
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Mizah festivali...
SANAT ve kültüre gösterilen ilgiyle, gazetelerin "sanat ve kültür sayfaları" doğru orantılıdır.
Çok değil, bir iki yıl önce dünya çapında bir konsere ya da önemli bir sergiye iki satırlık, tek sütun yer vermeyen gazeteler, şimdi aynı gazetenin ayrı sayfalarında, aynı haberi tekrar tekrar yayımlayarak; hatta çok kere, sanatçının özel yaşamını "paparazzi" üslubuyla anlatarak...
En çok ilgi, hem kulağa hem de gözlere hitap eden konserlere...
* * *
KİMLER bu konserler için hazırlanmıyor ki?
Seyyar köfteci Rıza Efendi de konser hastası...
Geçen gün karısına hazırlık için talimat verir, o gece "Cemil Reşit Rey"in sarayında Rey Cıharles'in konseri vardır. Karısı sorar:
"Eyi bir şee mi barı?"
"Sen ne diyoon be avrat... En iyi de laf mı? Herifçioğlu hem görmüyo hem de saz neyim çalıyo... Hemi de Amerikan türküsü çığırıyor. Bu akşam gidiyoruz."
* * *
"RIZA Efendi" hazırlıkları başlatır, karısı tek gömleğini yıkayıp ütüleyecek, oradan kasap İrecep'e koşacaktır:
"Benden selam söyle, biraz köftelik kıyma hazır etsin, içine ne goyarsa goysun fark etmez, festivallik dedin mi o anlar. Fırına git bir çuval ekmek al, bakkala uğra beş, altı kilo mangal kömürü ısmarla, biraz da meşrubat neyim al!"
* * *
KADIN sorar, buz da alsın mı?
"Buzu napcan kız. Alsan bile bu havada beş dakikada erimez mi? Halbuki asıl satış entrekte olacak... Millet içeride hamamda gibi terleyecek. Sonracıma söyleyeyim Ray Cıharles çıkıp tıngır mıngır milletin anasunu belleyücuk. Entrek oldu mu vıyyy sen o milleti görcen, öyle susamış, acıkmış. Hele gasap İrecep'in acılı gıymasından bir yudum aldı mı? Yandım Allah diye döner durur artık."
* * *
MISIRCI Hüsamettin ile ortağı Adem de sanat ve kültür festivaline hazırlanmaktadırlar...
Adem, Hüsam'a sorar:
"Bu gece ne yapalım Hüsam, festivale katılalım mı?"
Hüsam çok istekli değildir:
"Katılalım ama, bu gece yengen... Aya İrini'de Şostakoviç dörtlüsü, Açıkhava'da Bectek Dans Tiyatrosu, Cemal Reşit'te Karaköy Filarmoni...
"Rumelihisarı?"
"Moskova Filarmoni."
Beğenmezler:
"Seyirciler hep sosyete yani. Bunlar mısır filan yemezler. Bunlara ya meşrubat ya da bira satacaksın. En fazla yedikleri içtikleri budur."
* * *
O geceyi, sanat ve kültürden nasiplerini alamadan geçireceklerdir, ama yarın:
"Açıkhava'da Bravo var. Bana kalırsa acayip mısır tüketir, ne de olsa Akdeniz çocuğu..."
"Beş yüz mısır yeter mi?"
"En az bin olsun! Rodrigo diyorum sana koçum. Dünyanın en büyük gitarcısı, boru değil!"
—————-
DİPNOT-Yukarıdaki öykü Yalçın Pekşen'in "Ye Türk'üm Ye!" adlı kitabındaki "Festivale Hazırlıklar"ın özetidir. "Mizah Öyküleri" ve "Mizah Gerçekleri" adlı iki bölümlük kitapta mizahın "Dur ben sana bir fıkra anlatayım" demek olmadığını bir mizah ustasından öğreniyoruz. (Say Yayınları)
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe