Vivienne Westwood da sermayeden yiyor
malphan@milliyet.com.tr
Modaya damgasını vurmuş olan tüm akımlar arasında beni en çok heyecanlandıran punk'tır. Belki de diğer akımların hiçbiri modayla punk kadar ilgili değildir. İlgililerdir tabii ama punk'ın en bariz dışavurumudur moda. Aslında anti-moda demeliyim. Belki de bu yüzden seviyorum punk'ı... Modaya karşı olduğu için... Modaya karşı olmaktan hareket edip bir dönem modanın kendisi olması da işin içindeki çelişki tabii. Herhangi birisine 70'lerdeki punk modasının ne olduğunu sorun, size "deri ceketler, çengelli iğneler, yırtık giysiler, yamalar" gibi cevaplar verecektir.
Punk modasının teşvikçileri Vivienne Westwood ile Malcolm McLaren Londra'nın Kings Road'undaki "Too Fast To Live, Too Young To Die" (Yaşamak İçin Çok Hızlı, Ölmek İçin Çok Genç) adlı dükkanlarında, her yerinden fermuar ve zincir sarkan deri giysiler, üzerlerinde sloganların ve pornografik görüntülerin olduğu tişörtler, yani o dönemde anti-moda olan şeyler satılıyordu.
Bu dükkan sayesinde Westwood bir hayli tanındı ancak ikilinin şöhretin zirvesine oturması ünlü punk grubu Sex Pistols sayesinde oldu. 1976'da Sex Pistols ikilinin ikinci dükkanı "Seditionaries"den giyindiğinde punk modası resmen doğmuş oldu.
Belki de "Yapacağımı yaptım" diyordur
Yine bu dönem belki de insanların giyim kuşam ve giydikleriyle ilişkiye girme konusunda en yaratıcı oldukları dönemdi. Aldıkları giysileri kesip biçiyor, bir yerlerine bir şeyler takıyor, giysiye yorumu kendileri katıyordu. Bu nedenle punk modasının öncülerinden olan Vivienne Westwood takdire şayandır.Bu Westwood'un altın çağıydı. Her daim de övülür birçok kişi tarafından. Bana sorarsanız uzun süredir moda dünyasına bir katkısı yok. O da diğerleri gibi yeni bir şeyler üretemiyor. Kim bilir, belki de "Ben yapacağımı yaptım" diyordur.
Örneğin kendi mücevher koleksiyonunu çıkardı ve bu koleksiyonda bolca çengelli iğneli takı yer alıyor. Söylesenize çengelli iğneli tasarımlar artık klasik mi oldu, yoksa bir zamanların asi gençliğine ithaf edilmiş tasarımlar mı? Öyle ya da böyle güncel değiller, geleceğe ise hiç ait değiller. Sadece Westwood'un zirvede olduğu günlerdeki sermayesinden kalanlar... Onun gençliğinde yaptıklarına hayran biri olarak bunu söylediğime üzgünüm ama Westwood hâlâ bu sermayenin kalanını bozdurup bozdurup harcıyor...
Feci bir kombinasyon
Göksel'in kıyafeti nedir böyle?
Sarı elbisenin kumaşı alışveriş poşeti tadında...
Çizgili kemerin altındaki siyah parça, spor yaparken terletsin ve zayıflatsın diye giyilen lastikli korseleri andırıyor.
Elbisenin altına tayt giyme olayı da bence artık "passe", yani çoktan geçip gitti...
Makyaj Bülent Ersoy'un makyajını aratmıyor...
E daha ne diyeyim?
"Kirli bıyık" stili
Pis sakalı oldum olası sevmem. Şimdi bir de "kirli bıyık" çıktı başımıza.
Hem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hem de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bıyıkları kısacık.
Bir süredir nedenini düşünüyordum, araştırdım ve sonuca ulaştım.
Meğer kısa bıyık Müslümanlıkta sünnetmiş. Din derslerinden hatırlarsınız; "Peygamber de öyle yapardı" dedikleri şeyler, yani Hz. Muhammed'in hareketleri sünnet oluyor. Peygamberin de bıyıkları kısaymış. Maksat, yemeğin içine girmesin. Sakal da çok uzun olmamalıymış; "bir tutam"ı makbulmüş.
Tabii peygamberin saçları omuzlarına kadar uzundu. Ama bunu sünnet gibi algılayıp uygulamıyorlar bugün.
Erdoğan ve Gül saçlarını omuzlarına kadar uzatmıyor ama bıyıklarını kısa kesiyorlar. İşin bir ucundan tutuyorlar yani.
Bu sünneti niye uyguluyorlar peki? Bence bir şekilde diğerlerinden ayırt edilebilmek için.

Cafe