Hasan yine Hasan
Gerçek kahraman kesinlikle Hasan Şaş'tı. Sağ bekte durması bile tribünden komik gelirken, o üstün futbolcu kimliğini tamamıyla ortaya koyduTakımın iskeletinin, temel direklerinin İstanbul'da kaldığı bir ortamda, elde kalanlarla kazanılan üç puanın hiç şüphesiz çok büyük önemi var. Galatasaray'ın, Denizli'deki kadrosuna baktığın zaman bu ligde şampiyonluğa koşacak bir kimliği kesinlikle yok. Ve üstelik kısıtlı kadroya rağmen eldekini bile iyi kullanamayan, yanlış tespitlerle oyuna hiçbir şekilde katkı sağlayamayan Kalli'ye rağmen. Ama Galatasaray'ın en büyük avantajı, sağ bek gibi çok garip bir yerde oynayan Hasan Şaş tarzı asla teslim olmayan bir futbolcuya sahip olmasıydı.
Tamam dünkü maçı Nonda iki golle aldı. Ama gerçek kahraman kesinlikle ve kesinlikle Hasan Şaş'tı. Sağ bekte durması bile tribünden komik gelirken, o üstün futbolcu kimliğini tamamıyla ortaya koydu. Asla pes etmedi, asla küsmedi. Sağ bekte takımının en önemli yönetmeniydi. Savunmanın yardımcısı, orta alanın destekçisi ve hücumun da besleyicisiydi. Attırdığı ilk goldeki müthiş asistinin yanı sıra inanın hemen hemen her topta o vardı.
Galatasaray'ın dünkü üç puanının en önemli ismi ise Güvenç Kurtar'dı. Ya kötü bir günündeydi, ya da aklı başka yerde. Çünkü o kulübede oturan kesinlikle Güvenç Kurtar değildi. Küme düşme yıllarında bile bu kadar kötü bir Denizlispor izlenmemişti. Penaltıyı saymayın oyun boyunca tek pozisyonu bile yok. Üstelik attığı golden sonra Yusuf hariç 10 futbolcu ile altı pasının içine sıralanan Denizlispor'un ne yaptığı, neye ulaşmak istediği belli değildi. Böyle bir anlayışta yarım puan bile Denizlispor için fazla olurdu.
Bouzid garip
Galatasaray'ın bomboş ve havadar bir halde olan kanatlardan ikinci yarıda sayılmayacak kadar pozisyon buldu. Volkan, Hakan Balta, Arda ve Hasan Şaş kanatlarda o kadar hücum şansı buldu ki, ikinci yarıda her atak gol pozisyonu oldu. Ama Ümit Karan ve Nonda, Bordeaux maçında olduğu gibi yararlanamadı. Ve neredeyse Galatasaray kötünün kötüsü Denizlispor önünde iki puanı bırakıp geliyordu.Bir de Bouzid'i şaşkınlıkla izledik. Maçtan sonra Nonda'ya öyle bir sevinç koşusu yaptı ki, sanki "Beni kurtardın" diyordu. Adam duracağı yeri bilmiyor. Ön liberoda başladı. Sağ açığa gitti, kendi savunması ile hiç alakası yoktu. Ne top kullanabiliyor, ne çalabiliyor, ne de ikili mücadelelerde ayakta kalabiliyordu. Kalli bu oyuncuya 80 dakika nasıl sabretti, anlamak mümkün değil.
hozer@milliyet.com.tr

Cafe