Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Ekim 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Kendim için bir şey istiyorsam namerdim!"

Ünlü ressam Komet'in şiirleri, "Olabilir Olabilir" adıyla ilk kez kitap halinde Komşu Yayınevi'nden çıkıyor. Komet, kitabına gelebilecek tepkiler için "Doğal olarak ters tepkiler olacaktır. Zaten en kötüsü hiçbir tepki olmaması değil mi? Sessizlik daha kötü ama benim için önemli değil. Kendim için bir şey istiyorsam namerdim" diyor

FİLİZ AYGÜNDÜZ

Bu hafta Bebek'ten Arnavutköy'e yürürken, gözüne çok güzel görünmüş gökyüzü. "Yalılar, deniz kıyısına oturan evler gibi görünüyormuş". "Deniz kıyısında oturan evler bile imrendi yoksun ruhuna..." dizesi belirmiş hemen o an ressam Komet'in kafasında. (Ya da acaba şair Komet mi demeli? Burası biraz karışık.) Bir kağıt bulup not almış... Eve dönüşte o notu ilgili kutuya bırakmış... Böyle ne kutular birikmiş 1961-2006 arasında. Sonunda Pandora'ya ait olanından, içinden kurabiye şefkati çıkanlara (!) kadar farklı tat ve formlarda, hüzünlü ve sert yüzlercesi açılmış... Kimi zaten şiirmiş. Kimi de şiir olmuş.
Komet, "Olabilir Olabilir" adıyla ilk kez kitap halinde yayımlanan şiirlerinin tezgahtan vitrine çıkış hikayesini anlattı.

Yıl 1964. Beyoğlu'nda bir gece yarısı Fazıl Hüsnü Dağlarca ile karşılaşıyorsunuz. Şiir yazdığınızı söylemişler, iki dize okumanızı istiyor sizden. Okuyorsunuz, "Sen bu işi bırak git resim yap" diyor... Ne hissettiniz?
Hiç takmadım tabii... Anarşistim çok o sıralarda. Varoluşçu bir anarşist! Müthiş bir karşı çıkış, enerji vardı bende. Dağlarca Aksaray'daki Kitap Kitabevi'nde çok öztürkçe şiirler yazıyordu, ben de onları beğenmiyordum. Ama "Çocuk ve Allah" ile "Asu" başkadır.

Edip Cansever sevmezmiş şiirinizi...
Evet ama onun uzun şiirlerini o ezbere bilmez ben bilirdim, Boğaz yollarında bana okuturdu. Kitapta ona da göndermeler var.

Kimler yüreklendirdi şiir konusunda?
Paris'te Münevver Andaç, Mehmet Nazım, Mustafa Irgat, Salih Ecer, İzzet Yasar, Necmi Zeka, Lale Müldür, İlhan Berk her zaman destekledi şiirlerimi. Ece Ayhan da çok övmezdi ama anlardım sevdiğini...

"Şiirleri turşu yapar gibi yatırmış oluyorsunuz!"
Şiirleri bir kitap halinde toplama düşüncesi yeni değil sanırım.
40 yıldır kitap projelerim vardı. Ama bu kadar beklemek bir anlamda iyi de oldu. Turşu yapar gibi yatırmış oluyorsunuz. Güncelken iyi olabilir de yıllar geçtikten sonra iyi mi hâlâ? Bir de tabii üzerinde 40 yıldır çalıştığım şiirler var.

Niye kitap yapmadınız?
Valla ben de bilmiyorum. Olmadı işte.

Kitabın adı da "Olabilir Olabilir"!
Aslında başka isim seçenekleri de vardı. "Koşarak geldim, çorabı deldim" koymayı düşündüm önce. Ya da "Eyvah" diyordum. Sonra işin içinde bir düşünce boyutu da var; olabilir de olabilir olabilir; olmayabilir de...

Edebiyata dönüş eşiği mi bu kitap?
Yok canım. Bu dile kötü bile olsa bir kitap hediye etmek istedim. Bu coğrafyanın 100 senelik macerası, bütün sosyolojisiyle, acısıyla, sevinciyle bir hücresiyim..

"Resim karşılığı şarap da içtim dişlerimi de yaptırdım"
Editörünüz Bülent Usta, "Bu kitaba başlarken aklımda şiir de yazan ressam Komet vardı; karşıma resim de yapan şair Komet çıktı" diyor. Siz hangisisiniz?
Bir sene Raffi Portakal'a şiirlerimi gönderdim. Ferit Edgü görmüş şiirleri, ki onunla özel bir ahbaplığımız da yok, o da çok beğenmiş, bana telefon ettiler. "Şiirlerin resimlerinden daha iyi" dediler. Belki de öyledir bilmiyorum. Aslında ben hepsi birdenim, ressam şair, şair ressam belki ileride müzik de yaparım. Sonra ben felsefeciyim. Ya da hiçbir şeyim. Her şey her şeydir, her şey bir şeydir; ama bir şey her şey değildir. Her şey bir resimdir fakat bir resim her şey değildir.

Bu kitabın geliriyle bir Komet alacak kadar para kazanmayı umuyor musunuz?
Kim şiir okuyor ki? Şiir çok satan bir şey değil, kabul etmek lazım.

Sergi açma öncesiyle şiir kitabı çıkarma öncesi arasındaki fark ne?
Bu kitap, 100 senelik Türkiye hayatının bir yansısı... Ben bu kitaba haddim olmayarak "Benim Ulysses"im diyorum. "Ulysses" bir günde geçiyor, benimki bir asırda... Aslında bir asrı bir gün gibi alıyorum.

"Ulysses"in başına gelenler malum... Kitabınızla ilgili ters tepkiler olabilir mi?
Doğal olarak ters tepkiler olacaktır. Sessizlik daha kötü ama önemli değil. Kendim için bir şey istiyorsam namerdim.

Akademi yıllarınıza ve hemen sonrasına kadar uzanıyor şiir serüveniniz...
Paris'e gittim 1971'de. Dil bilmiyorum. Mübin Orhon beni aldı evine; cüzi bir miktar bursum vardı. Birdenbire izole olma durumu. Orada işte daha sonra nostaljik denilebilecek romantik zaman dışı resimler yapmaya başladım ama şiir de çok ağırlıklıydı.

İçki parasına resim yapmışsınız. Hiç elektrik faturası ödemek için resim yapan duymadım. Nedir bu içki-ressam arasındaki kan bağı?
Bazı insan olur ki aileden bir parası olur. Benim hiçbir şeyim yoktu, babam öğretmendi. Ve ben başka bir işte çalışmadım, hocalık da yapmadım. Dayandık yani. Ama o büyük bir romantizim. Büyük bir aptallık aslında; naiflik, saflık. Tabii bir büroda sabahtan akşama kadar çalışmak istemiyordum. Ama şimdi pişmanım. Keşke öyle olsaydı da emekli olsaydım. Neyse...
Cihat Burak benden ve Burhan Uygur'dan birer tane resim aldı vaktiyle; karşılığında akşam bizi meyhaneye davet etti. Aslında bir şişe Marmara şarabına resim sattığım da oldu İstanbul'un en güzel pabucu karşılığında da... Sonra mesela Paris'te dişçiye dişlerimi yaptırdım yine resim karşılığı. Viyana'da dünyanın en iyi terzilerinden birine de, adam at meraklısıydı, atlı resimlerimden biri karşılığı harikulade bir elbise diktirdim. Ama küçük oldu, giyemedim.

"Bendeki şiirlerle iki kitap daha çıkar"

Çapkın olduğunuz da söyleniyor, kabul ediyor musunuz?
Herkes kendi çapında çapkındır.

Siz ne kadar çapkınsınız?
Bilmiyorum. Tabii kadınlardan hoşlanıyorum. Çok kadın arkadaşım da vardır. Onların arasında yaşadım, büyüdüm. Yani hâlâ bu yaşta içim kaynıyor, n'apayım. Neye üzülüyorum biliyor musunuz? Vaktiyle kıymetlerini bilememişim. Daha iyi sevmeliydim. Daha çok tatlarına varmalıydım, daha değer vermeliydim.

"Bitmeyen Şiir"de kaybettiğiniz yakınlarınızın adları geçiyor. Sürekli güncellenen bir şiir olmalı bu..
Paris'teki atölyemde bir yerim vardı; orada daktilo duruyordu. Bende özel yerleri olan, şiiri olan kişiler öldükçe gidip ekliyordum isimlerini o şiire. Ömer Uluç dalga geçiyordu. Daha sonra ölecekleri de yazacağım deyince kesti.

Bu kitabın devamı gelecek mi?
Çıkar, iki kitap daha çıkar. Devam ettirmek lazım aslında.

Sizin şairleriniz kimler?
Türkçede Yahya Kemal, İlhan Berk, Ece Ayhan, Edip Cansever beni çok etkilemiştir. Cemal Süreya o kadar değil... Kendi deyişiyle suluboya der ya bazı şeylere, biraz öyle kartpostal imajlar bulup kolaj yapıyordu; o şiirlerini fazla sevmem. Ama güzel şiirleri de var.

Dağlarca?
"Çocuk ve Allah"ı, son yıllarda yazdığı şiirleri kuvvetli, aradaki şiirlerini sevmem. Melih beyin son kitabını resimlemiştim. Kaybettiğimiz Mustafa Irgat, İzzet Yasar, Salih Ece, Seyhan Özçelik. Necmi Zeka bir kere çok yakın bana, kendisini tanımadan iki kitabını okuyunca harika bulmuştum, gıpta etmiştim.
Lale Müldür, Barış Pirhasan, Enis Batur, Mehmet Taner ve daha hemen aklıma gelmiyor bir sürü şair arkadaş. Birhan Keskin'i beğeniyorum. Küçük İskender de çok biliyor şiiri.

"İçkiyi ve kadınları sevdiğim için çok şey kaybettim"

Sıkı bir içici olduğunuz söylenir.
Yok, eskidendi o. Herkesin içtiği gibi, ben de içerdim. Şimdi sosyal içiçiyim artık.

Geçirdiğiniz hastalıkla da ilgisi var mı?
Hayır, ondan önce de az içiyordum.

Hastalık artık geçti ama.
Tabii canım hasta değilim. Bir şey vardı akciğerde, anlayamadılar iyi mi kötü mü diye. Bir sürü defa girdiler içime, burnumdan bile. Ameliyat oldum, kötü huylu bir şey değilmiş.

Vaktiye o kadar çok içki içtiğiniz için pişmanlık oldu mu hiç?
Şöyle söyleyeyim; eğer daha az içseydim daha iyi üretirdim, daha iyi şeyler yapardım. Dolayısıyla yüzde 25 ile 35 arasında bir kapasiteyle çalıştı fabrika.
İçki yüzünden. Başıma kötü ne gelmişse, içki yüzünden geldi.

Ne geldi?
Kaybettiğim fırsatlar. İçki ve kadınları sevdiğim için çok şey kaybettim. Yaşamak da lazımdı yani.


PAZAR
Türkan Şoray'ın Yeşilçam tarzı tavan arasından çıktı
"Kendim için bir şey istiyorsam namerdim!"
"Bağımlı genç, odasını ıvır zıvırla doldurur"
Şiddetin ortasında bir barış çığlığı!
"En büyük amfora koleksiyonu" için müze
Türkiye'nin Facebook'u: Mondus
"İnsanlar 'Secret' yerine 'Mesnevi'yi okusun"
Urfalı Tenekeci Mahmut
Dağlarla derelerin aşkı
28 Ekim gecesi ne oldu?
Akreplere öneriler
Balığın dublörünü yedik
1961 ve 1982 anayasaları
Kiloyu korumakla ilgili en çok sorulan sorular (1)
Ne kadar ekmek o kadar köfte
Okurlara cevaplar





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet