
Melih AŞIK
Açık Pencere
Köşk manzarası...
Cumhuriyetin ne durumda olduğunu anlamak için uzaklara gitmeye gerek yok... Köşk'teki kutlamalara(!) bakmak yeterli... Devletin laik-İslamcı diye bölündüğü, Köşk'teki kutlama programına bakınca apaçık görülüyor.
Birinci gün (29 Ekim) laikliğe duyarlı devlet erkânı toplanıyor. Eşsiz, türbansız...
İkinci gün (30 Ekim) siviller, eşli, türbanlı-türbansız bir araya geliyor.
Laiklerin katıldığı birinci gün kutlaması, içki içilmesin diye öğle sonrasına alınmış
Cumhuriyet bayramlarında cumhuriyetin heyecanı, coşkusu, zaferi kutlanırdı... Artık bayram kutlanmıyor, geçiştiriliyor...
* * *
Ankara ve Eskişehir'de halk bayram niyetine Mehter Takımı'nın konserlerini izliyor.
Eskişehir'den yazan okurumuz, bayramda Mehter Takımı'nın caddelerden üç hilalli yeşil bayrak sallayarak geçmesine bir anlam veremediğini söylüyor...
İstanbul'da ise 29 Ekim gösterileri hayli renkli ve görkemli geçiyor. Havai fişek ve lazer gösterisi gerçekten muhteşem... Almanya'dan Dr. Seda Türköz, Ankara şehrindeki yüz binlerin sorması gerekeni soruyor:
- Neden başkent Ankara'da da görkemli gösteriler yapılmıyor... Melih Gökçek'in gücü Mehter Takımı'yla mı sınırlı? Yoksa Ankara'nın cumhuriyetin başkenti oluşu unutturulmaya mı çalışılıyor?
NOT: DTP, Anıtkabir'deki törenlere katılmamış. O törenlere katılmak cumhuriyete olan saygının ifadesidir. Cumhuriyete saygın yoksa TBMM'de ne işin var? Muhteremler 30 Ağustos resepsiyonuna davet edilmediler diye ateş püskürüyorlardı. Anıtkabir'de neden yoklar peki?
Ünlü aktör Kevin Costner, Abdullah Gül'le eli cepte tokalaşmış.
Gül'ü meslektaşı George Clooney sanmıştır...
Haldun Ertem
"Menderes dönemi uygulamaları Demirel'i yaratmıştır... Demirel dönemi uygulamaları Evren'i ve Özal'ı yaratmıştır... Evren ve Özal dönemi uygulamaları Recep Tayyip Erdoğan'ı yaratmıştır.
Şimdi asıl korkutucu soru şu: Recep Tayyip Erdoğan dönemi ve uygulamaları kimi, daha doğrusu nasıl bir lideri ortaya çıkaracaktır?"
Üstelik vasıtalar Avrupa'dan iki kat harap... Bu koşullarda tabii toplu taşıma gelişmez.. Tabii önüne gelen altına bir araba çeker onunla dolaşır... Tabii ki, kentin tüm kaldırımları özel araba mezarlığına dönüşür...
"Kevser'in ihaleyi kazanmasındaki en büyük etken AKP'lilerin şirketi olmasıdır. Bu yüzden daha ilk günden Belediye'ye olan taahhütlerini yerine getirmemeye başladı. Örneğin şu an itibariyle 5 trilyon lira borç takmasına karşın Belediye bunu tahsil etmek için hiçbir girişimde bulunmadı. SSK primlerini ve işçi maaşlarını da ödemeyen şirket 29 Eylül günü mazot yok gerekçesiyle kent içi ulaşımı tamamen durdurdu. Belediye şimdi sorunu günlüğü 180 milyon liradan kiraladığı servis otobüsleriyle çözmeye çalışıyor ama çözebilmiş değil."
Yaşar Ağyüz'ün suçlamalarına ne dediğini Gaziantep Belediye Başkanı Asım Güzelbey'e sorduk. Yanıtı:
"Şirket sürekli problem çıkarıp taahhütlerini yerine getirmeyince sözleşmeyi feshettik. Aslında ben sonucun böyle olacağını Kevser'in ihalede verdiği astronomik fiyatı görünce anlamıştım. Bizim her ay 500 milyar lira zarar ettiğimiz bir iş için onlar bize ayrıca para ödemeyi taahhüt ediyorlardı. Tabii ki olacak şey değildi ama yasa gereği yapabileceğim bir şey yoktu. Bile bile verdik yani."
Peki, Kevser'e yaptırım uygulanmış mıydı? Uygulanmışsa bunlar ve Belediye'nin şirketten toplam alacağı neydi? Asım Güzelbey'in bu sorulara yanıtı, "Bilmiyorum, internet sitemize girerseniz bütün bilgilere ulaşabilirsiniz" oldu.
İyi de halk ulaşım sorunu sona ermemişti. Bu ne zaman ve nasıl çözülecekti? Söz tekrar Güzelbey'in:
"Kardeş belediyemiz olan Almanya'nın Duisburg Belediyesi bize 25 otobüs gönderme sözü verdi. O otobüslerin gelmesini bekliyoruz!"
Yani? Gaziantep'in umudu Duisburg Belediyesi!
Cumhuriyet Bayramı son yıllardaki en yoğun katılımlı törenlerle kutlanmış.
Sebebi, 2. Cumhuriyet'e geçmeden 1.'yi doyasıya yaşamak olmalı...
Ahmet Nedim
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe