Milliyet'ten okurlarına
Kurumsal kimliğin sanatla inşası
Doğan Akın
Gazetecilik "acil" bir iştir. Doğasındaki hız, haberciliğe dünyanın en kısa vadeli işlerinden birisi olma özelliğini de kazandırır.
Fakat gazetelerin kurumsal kimlikleri zamanın soğuk damgasını taşır. Gazeteler, ancak zaman içinde yarattıkları ve yaşattıkları farklarla kurumsal kimlik kazanabilir.
Elbette her gazete birbirinden az çok farklıdır. Ancak çok az yayın organı; elinizdeki gazete gibi zamanın zorlu sınavlarından geçerken iz bırakan, "ekol" sayılan, saygı uyandıran bir farklılık yaratabilmiştir.
Milliyet'in 57 yıllık mazisi habercilikte çığır açan yeniliklerin yanı sıra sanat ve kültürün bir gazetenin yayın politikasındaki temel öncelikler arasına yerleşmesinin öyküsünü de içeriyor. Bir "sanat" dergisini on yıllardır yayımlama ayrıcalığını bu gazetenin çatısı altında bulunanlara yaşatan bir maziden söz ediyoruz.
Basının genel olarak sanata ilgisizliğinin günümüzde de yoğun eleştirilere konu olduğu dikkate alındığında Milliyet Sanat dergisinin 35 yıldır yayımlanıyor olmasının önemi daha iyi anlaşılabilir.
Milliyet değerleriyle iç içe
Gazetemizin kurumsal kimliğinde sanatın ağırlığını vurgulayan önemli bir haftayı daha geride bıraktık. Milliyet'in 20 yıldır Haldun Taner adına düzenlediği Yılın Öykü Ödülü, 145 yapıtın katıldığı yarışmayı "Ağula" adlı eseriyle kazanan Sibel K. Türker'e takdim edildi.Türk tiyatrosu ve edebiyatının kilometre taşlarından birisi olan Haldun Taner (1915-1986), bugünkü Milliyet'in temellerini atan Abdi İpekçi'nin daveti üzerine 1974 yılında başladığı gazetemizdeki yazılarını yaşamının sonuna kadar sürdürdü.
Genel Yayın Yönetmenimiz Sedat Ergin'in salı akşamı düzenlenen ödül törenindeki ifadesiyle "Milliyet'i Milliyet yapan değerler ile Haldun Taner'in temsil ettiği sağduyu, hoşgörü, tevazu, ağırbaşlılık gibi değerler iç içe geçti."
Türkali'nin ilk ödülü
Gazetemizin sanat dünyasıyla kurduğu köklü ilişki, törene katılan Vedat Türkali'nin "Bana ilk ödülümü veren Milliyet oldu, 'Bir Gün Tek Başına' romanım için. Bu nedenle özel bir yakınlık duyuyorum Milliyet gazetesine..." sözlerinde de ifadesini buluyordu.Saygın ödüllerin teşvik edici ve cesaretlendirici işlevi yadsınamaz. Sait Faik adına konulan ilk öykü ödülünü kazanan ismin Haldun Taner (Sabahattin Kudret Aksal ile birlikte) olması, bu ilişkinin kanıtı gibidir.
Haldun Taner'in kendisi de, terörün genç yaşta aramızdan aldığı Abdi İpekçi adına gazetemizin düzenlediği ödülün jüri başkanı olarak da geçecektir Milliyet tarihinin sayfalarından.
Haldun Taner heyecanı
Bu gazetenin, habercilik gibi "acil" bir işi yaparken bile neleri ihmal etmeyerek kurumsal kimliğini inşa ettiğini birkaç satırda gösteren bir tanıklıkla noktalayalım. Milliyet'in sanat dünyasıyla nasıl bütünleştiğini gösteren şu satırlar, oyun yazarı Tuncer Cücenoğlu'nun anılarından:"... 981 yılında Çıkmaz Sokak adlı oyunumun Abdi İpekçi Ödülü'nü kazanmasıyla söz konusu ödülü almak üzere İstanbul'a gelmiştim...
Cağaloğlu'ndaki Milliyet gazetesinin Kütüphane bölümünde verilecekti ödül...
Gazetenin yeni sahibi Sayın Aydın Doğan, Milliyet Sanat dergisinin her şeyi sevgili Zeynep Oral, ünlü karikatüristimiz Bedri Koraman, seçici kurul başkanı da olan Türk epiğini yaratan Haldun Taner ve birçok gazetecinin bulunduğu bir topluluk önünde, Haldun Taner'in elinden ödülü almanın heyecanını yaşadım..."
Terör manşetleri
Türkiye Cumhuriyeti, 84 yıl önce bugün kuruldu.
Cumhuriyetimizi kuran ulusal irade, geçtiğimiz hafta bütün manşetlerimize konu olan saldırılara karşı ülkemizi koruyacaktır.
Salı günü yayımlanan Milliyet'in başyazısında, teröre dolaylı ya da dolaysız destek veren devlet ve grupların tutumlarının nelere mal olabileceğinin altı çizilirken ülkemiz için sağduyu çağrısı yapılıyordu. Gazetemizin bütün yayınlarına hâkim olan bu çağrının altını burada bir kez daha çiziyoruz.
Cumhuriyet Bayramı'nız kutlu olsun.
dakin@milliyet.com.tr

Cafe