
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Silahlı, külahlı bakışseverler...
SAVAŞ için "İnsan öldürme sanatıdır" derler. Olmaz olsun böyle bir sanat, diyebilirsiniz ama, neyleyelim ki, insanla yaşıt bir sanat nasıl sanatsa...
Kimse savaşı övmez ama, savaşmaktan da geri kalmaz.
Hadi İlkçağ'ın insanı için bahane bulurlar, ya da bugünlerin savaşı?..
* * *
GÖRÜNÜŞE bakarsanız, herkes savaşa karşıdır, savaşa karşı dernekler kurulur, barışseverler bir araya gelir, barış şiirleri, barış romanları yazılır, nutuklar atılıp devletler barış için paralar ayırır, barış için dağıtırlar, savaşa karşı olduklarını duyurmak için...
Ama barışı ağızlarından düşürmeyen, barış filmleri çeviren, savaş karşıtı oyunlar oynayan, hatta dediğimiz gibi, savaşa karşı çıkan, paralar dağıtan devletler, öbür elleriyle de savaşmak için fabrikalar kurmakta, silahlar yapmakta, bunları satarak geri kalmış, yoksul milletlerin parasını almaktadırlar.
* * *
BİR elde silah, bir elde zeytin dalı, çağımızın utanılacak görüntüsüdür bu...
Güneydoğu'dan sık sık haber gelir:
"PKK'nın döşediği mayına basarak ya da uzaktan kumandalı mayın patlamasıyla şu kadar asker şehit oldu, ya da şu kadar köylü öldü."
* * *
O mayınların oraya kadar nasıl geldiklerini merak etmez misiniz?
Mayını oraya PKK döşemiştir, peki mayını kimden almıştır, kime parasını ödemiştir?
O mayınları yapan da, satan da barışseverlerdir!
Onların devletleridir, mesela İtalyanlar...
* * *
SAVAŞ, insanı öldürme sanatıdır, derler. Evet ama ölüme giderken bile insan olduğunu unutmamak, insan budur işte...
1994'te genç bir subay olan Alaattin Işık'ın bir anısı...
"Siirt kırsalındayız, o gün emredilen bölgede arazi arama ve taramasını bitirmiş karakola doğru dönüşe geçmiştik. Zaman geçtikçe hava kararmaya yüz tutuyordu. Karakola olan mesafemiz de azalmaya başlamıştı. Birden üstümüze mermiler yağmaya başladı. Bizim indiğimiz tepelerin karşı yamaçlarından ateş ediliyordu. Bizim hakim araziden mahkûm araziye inişimizi gören teröristler, havanın kararmaya yüz tutmasından da istifade ederek bize ateş açmışlardı. Aslında bu uzak mesafeli bir taciz ateşiydi. Bölükteki tüm askerler mevzi almışlar ve otomatik tüfeklerle karşılık vermeye başlamışlardı. Ben de telsizle olayı karakola rapor etmiş, teröristlerin havan atış menzili içinde olduklarını bildiğimden haritayı çıkarıp koordinat almaya başlamıştım ki, birden yanımda birisinin dizleri üstünde başımın önüne yerden bulduğu taşları dizmeye başladığını fark ettim. Bu benim Tokat Niksarlı habercimdi.
Bende omzundan tutarak yanıma yatmasını sağladım. Koordinatları verdim. Beraber gerideki başka bir mevziye mevzi değiştirdik. Karakoldan gelen takviye birliklerle beraber teröristleri çevirmeye başladık ama hava kararmış ve teröristler geri dönmüşlerdi."
Ölüme giderken bile, insanlığını unutmamak...
Ne kutsal duygu...
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe