Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 28 Ekim 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türkan Şoray'ın Yeşilçam tarzı tavan arasından çıktı

Şoray'ın filmlerde giydiği kıyafetleri tasarımcı Gönül Paksoy onardı, sanatçı Şahin Paksoy da Sultan'ın büstlerini yaptı

BAHAR BAKIR

Türkan Şoray ya da halkın ona yakıştırdığı adıyla Sultan, 3 Kasım'da Ankara Palas'ta düzenlenecek geleneksel Cumhuriyet Balosu'nda, filmlerinde giydiği kıyafetlerin konu alındığı bir etkinliğe konuk olacak. Tasarımcı Gönül Paksoy, 1960'tan beri 200 kadar filmde oynayan Şoray'ın, yıllardır evinin tavan arasında sakladığı kıyafetleri sergilenmek üzere hazırladı.
Sanatçı Şahin Paksoy da ondan esinlenerek 10 adet büst yaptı. Türkan Şoray büstleri o kadar çok beğenmiş ki onlara şapka ve örtülerini kendi elleriyle takmış. Setlerdeki eski çekim günlerini yad etmiş. Bu büstler de 10 Kasım'da Galeri Art'ta sergilenecek.
Gönül ve Şahin Paksoy kardeşlerle Teşvikiye'deki mağazada buluştuk. Türkan Şoray'ın filminde giydiği şapkalardan birini taktım, ben de bir büst oldum.

Cumhuriyet Balosu'ndaki sergide tema Türkan Şoray'ın kıyafetleri. Şoray'ın seçilmesinin nedeni neydi?
Gönül Paksoy: Bu fikir Dışişleri Bakanlığı'nda Daire Başkanı Osman Çetintaş'a ait. Çünkü o tam bir Türkan Şoray hayranı. Onun hangi filmde hangi kıyafeti giydiğini, hangi filmde hangi türküyü söylediğini biliyor. Cumhuriyet tarihinin önemli sanatçılarından biri olduğu için seçildi diye düşünüyorum. Ayrıca Türkan Şoray'ın Türk sinemasındaki yeri tartışılmaz. Türkiye'nin en iyi kadın oyuncusu dendiğinde akla ya Türkan Şoray ya Cahide Sonku gelir. Türk halkı ona "Sultan" unvanı verdi. Çünkü o son 50 yıla imzasını atan bir oyuncu.
"1960'tan beri filmlerdeki elbiselerini çatı katında saklamış"

Şoray'ın kıyafetlerini hazırlarken filmleri izlediniz, fotoğraflarını incelediniz mi?
Gönül P.: Kıyafetleri ben dikmedim, sadece onardım. 1960'tan beri filmlerdeki elbiselerini şu an oturduğu evin çatı katında saklamış. Ama daha öncesinde evinde çıkan bir yangında kıyafetlerinin bir kısmı yanmış. Neyse ki büyük kısmını kurtarabilmiş. Orada şu an 450'ye yakın film kostümü var. Ayrıca başörtüleri, şapkaları, tülleri ve filmlerde kullandığı diğer aksesuvarlarını da saklamış. Bunun dışında film afişleri, eski fotoğrafları da duruyor.

Kıyafetler çok mu yıpranmış durumdaydı?
Gönül P.: Ne kadar güzel korunmuş olsa da elbiseler yıllar içerisinde deforme olmuş. Bazılarının üzerinde çekimden kalma çamur ve kan lekeleri vardı. O yüzden ilk önce hepsini temizlettim. Hatta kuru temizleme bu kıyafetlerin Türkan Şoray'a ait olduğunu öğrenince birkaç imzalı fotoğraf karşılığında bedava temizledi. Yırtık şalvarları vardı, onları bile atmamış. Onarımı atölyede yaptım. Bunu yaparken de elimizde bulunan film arşivi ve afişleri bana çok yaradı.
Bunun dışında yıllar önce bir hayranı Türkan Şoray'la ilgili gazete ve dergilerdeki materyallerden oluşan ciltli dev bir albüm seti hazırlamış. Ve bunları Türkan Şoray'a göndermiş. O bunları görünce öyle duygulanmış ki... Çünkü onda olmayan bir sürü fotoğraf ve yazı varmış. Buradan bulduğum resimler çok işime yaradı. Ayrıca Türk sinema tarihiyle ilgili çok şey öğrendim.

"Dila Hanım'da giydiği geceliği kendi dikmiş"
Türkan Şoray'ın kıyafetlerini kimin diktiğini, kimin tasarladığını biliyor musunuz?
Gönül P.: Şu an kıyafet tasarımcıları, butikler, ikinci el mağazalar gibi birçok seçenek var. O dönemde tabii bunların hiçbiri yok. Herkes kendi elbisesini kendi hazırlarmış. Türkan Şoray'ın anlattığına göre uzun bir dönem kendi kıyafetlerini kendi tasarlamış. Mesela "Dila Hanım" filminde giydiği geceliği kendi dikmiş. "Arım Balım Peteğim" filminde başındaki yeşil boncuklu baş süslemesini kendi dizayn etmiş. Ve bunun gibi birçok örnek.
Daha sonraki yıllarda yine kıyafetlerinin hiçbirini başkasına seçtirmemiş. Hep terzilere istediğini tek tek söylemiş, kendi gitmiş alışverişe. Rolü ne olursa olsun başörtüsünden makyajına hep kendi belirlemiş.
Şahin Paksoy: İşte onun bu titizliği senaryoya müdahale etmesine kadar gidermiş. Siz hiç onu çıplak gördünüz mü? Şoray kanunları diye boşuna dememişler.

"57 yıllık süreci gözden geçirdik, 100 civarında kıyafet seçtik"
450 kıyafet arasında neye göre bir seçim yaptınız?
Gönül P.: Filmleri kronolojik bir sıraya koyup 57 yıllık süreci baştan aşağı gözden geçirdik. Ama asıl Türkan Şoray'ın seçtiği filmleri, dolayısıyla da orada giydiği kıyafetleri projeye ekledik. Özellikle "Selvi Boylum Al Yazmalım", "Mine" ve "Dila Hanım" onun hayatında çok önemli kilometre taşlarıymış. Bunu çok vurguladı. Bunları göz önünde tutarak 100 civarında kıyafet seçtik.

Projede Selim İleri de var

Yazar Selim İleri, Türkan Şoray'la çok yakın dost. Bu proje boyunca çekimler sırasında hep yanında olmuş. İleri bu kitap için bir giriş yazısı da yazmış. Bu yazıda onunla tanıştığı ilk günden bugüne olan dostluklarını anlatıyor. O Türkan Şoray'a gençliğinden beri hayranmış. Onunla karşılaşmak, tanışmak istermiş. Bir gün Türkan Şoray'ı Taksim'de bir film çekimi sırasında tesadüfen görmüş. Ve hikaye böyle başlamış.

"Tüm şapka ve başörtülerini büstlere kendi yerleştirdi. 'Ben böyle takardım' dedi"

Türkan Şoray'ın film kıyafetlerinin yanı sıra siz de büstlerinizle bu etkinliği çok farklı bir havaya soktunuz. Bu fikir aklınıza nasıl geldi?
Şahin P.: O büyük bir sanatçı. O yüzden işe sanatsal bir yön katmak istedim. 10 tane Türkan Şoray büstü yaptım. Gençliğimden beri onun yüzü beni çok etkiler. Gözümü kapadığımda aklıma gelen ve yıllardır hiç değişmeyen bir Şoray portresi var. Büstleri ona göre yaptım.
Gönül P.: Başlangıçta Türkan Şoray'ın bu başları seveceğini düşünmemiştim. Kendini o şekilde görmek istemez zannetmiştim. Ama tam aksine çok çok beğendi. Hatta eski günlere gitti, duygulandı. Tüm şapkaları ve başörtüleri büstlere o yerleştirdi. "Ben böyle takardım, böyle bağlardım" dedi. Bu büstleri gördükten sonra etkinliği bir kitap projesine dönüştürmeye karar verdik.

Onun güzelliğinin dillere destan olduğunu biliyoruz. Sizce onun en karakteristik yanı neydi? Büstleri yaparken en çok neyi ön plana çıkardınız?
Şahin P.: Bir kere Türkan Şoray büstü yapmak çok zor. Çok karakteristik bir yüzü var. Dudaklar kırmızı ve etli. Gözler buğulu ve yüzüne çok güzel oturmuş. Hâlâ çok güzel bir kadın. Ben büstleri yaparken onun eski film fotoğraflarından yararlandım.
Bir de benim kafamda Türkan Şoray çok gülen biri değil. Yüzünde farklı bir mahzunluk var. O yüzden büste bunu yansıttım.
Gönül P.: Üniversite yıllarımda bir gün onu Şişli'de bir butiğin önünde görmüştüm. Simsiyah bir elbise giymiş, siyah kocaman kürk bir şapka takmıştı. Zaten ne zaman dışarı çıksa o sokakta izdiham olurdu.

Bu kadar beğendiğine göre bir büstünü almak istemiştir herhalde...
Gönül P.: Bunu söylemeyecek kadar zarif bir kadın. Bu asla benim olsun gözüyle bakmamıştır. Ama biz ona bir tane hediye etmek istiyoruz.

"Seçtiği kıyafetlerle tarzını yaratmış. Kendinin modacısı olmuş"

Bir tasarımcı olarak Türkan Şoray'ın seçtiği kıyafetlere baktığınızda zevkini nasıl buldunuz?
Gönül P.: Rol için seçtiği kıyafetler olsa da hepsinin kendi zevkini yansıtmadığını söylemek yanlış olur. Çünkü görüyorum ki moda konusunda hiç de bilgisiz biri değil. Bu, o dönemi göz önüne alırsanız önemli bir şey. Ama Türkan Şoray'ın filmlerde giydiği kıyafetlerle kendi giyim tarzı arasında dağlar kadar fark var. Çünkü o çok sade giyinen biri. Film kostümleri renkli ve şaşaalı. Özellikle şehirli kadın rollerinde ya da barda çekilmiş sahnelerde böyle. Ama kendi sade diye kıyafetini de sade seçmemiş mesela. Dolayısıyla iki ayrı kadın olmayı başarabilmiş. Bu çok güzel.
Kendisi için doğru kıyafetleri seçebilmiş biri. Tarzını yaratmış. Kendinin modacısı olmuş.
Şahin P.: Gençliğimde Türkan Şoray'ın filmlerde giydiği kıyafetleri diktiren çok vardı. Saçlarını onun gibi yapanlar vardı. Makyajlarını, onun sürmeli gözleri ve kırmızı dudaklarından esinlenerek yaparlardı. Başörtülerinin oyalarına Türkan Şoray kirpiği derlerdi. Hatta Türkan Şoray adında bir tatlı bile vardı.


PAZAR
Türkan Şoray'ın Yeşilçam tarzı tavan arasından çıktı
"Kendim için bir şey istiyorsam namerdim!"
"Bağımlı genç, odasını ıvır zıvırla doldurur"
Şiddetin ortasında bir barış çığlığı!
"En büyük amfora koleksiyonu" için müze
Türkiye'nin Facebook'u: Mondus
"İnsanlar 'Secret' yerine 'Mesnevi'yi okusun"
Urfalı Tenekeci Mahmut
Dağlarla derelerin aşkı
28 Ekim gecesi ne oldu?
Akreplere öneriler
Balığın dublörünü yedik
1961 ve 1982 anayasaları
Kiloyu korumakla ilgili en çok sorulan sorular (1)
Ne kadar ekmek o kadar köfte
Okurlara cevaplar





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet