SORU-CEVAP'IN KONUĞU ALMAN BÜYÜKELÇİSİ DR. ECKART CUNTZ:
'O şehit cenazesinde Almanya da vardı'
Şehit cenazesine katılarak dikkatleri üzerine çeken Cuntz, "Cenazeye katılmakla vermek istediğimiz tek mesaj vardı: Biz Almanya olarak Türk halkıyla ve şehit düşenlerle dayanışma içindeyiz" dedi
Soru Cevap? / Devrim Sevimay
3N1K
KİM: Almanya Büyükelçisi Dr. Eckart Cuntz, 57 yaşında. Mannheim'da doğdu. Heidelberg ve Freiburg üniversitelerinde hukuk okudu. Hannover Üniversitesi'nde hazırladığı doktora tezinin başlığı "Askerlerin anayasaya sadakati"ydi. 1975'te Dışişleri'ne girdi. Sırasıyla Kâbil, Kuala Lumpur, Luanda, Bandar Seri Begawan, Tahran büyükelçilikleri, Bonn'da NATO Şube Müdürü, Brüksel'de AB Daimi Temsilciliği, AB Konseyi Genel Sekreterliğinde Kabine Şefliği, Dışişleri Bakanlığı Avrupa Genel Müdürü, Avrupa İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı görevlerinde bulundu.
NEDEN: Bir hatırlamaya çalışın lütfen... Mehpare Çelik tam 60 saat ekranda kalmıştı... Telefonda ağlayanlar, kolundaki bileziği satmaya kalkan kadınlar... Herkes kızgındı; "Madem Kuzey Irak'a harekât yapıyoruz diye Almanlar bize verecekleri 300 milyon marktan vazgeçti, o zaman haydi Mehmetçikle el ele" diyordu millet... Aradan 12 yıl geçti geçmedi, şimdi o Almanya'nın Büyükelçisi Mehmetçiğin cenazesinde... PKK'nın ilk Ulusal Meclisi'ne ev sahibi olan Almanya... Ne değişti? Bir kere Türkiye mutlaka değişti; kendisine yapılacak uyarıları nispeten aza indirdi, ki hâlâ da uğraşıyor. Ama tabii Irak değişti... Irak'taki kuyuların başında kimin oturduğu değişti. Avrupa'nın Irak politikası parçalı bulutlandı.
Tarih elbette bu yılları not alıyor. Fakat onu bekleyene kadar biz de neyin değiştiğini Alman Büyükelçisi'ne sorduk.
NEREDE: Büyükelçi'nin rezidansında.
NE ZAMAN: 25 Ekim, Perşembe günü.
Piyade Astsubay Çavuş Soner Özübek'in Eskişehir'deki cenaze törenine siz niçin katıldınız?
Televizyon ve gazetelerdeki görüntüler çok sarsıcıydı. Ağlayan kadınlar, hatta ağlayan erkeklerin görüntüleri... Bunlar elbette bir insanı etkiliyor. Üstelik olaylarda sadece askerler değil, siviller de ölüyor. Bu çok önemli. İster El Kaide ister PKK... Dünyada terör hep aynı ve buna hep birlikte tavır göstermemiz gerekiyor. Ayrıca Türk halkının da böyle bir dayanışmaya ihtiyacı olduğunu düşündüm. Bu yüzden o ölen insanların aileleriyle birlikte olmayı istedim.
Peki bu, hemen o anda alınmış bir karar mı?
Aslında uzun zamandır böyle bir düşüncemiz vardı ve buradaki Askeri Ataşemiz Genelkurmay Başkanlığı'yla irtibat halindeydi. Genelkurmay'dan "Eskişehir'deki cenazeye katılabilirsiniz" yanıtı gelince hemen gittim.
Cenazede tüylerim ürperdi
Cenazede neler hissettiniz; yani ağladınız mı demiyoruz, ama o cenazeyi siz nasıl yaşadınız?
Bir kere çok yoğun bir atmosfer vardı. İnsanın tüylerinin ürpermemesine imkân yoktu. Çok etkileyiciydi. Hoca vaaz verirken bir kısmını Türkçe takip edebildim, ama şunu çok iyi anladım: Oraya katılanların çoğu askerin ailesi değildi. Askeri tanımıyorlardı bile. Ama hepsi ağlıyordu. Bu insanın neredeyse kanına kadar işleyen bir görüntü. Buna rağmen ölen askerin babası bir ara mikrofonu eline alarak grubu sakinleştirmeye çalıştı, uyarıcı konuşmalar yaptı. Bu da beni çok etkiledi.
Tabii ben orada ancak şunu yapabildim: Ailenin önünden geçerken dönüp selam verebildim. Gidip başsağlığı dilemeye fırsat yoktu. Sonuç olarak diyebilirim ki, orada olup da tüylerinizin ürpermemesine imkân yoktu.
O duygusal ortamı paylaşmanız gerçekten büyük incelik, ancak biliyoruz ki büyükelçiler sadece duygularıyla hareket etmezler. Bu bir hükümet kararı olmalı; doğru mu?
Kesinlikle şundan emin olabilirsiniz; o cenazede Almanya Federal Cumhuriyet'i vardı. Federal Hükümet'e cenazeye katılma kararımız konusunda önceden bilgi verdim. O cenazeye Savunma Ataşemizle birlikte giderken bize hükümetten bu konuda teyitler verilmişti. Zaten ben de bunun için buradayım. İki ülke arasındaki dostluğu daha da pekiştirmek için...
Cenazeye katılmanız buna ne kadar yardımcı oldu, ne tepkiler alıyorsunuz?
Birçok telefon ve e-mail alıyoruz. Hemen hepsi de çok olumlu. Hatta buraya gelmeden önce Karadeniz toplantısındaydım ve orada konuştuğumuz Sayın Cumhurbaşkanı Gül de bana tebrik ve takdirlerini iletti. Herkes şundan emin olabilir ki, cenazeye katılmakla vermek istediğimiz tek bir mesaj vardı: Biz Almanya olarak Türk halkıyla ve şehit düşenlerle dayanışma içindeyiz.
PKK Almanya'da yasak!
O zaman acaba şimdi tam da zamanı mıdır; mesela PKK'nın Almanya'daki bütün bürolarını kapatmanın?..
PKK Almanya'da yasak! PKK'ya karşı gerçekten, cidden ve bütün imkânlarla bir savaş sürdürülüyor Almanya'da... Alman ve Türk makamları bu konuda yoğun bir trafik içindeler. Hatta dün (24 Ekim) bununla ilgili olarak Almanya'dan bir bilgi geldi ve gelmeye de devam ediyor. Önümüzdeki günlerde bir değerlendirme yapılıp bazı tedbirlerin alınması yoluna gidilecek.
Bu bilginin içeriğini, lider kadroyla mı ya da para trafiğiyle mi ilgili olduğunu sorabilir miyiz?Bizim elçilikte Federal Kriminal Polisi, Sınır Koruma Polis Teşkilatı, Göç Dairesi ve eyalet makamlarından uzmanlar var. Bilgi bu uzmanlık alanlarıyla ilgiliydi.
Peki bu bilgiler Türkiye'de hangi makama iletildi?
Türkiye'deki denk makamlara... Zaten bu makamlar arasında bir diyalog söz konusuydu, ama şimdi arada yeni bir işbirliği olduğu bilgisi var... Tabii bize de danışılıyor.
Doğrusu sizden bunları dinlerken bir yandan da aklımız 12 yıl öncesine gitti.. 12 yıl önce yine bir sınır ötesi harekât yüzünden Almanya Türkiye'ye ambargo uygulamıştı; sonraki yıllarda tanklarını kullandırtmamıştı. Bugünse siz bir askerin cenazesine katılıyorsunuz. Dışişleri Bakanı Steinmeier çok destekleyici açıklamalar yapıyor. Sizce değişen ne; Türkiye mi, Almanya mı?
Zannediyorum burada görevler ve beklentiler değişti. Yani görev ve beklentiler derken, terörün yapısı ve içeriği değişti. Çünkü terör artık o kadar fazla teknoloji kullanmaya başladı ki, sınırları aşarak ve kendi arasında işbirliği yaparak daha fazla yayılma imkânı buldu.
Değişen en önemli şey zannediyorum bu. Yani Almanya'yla Türkiye arasında artık bir tank krizi yok. Ama Almanya'yla Türkiye arasında artık özellikle savunma ve silahlanma alanında çok önemli bir işbirliğinden söz etmek mümkün. Hatta çok yakın bir tarihte iki ülke arasında savunma sanayiini geliştirme ve alım-satımları kolaylaştırma açısından bir çerçeve anlaşması imzalanacak.
Peki bu arada sınır ötesi bir harekât yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Elbette bir ülkeden başka bir ülkeye silahlı terör eylemlerinin yapılması kabul edilemez. Ama benim bildiğim kadarıyla zaten şu anda bir sınır ötesi operasyon söz konusu değil. Şimdi daha çok siyasetçilerin devreye girdiği bir diplomasi atağını görüyoruz ve bunu da çok olumlu buluyoruz.
Çünkü sonuçta bir yay (spiral) söz konusu ve yay zıplarsa kötü zıplar, daha büyük olaylara neden olabilir.
Almanya için Türkiye merkez
Almanya'nın PKK'ya gösterdiği sert tavrın ve Türkiye'nin yanında yer almaya önem vermesinin Irak politikalarıyla da örtüşen bir yanı olabilir mi? Çünkü biliyoruz ki AB ve özellikle Almanya, ABD'nin Irak'ı işgaline ciddi bir mesafe koymuştu?
Almanya'nın Irak'a girilmesi konusundaki tavrı ve endişeleri hep belliydi. Gerçi sonra Irak'a girildi ve Almanya "Tamam, girildi, yapıldı, ama şimdi Irak'ın geleceğini düşünerek toprak bütünlüğünün korunması gerekir" dedi. Tabii biz Irak'a sınır bir ülke değiliz, mesafe olarak çok uzaktayız.
Ama ne yazık ki her gün gazeteleri açın; Irak'la ilgili ölüm, bombalama, saldırı haberleri hiç durmuyor.
Dolayısıyla bizim de müttefik olduğumuz ülkelerle Irak'ın istikrarlı bir ülke olarak haritada yer alması için girişimlerimizi sürdürmemiz gerekiyor. Almanya bu noktada Türkiye'nin çok önemli, merkezi bir rolünün olduğunu düşünüyor.
DTP artık bir seçim yapmalı
AB büyükelçilerinin DTP Grup Başkanı Ahmet Türk'le yedikleri yemek sırasında siz cenazedeydiniz; fakat DTP'ye yapılan uyarılara siz de katılıyor musunuz?
Evet, o yemekte yoktum, ama benim vekilim oradaydı ve neyin konuşulması gerektiği konusunda önceden bir mutabakatımız vardı. Verilen mesaja gelince, zannediyorum gayet iyi anlaşıldı: DTP artık seçilmiş bir parti olarak Meclis'te yer alıyor. Dolayısıyla demokratik kurallara uygun davranışlar göstermesi şart. PKK'ya daha yakın olarak ortada bulunması ve böyle bir izlenim bırakması kabul edilemez. DTP'den bundan sonrası için beklentimiz terörden tamamen uzak durması, şiddetin bitmesi için elinden geleni yapması ve esir alınmış askerlerin serbest bırakılması adına girişimlerde bulunması.
"DTP, AB'yi kaybediyor." Bu yorum sizce doğru olur mu?
Konumuz bu değil, çünkü AB, Türkiye'deki siyasi partilere bir bütün olarak bakıyor. Ama eğer DTP demokratik bir partiyse ve AB'yi benimsiyorsa terörü reddetmesi gerekiyor.
NATO'dan henüz bir talep yok
Kabul edersiniz ki, Türkiye'ye sınırları aşılarak yapılan bir tecavüz var. Dolayısıyla acaba NATO'dan, 11 Eylül kararı gibi Türkiye'yi destekleyen bir karar çıkarması beklenebilir mi; ya da sizce bu aşırı bir beklenti mi olur?
Elbette Türkiye müttefiklerinden dayanışma bekleme hakkına sahiptir. Ama sanırım Türkiye'den "Buraya müdahalede bulunun" şeklinde bir talep zaten olmadı. NATO güvenlik açısından olayı takip eder, ama zaten böyle bir konu da tartışılmıyor.
Ya AB? AB 27 ülkesiyle Türkiye'yi destekleyen bir karar çıkarabilir mi?
Aslında bu tür destek açıklamaları yapılıyor. Daha fazlası nasıl olsun?
Gözümüz Dink'in katillerinde...
Türkiye'deki liberal aydınlar "Eğer Dink cinayetini çözemez ve 301'i kaldırmazsa AKP'ye desteğimizi çekeceğiz" diyor. Sizin açınızdan durum nedir?
O korkunç bir olay. O olayda ekstremliğin ve köktenciliğin ne kadar ön plana çıktığını çok iyi gördük. Aynı şekilde 301'inci maddeden Dink'in oğlunun yargılanması da kabul edilemez.
O yüzden sadece liberaller değil, biz de çok yakından takip ediyoruz. Hem Dink'in oğlunun yargılandığı davayı, hem de Dink'in katillerine ne ceza verileceğini... AB olarak gözümüz bu davalarda. Türkiye de zaten bunun bilincinde.
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe