
Ya da bir Anadolu takımının uzun soluklu lig maratonunu tamamlayamayacağı yolundaki inançsızlık ağır bastı!
Sebebi her neyse... Sivasspor ve Sivaslılar bunu dert etmemeli.
Hatta tam tersi, kamuoyu ve medyanın ilgisinden kendini sakınmaya çalışmalı. Takımın konsantrasyonunun bozulmasına engel olmalı. Taraftar desteğini sürdürmeli, ancak Türk futbolundaki gerçekleri göz ardı etmemeli!
Yıldız oyuncular sezon ortasında gelecek cazip transfer tekliflerine kulaklarını tıkamalı.
Mecnun Odyakmaz ve Bülent Uygun, Sivasspor'un yükselişini engellemeye yönelik tanıdık manevralar için şimdiden önlemini almalı...
Devre arasında kadroyu takviye etmeli, alternatifleri artırmalı.
Peki, bu kadar çok işi bir arada yapmaya çalışırken, zirve mücadelesini sürdürebilir mi?
İmkansız değil ama, çok zor!
15 milyon dolarlık pay
Ne acıdır ki, bir Anadolu takımının saha dışında vereceği mücadele, zirveye tırmanıp orada tutunabilmesi için göstereceği sportif performanstan daha önemli bu ülkede.Hesap gayet basit. Dört büyükler dışında şampiyonluk ipini göğüsleyecek bir takımın naklen yayın pastasından alacağı pay asgari 15 milyon dolar. Bu, mütevazı bir Anadolu takımı için çok büyük rakam.
Başka bir deyişle kulübün sağlıklı bir yapıya kavuşması, rekabet gücünün artması ve hedeflerini büyütmesi demek.
Aslında giderek yozlaşan Türk futbolunun kurtuluş reçetesidir beşinci, altıncı, yedinci şampiyonların çıkması.
Ancak dört büyük kulübün ise işine gelmez, çorbaya bir kaşık daha sallanması.
Realite budur, oyunun kuralları bellidir.
Yakın geçmişte Gençlerbirliği, Gaziantepspor, Bursaspor, Kayserispor denedi, başaramadı.
Sıra Sivas'ta!
Ya başarırsa?..
cersen@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe