Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Ekim 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Bağımlı genç, odasını ıvır zıvırla doldurur"

Oğlunun uyuşturucu bağımlılığını ve kurtuluş sürecini "İğnenin Ucundaki Hayatlar"da anlatan Selda Uskan: "Öğrendim ki odalarını aksesuvarlarla, kutularla, oyuncaklarla dolduruyorlar. Odayı aramak çok uzun sürüyor. Böylece maddeyi bulma ihtimaliniz de düşüyor"

FATİH TÜRKMENOĞLU

Bu röportaj, "oğlunu uyuşturucu batağından kurtaran bir annenin hikayesi". Gazeteci Selda Uskan ya da nam-ı diğer Sarıkız, son kitabı "İğnenin Ucundaki Hayatlar"ın kapağında öyle yazmış...
Bütün kitaplarının girişinde bahsettiği gibi, hayat ona bir senaryo yazmış. Kurguya müdahale şansı yokmuş. Verileni yaşamış, inanarak mücadele etmiş, yazıldığı şekliyle kazanmış.
Senaryo zor, savaş çetinmiş. Biricik oğlu (ismi burada sadece "Oğul") eroine uzanan uyuşturucu batağının içindeymiş. Yoğun mücadelesini, başka Oğul'lar da kurtulsun diye yazmış...

Nasıl öğrendiniz durumu?
Gazetedeydim. Telefon geldi, arayan bir arkadaşının annesiydi. Çocukların ilaç kullandıklarını söyledi.

Peki o güne kadar hiç şüphelenmediniz mi?
Bir tuhaflığı vardı... Eskisi gibi değildi genç adam.

Ne gibi bir tuhaflık?
Aile ilişkileri farklılaşmıştı, tipi değişmişti. Daha solgundu, sebepsiz yere kaşınıyordu... Bunlar çok önemli belirtiler, tabii görmeyi bilirseniz!

Her kaşınma değil tabii...
Bu belirtilerin biri veya ikisi var diye, çocuğunuz uyuşturucu kullanıyor demek değil. Gözler ciddi ele verir mesela; gözlerin altı dışarı çıkar, mat bakar. Tuvalette çok uzun kalırlar. Anne-babalara çocukların mümkünse dışkılarını kontrol etmelerini öneririm. Çok yoğun ve kalın olur; sifonla gidemeyecek kadar. Bu çok önemli bir özelliktir. Uyanınca yastıklarında tükürük olur, ağızlarından salya akar... Özellikle belirtiyorum: Bu belirtilerin hepsi veya çoğu bir aradaysa, şüpheli bir durum vardır.

Sosyal hayatları değişiyor mu?
Asosyal oluyorlar. Sigara içmeyen bile sigaraya başlıyor; yatak, yorgan sigara yanığı doluyor. Yalan söyler, ciddi şekilde iyi yalan söylemeye başlar. Siz maddeden önce istediğiniz kadar iyi eğitmiş olun, hiçbir şey değişmez... O asalet, bilgi birikimi, her şey bir kenara atılır; maddeyle birlikte yeni bir çocuk çıkar ortaya.

"Madde"yle neyi kastediyoruz?
"Madde", evde her buzdolabında bulunan öksürük şurubundan ve grip ilaçlarından başlayarak esrara, morfine, eroine kadar gidiyor... Çocuklarla çok konuştum. Ne alırsa alsın, dozu giderek artırıyorlar. Çok bilinen bir şey ama tekrarlamak durumundayım: En büyük tehlike, çocuğun "Ben onlar gibi olmam" diye düşünmesi. Bir çocuğun kendine güveni iyi bir şey ama anlamsız cesaret insanı uçuruma sürükler. Uyuşturucu bir anlamda erkekliğin de simgesi. Konuştuğum gençlerden biri, "Hiç arkadaşım yokken birdenbire parmakla gösterilir duruma geldim; 'Helal olsun, günde bilmem kaç tane hap atıyor' diyorlardı" diye anlattı.

Herhangi bir gence gitmiyorlar ama. Bu işlere meyilli gençleri buluyor ya da bir şekilde buluşuyorlar, değil mi?
"Meyilli genç" sözü yanlış; kimse buna meyilli olarak doğmuyor. Bir soyaçekim olayı olduğu iddia edilse de, çevresel faktörler çok önemli. Satıcılar zengin semtlerinde kokain satmak için dolaşıyor. Ucuz maddeleri satanları kitabımda uzun uzun anlattım... Giyimlerinden iki cep telefonu taşımalarına kadar her şeyi yazdım. Onlar küçük satıcılar...

"Ayrılmasaydım böyle olmazdı"

Oğlunuz şu anda kaç yaşında?
25. Dört yıldır kullanmıyor. 17 ile 20 yaşları arasında, öksürük şurubu ve grip ilaçlarından elde edilen uyuşturucu ile başladı. Bir kız arkadaşının teşvikiyle...

Kendinizi suçlamanız yaklaşık olarak ne kadar sürdü?
Hep... Hiç bitmedi ki...

Gerçekten daha ideal anne-babalar olsaydınız, Oğul uyuşturucu kullanmayacak mıydı?
Kullanmayabilirdi. Anne ve baba çocuğa aynı şeyi söyleyecek: "Dokuzda yat çocuğum, dokuzda yat! Yemeğini ye, bu arkadaşınla oynama." Anne ve baba farklı şeyler söylemeyecek. Ortak karar çıkması gerek. Bizde öyle olmadı, ben "Uyu" diyorum, baba "Bırak oynasın" diyor.

Bir de kitapta ikinci evliliğiniz ve pişmanlıklarınızdan bahsediyorsunuz.
Ayrılmasaydım böyle olmazdı... Asla böyle olmazdı... Benim tek tesellim, çocuğumun çok şirin bir genç adama dönüştüğünü görüyor olmam.

Gerçi siz aralardaki öbür ilişkilerden sonra Oğul'un babasıyla hâlâ berabersiniz. Büyük aşk...
Bizdeki aşk değil. O benim dayımın oğlu gibi şimdi. Onun da annesi oldum. Benim babam da bizle beraber, kediler ve köpekler var, oğlumun kız arkadaşı da bizle yaşıyor... Tekrar büyük bir aile olduk!

Uyuşturucunun yerine daha sonra ne koydu Oğul?
Evdeki yaşamı sevmeyi çalıştı. Evde ona sunulanları sevdi; temzilendikçe, pür bir ruhun ve bedenin mutluluğunu keşfetti. Birlikte pasta bile yaptık, alışverişlere çıktık. O dönemde bir kızla tanıştı, çok aşık oldu. Büyük aşklar, Allah sevgisi, millet sevgisi gibi, insanı olumlu yönde çok etkiliyor.

Ne zor bir durum...
Öyle... Mesela hiçbir zaman parasızlıktan bahsetmemek gerekiyor. "Şimdi seni nasıl tedavi ettireceğiz, hay Allah" lafını ederseniz, çocuk "Öleyim bari canına yanayım"a getirir. Özellikle baba "Benim çocuğum bunu nasıl yapar?" demesin. Anne ve baba "Bu bir düşman, bu düşmandan kurtulacağız çocuğum" diyecek. Anneye çok iş düşüyor...

"Dağ-taş, her yerde satılıyor"

Uyuşturucu bu kadar kolay mı satın alınıyor?
Şimdi çıkın, 10 dakika sonra alıp dönmüş olursunuz. Dağ-taş, her yerde satılıyor diyorum size... Ortalarda, fütursuzca satılıyor. Siz, ben görmüyoruz ama her yerlerdeler.

Onlar biliyorlar...
Evet. Sonra terimleri var; mesela "Çaktım, attım" falan gibi şeyler diyorlar. Bu terimleri çocukların ağzında duyanlar da irkilsinler...

Ve bu iş ucuza yapılabiliyor anladığım kadarıyla.
Doz azken, yeni başlarken... Sonralarında hırsızlık başlayabilir.

Oğul hırsızlık yaptı mı?
Biz ayrı yaşardık o dönemde, bilmiyorum ama sanırım yapmadı. Annelerine babalarına bıçak çeken, boğazlarını sıkanlar var. Sonuçta Oğul kendi annesine ve babasına çekmiş; demek ki kendini frenledi. Bizim hiç parayla, pulla işimiz olmadı. Benim hiç İran halılarım, kristal avizelerim olmadı. Biz sevdiğimiz şarkıları sonuna kadar açan bir aileyiz... Bir tek tedavi döneminde Leonard Cohen'i çok dinlediği için, artık çok severek dinlemiyoruz.

"Hiçbir şişe atılmıyor, 10-15 yıllık eşyalar ortalıkta duruyor"

Odanın akıl almaz aksesuvarla, çok kalabalık olduğunu öğrendim mesela. O kadar kalabalık oluyor ki, maddeyi bulmak imkansız hale geliyor. Hepsi çok bilgili, bunların odaları bir yatak, bir konsol, bir bilgisayardan ibaret değil. Hiçbir meşrubat şişesi atılmıyor. 10-15 vazo, kutular, kitaplar, bin yıllık peluş bebekler ortalıkta... Odada bir güruh sizi bekliyor; objelere basarak geçmek zorundasınız. Orayı aramak beş saatinizi alır... Oda yoksa da, bahçedeki bir saksının dibi veya hiç kullanılmayan bir tencere olabiliyor. Madde bağımlısı çocuk, zekasını sadece bu yönde kullanıyor.


PAZAR
Türkan Şoray'ın Yeşilçam tarzı tavan arasından çıktı
"Kendim için bir şey istiyorsam namerdim!"
"Bağımlı genç, odasını ıvır zıvırla doldurur"
Şiddetin ortasında bir barış çığlığı!
"En büyük amfora koleksiyonu" için müze
Türkiye'nin Facebook'u: Mondus
"İnsanlar 'Secret' yerine 'Mesnevi'yi okusun"
Urfalı Tenekeci Mahmut
Dağlarla derelerin aşkı
28 Ekim gecesi ne oldu?
Akreplere öneriler
Balığın dublörünü yedik
1961 ve 1982 anayasaları
Kiloyu korumakla ilgili en çok sorulan sorular (1)
Ne kadar ekmek o kadar köfte
Okurlara cevaplar





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet