
Taha AKYOL
Objektif
Cumhuriyet ve kökleri
31 MART vakası... 'Alaylı askerler' ayaklanması, 'mektepli askerler'in Hareket Ordusu ayaklanmayı bastırmak üzere İstanbul'a gelmiştir.
Hareket Ordusu'nun kumandanı, Almanya'da modern askeri eğitim görmüş Mahmut Şevket Paşa'dır.
24 Nisan 1909 günü Mahmut Şevket Paşa'ya padişahın durumunun ne olacağı soruluyor. Paşa'nın cevabı:
"Bizim vazifemiz asileri bastırmaktır. Padişah hakkında karar vermek Millet Meclisi'ne aittir!"
Dikkat, Meclis hakkında padişah değil, padişah hakkında Meclis karar verecektir! O meclis, "Millet Meclisi"dir.
11 yıl sonra, yine 24 Nisan günü Mustafa Kemal Paşa yeni açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşuyor. Meclis'in açık ve gizli oturumda toplam 6 saat süren fevkalade önemli konuşması... Milli Hareket'in nasıl başladığını ve dayandığı manevi ve siyasi ilkeleri anlatıyor.
Saltanat ve hilafete bağlı olduklarını söylüyor ama diyor ki:
"Padişah ve Halife, yüce Meclis'inizin düzenleyeceği kanuni esaslar dairesinde yerini alacaktır!"
Yine, padişah Meclis hakkında değil, Meclis padişah hakkında karar verecektir! O meclis yine "Millet Meclisi"dir.
Adını koymak
İşte bu sayededir ki Türkiye'de Milli Kurtuluş Savaşı'nı "Millet Meclisi" yürüttü. Devrim Komuta Konseyleri, Halk Kurtuluş Cepheleri, Merkez Komiteleri değil!
23 Nisan 1920'de Meclis açıldığı zaman parlamento usulleri hakkında hiç kimse acemi değildir. Çünkü Tanzimat'la başlayan mahalli nitelikli 'Muhassıl Meclisleri'nden beri Türkiye temsili kurumlara alışmıştır. Özellikle de meşrutiyetler bunu kökleştirmiştir.
Dünyanın birçok yerine cumhuriyeti askeri cuntalar getirdi.
Bizde ise cumhuriyeti, seçilmiş bir Meclis kabul ve ilan etti, öyle bir Meclis ki, üyeleri arasında Gazi'nin siyasi muhalifleri de vardır, demokratiktir.
Bir yıl önce 1 Kasım 1922'de hazırlanmasına ve imzalanmasına muhaliflerin de katıldığı kararlarla Meclis hür iradesiyle saltanatı kaldırmış, hiçbir önemli tepki olmamıştı. Saltanatın kaldırılması zaten cumhuriyet demekti, Atatürk'ün Nutuk'ta belirttiği gibi, 29 Ekim 1923'te adı konulmuştu.
Tarihten gelen inkılap
Cumhuriyetin temel kavramları; mesela tebaa yerine vatandaş, padişah emri yerine milli irade, 'divan' yerine seçilmiş Meclis, 'intisap' yerine hürriyet, 'mertebe' yerine eşitlik... Bu kavramların hepsi Tanzimat'la birlikte gelişen hem hukuki hem kültürel kavramlarımızdır. Tebaa yerine "vatandaşlık" kurumunu getiren kanunun tarihi 19 Şubat 1869'dur mesela.
Peki laiklik?.. 1920'ye kadar aile, miras ve ahval-ı şahsiye dışında bütün hukukumuz laikleştirilmişti.
Cumhuriyet bu uzun modernleşme sürecindeki radikal bir atılımdır.
Gazi Paşa'nın 7 arkadaşını Çankaya'ya çağırıp "Yarın cumhuriyet ilan ediyoruz!" demesi, muhaliflerini siyasi süreç dışında bırakmak için uyguladığı bir taktikti. Cumhuriyeti taktik bir olaya indirgemek, onun tarihimizdeki köklerini, demokratik içeriğini görmemek olur!
Bin yıllık merkezi devlet geleneği, 1820'lerde başlayan modernleşme tarihimiz, Namık Kemal'le gelişen liberal fikirler, mektepler, meşrutiyetler ve meşruluğunu Meclis'ten alan şanlı Milli Mücadele... Atatürk'ün önderlik ettiği cumhuriyetin arkasında bu büyük tarihi birikim vardır.
Elbette "ilelebet payidar olacaktır."
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe