'FAİZ KARARI ÖNCESİ BAKAN DEMECİ OLMASA DAHA İYİ OLUR' DİYEN YILMAZ:
Baskı indirimi derler diye çok tartışıyoruz
"Enflasyon hedefini değil tahminini revize ettik" diyen Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, son indirim kararının iki önemli gelişme üzerine biraz erkene alındığını belirtti
İbrahim Ekinci
Merkez Bankası (MB) Başkanı Durmuş Yılmaz, 'yanlış anlaşılmak'tan şikâyetçi. Son enflasyon raporunu Ankara'da basın toplantısıyla açıkladıktan hemen sonra İstanbul'da da bir basın toplantısı yaptı ve toplantıyı açarken, "Bazı yanlış anlamalar oluyor. Bunları düzeltmek istiyoruz" dedi.
MB Başkanı, birçok başka soruyu da yanıtladı. Toplantıda en ilginç açıklama, bakanların faizlerle ilgili demeçleri konusunda oldu. Yılmaz, Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan'ın faiz indirim kararı alınan PPK toplantısının hemen öncesine rastlayan açıklamaları dikkate alınarak 'indirim baskıyla oldu' denilmesin diye uzun uzun tartıştıklarını anlattı.
MB Başkanı'nın sözünü ettiği birinci yanlış anlama, 'enflasyon hedefi ve tahmini'nin karıştırılmasıyla ilgiliydi. Ankara'daki toplantıda, "Enflasyonun yıl sonunda yüzde 70 olasılıkla yüzde 6.7 ile 7.9 arasında gerçekleşeceği tahmininde bulunduklarını" belirtmişti. Yılmaz, bu ifadesinin "hedef (yüzde 4) revizyonu" olarak algılandığını, oysa ki hedefte bir revizyon yapmadıklarını birkaç kez vurguladı:
"Enflasyon hedefini revize etmedik. Revize ettiğimiz tahmini. Hedefi hükümetle belirliyoruz. Enflasyon tahmini ise verilerden hareketle yaptığımız bir tahmin. Bugün itibariyle enflasyon hedefimiz yüzde 4. 2008 ve 2009 için de yüzde 4. Enflasyon hedefinde herhangi bir revizyon yok."
Peki, tahminler hedeften bu kadar uzaksa, hedef revize edilebilir mi? Yılmaz'ın bu soruya yanıtı şöyle oldu:
"Yüzde 4'lük enflasyon hedefi yanlış mı tartışması faydasız. Bu kararı verdik, uyguluyoruz. Şartlar gerektirirse revize edilmez diye bir şey yok. Fakat bugün itibariyle gerektiren çok büyük şartlar da yok. Revizyonun şöyle olumsuz tarafı da var: Etmiyorsunuz, yüzde 4'ü tutturamıyorsunuz, kredibilite açığınız oluyor. Revize ederseniz, 'yine eder' beklentisi yaratılıyor. Veriler 2008 sonunda yüzde 4'lük hedefe ulaşacağımızı gösteriyor. Revize ederek üstleneceğimiz riskin çok yüksek olduğunu düşünüyoruz."
'Resesyona sokarız'
MB Başkanı, 'Döviz kuru düşüklüğüne seyirci kalındığı, büyümeye destek olunmadığı' eleştirilerini de şöyle cevapladı:"Her türlü ekonomik aktivitenin nihai amacı refahı yükseltmek. Fiyat istikrarı, mali disiplin birer araç. Fiyat istikrarı amacımız olsa, ekonomiyi resesyona sokarız, herkesi işsiz bırakırız, enflasyonu da önleriz. Böyle bir amacımız yok. FED'in kanununda büyüme için ayrı bir hedef verilmiş. Bizde yok. MB'nin görevi fiyat istikrarıdır. Bununla çelişmediği sürece hükümetin ekonomik programını destekler diyor.
Dezanfalasyon ile YTL'nin değeri arasında güçlü ilişki var. Kur enflasyonun düşmesine yardımcı oluyor. Fakat MB'nin, 'enflasyonu düşürmek için kuru değerlendirmek' gibi bir çabası yok. Aynı anda birden fazla değişkeni kontrol etmeye kalkarsak sistem değişir."
'Toplantıda, en çok Zafer Çağlayan Bey'in açıklaması konuşuldu'
Yılmaz'a bazı bakanların, hatta Başbakan'ın faizlerle ilgili açıklamalarının, kararlarında baskı oluşturup oluşturmadığı da soruldu. Bilindiği gibi faiz indirim kararından önce Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan'ın da açıklamaları olmuştu. Yılmaz'ın ve MB Başkan Yardımcısı Erdem Başçı'nın anlattığına göre, Para Politikası Kurulu son toplantısında yaptığı tartışmanın neredeyse yarısını bu konu almış.
"Çünkü" dedi, Erdem Başçı, "İndirim kararı çıkarsa, bunun sayın Bakan'ın açıklamasının etkisinde alındığı düşünülecekti. Bizim en çok tartışıp zorlandığımız konu buydu. Bu beyanattan sonra nasıl anlatırız, ilişkisini nasıl koparırız diye çok tartıştık."
MB Başkanı Yılmaz da şöyle dedi:
"Samimiyetle paylaşayım, eylüldeki ilk faiz indirimi kararı verirken zamanımızın yarısını 'gazeteler yazdı, bakan söyledi, böyle yaparsak nasıl anlaşılır' tartışması aldı. Piyasa oyuncuları kararları belli çevrelerden etkilenerek aldığımızı düşünürlerse, kararların etkinliği azalır. Bunun farkındayız. Siyasilerin faizle demeçleri olmasa daha iyi olur diye düşünüyorum."
İki veri kararı değiştirdi
MB'nın faiz indirim kararı için, 'hükümetin baskısıyla alındı' yorumları yapılmasının bir nedeni de piyasanın indirimi şiddetle istemekle birlikte o taplantıda beklememesiydi. Bu konu MB'nin enflasyon raporuna da yer alıyor. Raporda, "indirim sürecinin piyasa beklentilerinden erken başlaması" ifadeleri var.Yılmaz'ın anlattığına göre, bu 'erken indirim' kararı iki nedenle alınmış. Birincisi, ABD işsizlik verileri: 100 bin istihdam artışı beklenirken 4 bin düşüş gelmesi. Bu, FED'in faiz indireceği beklentisini güçlendirmiş. İkincisi de ABD'deki merkez bankacıları toplantısında, otoritelerin mortgage kriziyle ortaya çıkan duruma müdahale edecekleri sinyalini vermeleri.
"Mayısta fren gecikti"
Erdem Başçı, bu konuda şöyle dedi: "Çok önemli bir sürpriz geldi ABD'den. Biz şöyle yorumladık. Türk bankalarının dışardan kullandığı krediler dolayısıyla iç talepi yavaşlayacak. Talep zayıfladığı zaman daha da aşağıya çekmemek için bir ay erkene çekiyoruz, bizim düşünce tarzımız buydu. Bunu iyi anlatamadık."Erdem Başçı'nın mayıs-haziran dalgasıyla ilgili sözleri de dikkat çekiciydi:
"Mayısta araba biraz savruldu, biraz erken frene bassak dururdu ama neyse sonradan bastık, fren kuvvetliydi, toparladı, yoldan çıkmadı araba."
'Evet kabul ediyorum, faizler yüksek, ancak...'
MB Başkanı'na reel faiz düzeyinin yüksekliği de soruldu. Yılmaz, "Reel faizler neden 8 de 6 veya 7 değil?" sorusunu şöyle yanıtladı:
"2006 Mayıs - Haziran'da enflasyon yüzde 7 düzeyindeydi. Faizler yüzde 13-14'tü. Dalgalanma oldu faizleri 17.50'ye çıkardık. Şimdi deniliyor ki; 'Şu anda enflasyon yüzde 7. Dolayısıyla yüzde 7'yken 13 olan faiz, şimdi neden yüzde 17.50'lerde?'
Evet faizler yüksek. Ancak unutmamak gerekiyor; talep bileşenleri, tüketici, otomobil ve konut kredilerindeki gelişmeler, faizlerin çok hızlı inmemesini gerektiriyor. Konut kredileri 28 milyar YTL. Son 2.5-3 yıllık dönemde büyümesi çok hızlı. Eğer faiz oranlarını sıkılaştırmasaydık daha yüksek seviyelere çıkacaktı, talebi kontrol edemeyecektik."
'Yorganı başımıza çektiğimizde düşünüyoruz'
TİM Başkanı Satıcı'nın, MB uygulamalarını 'ekonomik terör' olarak nitelemesinden birkaç gün sonra yaptığı Ankara toplantısında 'terör' ifadesinden alınmadıklarını belirten Yılmaz, İstanbul'da, aynı konudaki soruya yanıt verirken, söze, "Samimiyetle söylüyorum, kızmak, öfkelenmek vazifemiz değil. Anlamaya çalışıyoruz" diyerek başladı:
"İlanları okuduğumuz zaman kendimize sormadık değil; evimize gidip akşam yorganı başımıza çektiğimizde, 'Acaba kararımızdan dolayı işini kaybeden oldu mu?' diye düşünüyoruz. Fakat veriler kararların doğruluğunu gösteriyor. Biz de insanız, sevgimiz, yergimiz, acımız, aşkımız var. Biz de kızarız, yerine göre kavga etmek de insani bir haslet. Ama norm kavga etmeden doğruyu bulmak.
Terör lafının değerlendirmesini onlara bırakıyoruz. Biz kendimizi terörist olarak görmüyoruz. Görüşeceğiz, en azından anlaşamamakta anlaşırız."

Cafe