
|
|
|
 |
|
|
Kevin Costner karizması
Costner ülkemize geldi, etinden sütünden yararlanmakta fayda var. Show TV'deki "Buzda Dans"a bağlanması unutulmaz bir andı bizim için. Programı izleyip izlemediği soruldu. Behzat Kardeşimiz ne yapsın "uydudan seyrettiğini söylediğini" vurguladı (!). Costner, yarışmacılar arasında Ece Gürsel'i beğenmiş! Bu arada Sema Hanım (jüri üyesi olan tabii ki) Costner'a Paris'te buz pateni yaptıklarını hatırlattı! Zaten İstanbul'daki davete katılacağını açıklamıştı televizyonda Sayın Çelebi. Sema Hanım'dan bir tüyo daha aldık, Kevin Costner,' konser öncesi bu davette belki istek üzerine bir şarkı söyleyebilirmiş. Bir buz dansı işte böyle bir tarihe imza atmış oldu. Costner'ın karizma ne oldu onu bilemem!
İstakoz yiyelim
Sema Çelebi jüri üyeleri arasında bu yarışmanın flaşı. Oray Eğin'in olmadığı bir ortamda tabii Sema Hanım rahat hareket edebiliyor. Yarışmada haftayı son sırada bitiren Hasan Yılmaz'a takmış durumda. Hasan Kardeşimiz de az değil, çimdiriyor yani. Sema Hanım'a "Beraber bir istakoz yiyelim" demez mi! Hani barışmak adına. Kimin haddine Sema Hanım ile istakoz yemek? Kendi akranları ile yemesini önerdi nitekim Sema Hanım!
Daha ham
Nihayet başladı; "Hacıyatmaz" ve Ata Demirer. Çok heyecanlıydı bu belli. Ben kendisini "Korsan TV" programında ilk keşfedenlerdenim. Sonra stand - up olayına girdi televizyon uzaklaştı. Aslında böyle bir şov riskli bir olay. Çok şey bekleniyor, gülmekten yerlere düşecekmiş gibi bir hazırlık var izleyicide. Taklit ile şov programı çok ayrı bir olay. Konukların da yardım etmesi gerekiyor. Sadece Oya Aydoğan elinden geleni yaptı. Kamuran Akkor ile "eğlence formatında" takılma imkanı yoktu. "Size hayrandım" , "Türk Sanat Musikisi çalışmaları koro çalışmaları nasıl gidiyor?" gibi sorular sormak zorunda kaldı Ata Kardeş korkudan! Umarım haftaya rahatlar. Ülkenin özel durumu nedeni ile daha "soft" bir eğlence programı hazırlamışlar. Belki haftaya daha güleriz bu da garip geldi bana neyse!
Reklam süreleri
Çok şikayet ettiğimiz şu reklam süreleri nihayet kısalıyor. Referans Gazetesi muhabirlerinden Sevda Yüzbaşıoğlu imzalı haberde, dizilerde bugün 1 saat içinde 21 dakikalık reklam yapıldığı yazılmış. Bu sürede yedişer dakikalık üç periyod var. Eh hayli yüklü bir durum. Şimdi bu toplam reklam süresi 12 dakikaya inecek, 1 Ocak'tan itibaren. Yani yüzde yirmi kuralı uygulanıyor. Ne olacak? Reklamlar kendine çeki düzen verecek. Reklam alanı kıymetli olacak, şu lig maçlarında gördüğümüz abuk sabuk reklamlar olmayacak, bence tüketici gözünde daha gözle görülür, daha akılda kalıcı reklam devri başlayacak. Şikayetler var, özellikle kobilerin bu sektörü terkedeceği söyleniyor. Yerel televizyonlarda bu mecra güçlenir. Çünkü o şehirde yaşayan halkın da neyin nerede olduğunu bilmesi için, hangi dükkanın açıldığına, hangi ürünün nerede satıldığına ilişkin bir reklamın yer alması etkili oluyor. Ama çok izlenen bir kanalda zaten ne kadar kobi olabilir ki?
Fiyatlar artacak.
Fiyatlar yüzde 60 artabilirmiş. Eh ben hep bunu yazdım. Reklam süresi kısaltılsın, bu süreye giren reklam daha kıymetli olsun diye. Ama bunu da beğenmiyor reklam sektörü. Televziyonlar fiyatı yükseltecekmiş.
E reklamcılar, Siz de müşterilerinizden daha yüksek fiyat isteyin. Reklam zaten ucuz bir iş değil.
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|