Çek bir Gökçek!
Güvenilir kaynaklardan gelen haber, beni tedirgin ediyor. Türkiye Futbol Federasyonu'nun ligi erteleyerek Estonya'da çok özel bir programla destekleyerek Norveç maçına hazırlayacağı A Milli Futbol Takımı kadrosuna, şimdi de Gökçek Vederson çağrılacakmış.
Hemen baştan söylemeliyim. Hukuk ve insan hakları açısından benim bu karara itiraz etme, karşı durma hakkım bulunmuyor. Dahası çağdaş ve evrensel anlamda milliyetçilik de böyle karşı durmaları hoş karşılamaz.
Ama yine de tedirginim. Mutsuzum, üzgünüm, ümitsizim!
Marco (bizim Mehmet) Aurelio Milli Takım'a çağırıldığı zaman, ilk tepkim "Şimdi bu durumu mesela Galatasaraylı Ayhan'a ve öteki Türk futbolcularına nasıl açıklayacağız ?" demek olmuştu. Mehmet Aurelio gerçekten Milli Takım'da oynadı. Bana da ülkeye de Brezilya orijinli olduğunu unutturdu, bizden biri olarak varını yoğunu Milli Takım'a verdi. Başarıya da başarısızlığa da ortak oldu. Bizimle kaderini paylaştı. Kıvanç ve tasa beraberliği gösterdi.
Türkiye uyanamadı
O'nu takdir etmemek, ona saygı duymamak mümkün mü ?Benim itirazım, sportif ilkelerimizin, felsefemizin ve kültürümüzün aşınmakta olduğuydu...
Fatih Terim, Milli Takım hocası olarak yabancı kontenjanındaki sınırlamanın kaldırılması ya da kontenjanın genişletilmesi taleplerine karşı direnememiş, "Biz de oynatacak 11 Türk'ü buluruz" demek kolaycılığını sergilemişti. Gördük ki, uygulamada daha da kolaycı yöntemler onun için geçerlidir.
İşte beni üzen ve ümitlerimi kıran nokta, burada...
3 milyon gurbetçinin yaşadığı Almanya'da yetişen Türk futbolcuları her geçen gün sayıca çoğalır ve iki ülkenin federasyonları tarafından adeta bir kapışma yarışmasına ödül olarak konurken, Türkiye uyanamadı. Futbolcu eğitimini, 70 milyonluk koca ülkeden enternasyonal yetenekte futbolcu yetiştirilmesi ile ilgili programları bilimsel bir bütünlüğe taşıyamadı. Profesyonel üst düzey rekabet ortamında bunları yetiştirmek elbette kolay değil... Ama hiç değilse savunma ilkeleriyle birlikte oyuncu yetiştirilmesi esaslarını da yenileyen çağdaş bir futbol politikası izlenemedi.
Benim bildiğim kadarıyla örneğin solbek mevkiinde en az üç genç harcanmış görünüyor. Nerede Fenerbahçe'nin yedekte eskitip sattığı Mahmut Hanefi? Nerede Murat Ocak ? Sivaslı Hayrettin nerede ? Hiçbiri kariyerini geliştiremedi.
Oysa üçü de enternasyonal değerlere ve yeteneklere sahip futbolculardı .
Hiç sakıncası yok!
Yıllar sonra yeniden Milli Takım'a çağrılan İbrahim Üzülmez'le alay etmek kolaycılığına sapan arkadaşlarımız, Ferhat Öztorun'un Galatasaray'dan Manisa'ya gönderilmesini de kayıtsız ve yorumsuz geçiştirdiler.Şimdi çek bir Vederson...
Nasılsa adı Gökçek... Hiç sakıncası yok, uyumaya devam et...
Bugün onu çek... Yarın da ıstırap çek!
Ne diyeyim yani ? Hayırlı olsun!
Rüştü gerçeği
Kuşların bana söylediğine göre Rüştü Reçber'in kariyeri bitme noktasına gelmiş....
Geçen yıl oynanan İtalya özel maçında sakatlanarak aylarca kaleden uzak kalan Rüştü Reçber, bir ara eşiyle birlikte gezmeye gittiği Amerika'da "gizlice" ameliyat olmuş... Acıbadem Hastanesi'nin diz konusunda dünya çapındaki uzmanlarından Prof. Dr. Ömer Taşer'in de bu gerçeği bildiği söyleniyor. Rüştü, biliyorsunuz bir geceyarısı operasyonuyla Beşiktaş'a transfer oldu. 1,5 milyon Euro garanti para karşılığında sözleşme imzaladı. Beşiktaş'taki durumu haftalardır belirsizliğini koruyor. Yine kuşlar, Rüştü'nün yakın çevresine "Galiba yeni bir ameliyat gerekiyor. Bir türlü toparlayamıyorum. Belki de futbolu bırakmak zorunda kalacağım." dediği söyleniyor.
Bunlar gerçek mi, uydurma dedikodu mu bilemem...
Rüştü gerçeği nedir ?
En başta Rüştü, Beşiktaş Jimnastik Kulübü ve Taşer Hoca bir açıklama yaparlarsa sevinirim.
Hasan'ı unutma Gökhan!
Gökhan Zan, geçen yıldan beri kendisini izleyen menajerlerin, Liverpool başarısıyla artan ilgisinden sonra kulübü tarafından sözleşme yenilemeye davet edildi. Verdiği yanıt, "hayır!" oldu. Milli futbolcu bu durumu "Şu anda Beşiktaş'ın şampiyonluğundan başka hiç bir şey düşünmüyorum " diyerek özetliyor. Sezon sonunda sözleşmesi sona ereceği için, bonservis maliyeti olmadan elini kolunu sallayarak istediği transferi istediği gibi yapabilecek.
Gökhan Zan'ı severim. Gerçekten özverili ve yetenekli bir oyuncudur. Bir de şu savurma huyu olmasa, kestiği toplarla oyun kurmaya, hiç değilse düzgün bir pas vermeye çalışsa çok daha iyi olacak ama, neyse!
Gökhan Zan, kendisinden önce yaşanmış örnekleri iyice incelemeli ve karar vermelidir. Okan Buruk ve Emre Belözoğlu, İnter'in yıl içinde yaptığı teklifi kabul ederek Galatasaray'ı yıl boyunca oyaladılar ve sonra da İtalya'ya uçtular. Galatasaray camiasında hâlâ onarılamamış bir kıngınlık yarattılar. Hasan Şaş da 2002 Dünya Kupası'ndan sonra sözleşme yenileme önerilerine kulak tıkayıp yıl boyu İtalyan kulüpleriyle ilgili haberlere konu oldu. Sonunda hiç bir teklif gerçekleşmedi. Kulübüyle adeta boş mukaveleye imza attı. Bir tür travmaya uğradı. Psikolojik çöküntüden güçlükle kurtuldu.
Gökhan Zan'ın karar öncesi geleceği adına dikkatli bir araştırma yapmasını öneririm. Dedim ya, Gökhan'ı severim.
Ercan'ın çağrısı
Meslekdaşım diyerek her zaman övündüğüm Ercan Güven, Milliyet Taktik'te Fenerbahçe ve Beşiktaş başkan ve yöneticileriyle taraftarlarına seslenerek, son günlerde ayrı ayrı maçlarda gösterdikleri duyarlılık ve dayanışmayı bu defa hafta sonundaki Kadıköy derbisinde "birlikte" sergilemelerini öneriyordu dün...
Kaçıranlar, internetten milliyet.com.tr'ye girip okusun...
Bu sıcak çağrı, benim tüylerimi ürpertti. El ele, kol kola, mertçe, erkekçe, kardeşçe sergileyecekleri dostluk ve dayanışma çok önemli.
Hatta maçın sonucundan bile önemli...
Sevgili Ercan, eline sağlık...
Cumartesi'yi heyecanla bekliyorum..
agokce@milliyet.com.tr

Cafe