Bu çağrı size
Ey Türk gençliği!..
"Sana yeni bir ev alalım" diyen bakana, "Okul yaptırın yeter" cevabını veren şehit anası gibi mukaddes kadınlardan doğma, Al Bayrak'lı tabutun ayak ucunda kurumuş boğazıyla "vatan sağ olsun" cümlesini kurabilen şehit babaları gibi asil adamlardan doğma Türk gençliği...
Haftalardır muhteşemdiniz statlarda.
Denizli'de, Bolu'da, Manisa'da, Ankara'da, İstanbul'da muhteşemdiniz.
Sadece Türkiye'yi değil, Ortadoğu'ya kadar bir coğrafyayı inlettiniz.
Pankartlarınızla, sloganlarınızla, selamınızla, kelamınızla, "emanetiniz" Cumhuriyet ve İstiklal'i nasıl gözettiğinizi, vatana nasıl sahip çıktığınızı dosta düşmana gösterdiniz.
Ama...
Bir eksik var hala!
Beşiktaşlıların omuz omuza, Fenerbahçeliler'in kol kola, Galatasaraylılar'ın kucak kucağa terörü lanetlemesi yetmiyor bana.
Mavi bere giyen Bolusporlular, tek yumruk olan Manisalılar, aynı metne imza atan Manisalılar kesmiyor.
Artık sıra birbirinizi kucaklamanızda...
* * *
Düşünebiliyor musunuz; Beşiktaş taraftarlarını Kadıköy vapur iskelesinde karşılayıp "Onuncu Yıl Marşı" eşliğinde Şükrü Saraçoğlu'na kol kola giden Fenerbahçelileri ?
Bursasporlular'ın, Ankara'dan gelecek konuklarıyla tribünlerde iç içe, yan yana terörü telin ettiğini?
Rizeli gençlerle, Manisa'dan gelen taraftarlar, omuz omuza saygı duruşundalar mesela... Bittiğinde birbirlerini alkışlıyorlar.
İşte bu...
Bunu bekliyoruz sizden sevgili Türk gençliği.
Tam sırası.
* * *
Neden?
Çünkü bu ülkenin gençliği son çeyrek yüzyılda birbirlerinden sadece statlarda nefret etti.
Ne huysuzdu bu gençler, ne kötü ruhlu, ne deli... Onlara pompalanan kültür böyleydi.
Askerde, iş hayatında, hatta aynı evde bile sorunsuz yaşayan insanlar formalarını giyince düşman oluyorlardı.
Rakip takımların taraftarı gelin ve damat evlenebiliyorlardı, ama bu ülkede en zor şey, Fenerbahçe ve Galatasaraylıları tribünde bir arada görmekti.
Bir arada ve kardeşçe.
Ama bugün!
Bugün aynı yürek acılarını hisseden, aynı marşla hislenen, bu ülkeyi en az gözünü kırpmadan ölmeye giden Gabar'daki, Dağlıca'daki yaşıtları kadar seven gençlerin kucaklaşma vakti.
Sahi... O şehit çocuklarımızdan kaç tanesi Fenerbahçeliydi?.. Kaçı Galatasaraylı, kaçı Beşiktaşlı?
Trabzonlu var mıydı aralarında?
Ne kadar komik bir soru değil mi?
* * *
Ey Türk spor yöneticileri!Sizler de muhteşemdiniz haftalardır. Bağışlar yaptınız, kampanyaları desteklediniz, pankartlar yazdırdınız. En ufak bir atışmaya bile girişmediniz ülkenin birlik ve beraberliğini zedelememek için.
Teşekkür ederiz.
Ama yetmez!
Sayın Aziz Yıldırım,
Sayın Özhan Canaydın,
Sayın Yıldırım Demirören,
Bu büyük ülkenin, çok büyük milletinin, en büyük üç takımının başkanları...
Lütfen anlayın taraftarları. Onlara yardım edin. Önlerini açın. Anadolu'ya örnek olun.
Yüreğinden vurulmuş bu ülkenin gençlerine yürekten kucaklaşma fırsatı yaratın lütfen.
İster Milliyet'e gelin... Şeref duyarız.
İster başka gazeteye, ister bir TV kanalına... Saygıyla karşılarız.
Yeter ki, kol kola bir mesaj verin spor kamuoyuna.
Tarih size bu misyonu yüklemekte.
Rica bizden, değerlendirmesi sizden.
Belki en iyisi Anıt Kabir'de verilecek bir "dostluk mesajı"... İnanın, mesleğe yeni başlayan muhabir gibi heyecanla izler, ellerimiz titreyerek yazarız.
Lütfen bu fırsatı yaratın.
Her biri kendi stadında ülke sevgisini dile getiren bu gençleri bir araya toplayın.
Toplayın ki, "en olmaz" yapılsın terör karşısında.
Toplayın ki, belki bugün, belki yarın, belki yarından da yakın zamanda Kuzey Irak'a girecek gençlerimiz geriye baktıklarında bölük börçük değil yekpare bir Türkiye görsün.
Toplayın ki, büyük takımlarınız daha da büyüsün, sizlerin adı da kutsansın.
Lütfen.
eguven@milliyet.com.tr

Cafe