
Abbas GÜÇLÜ
Diyalog
Müjde, katsayılar kalkıyormuş! (2)
Hükümetin eğitim programında nelerin öngörüldüğünü dün dile getirmiştik. Bugün ise olurunu, olmazını irdeleyeceğiz. Öngörülerin pek çoğu, akademik çevrelerin de toplumun da hararetle alkışlayacağı konular. Nereden biliyoruz? Çünkü daha önceki iktidarlar da gündeme getirdi. Hükümet programına koydu. Ama hayata geçemedi. Çünkü hassas dengeleri bozmak kimsenin işine gelmedi. Maliye'yi, YÖK'ü, yasaları ve üniversiteleri Özal bile en güçlü döneminde aşamadı. Peki AKP, bunu yapabilir mi? Bekleyip göreceğiz.
İşte analizler:
Meslek lisesi mezunlarının, kendi alanlarında ya da yakın alanlarda devam edecekleri lisans programlarında katsayı eşitsizliği giderilecek.
Keşke gerçekleşebilse. Ama bu haliyle özellikle imam hatiplileri hiç memnun etmez. Ayrıca "yakın alan"dan ne kastediliyor? Bunun açılması gerekir.
ÖSS'de tekrarlanan başvuruların azaltılması amacıyla üniversiteler ve programlar arasındaki geçişler esnek hale getirilecek.
Çok iyi olur. Birçok ülkede böyle. Bizde de uygulayan üniversiteler var. Ama genelleştirmek hiç de kolay değil.
MEB, YÖK ve üniversiteler yeniden yapılandırılacak.
Keşke yapılabilse. Yasalar belki değiştirilebilir ama alışkanlıkları değiştirmek o kadar kolay olmuyor. Kimse elindeki yetkiyi vermek ve paylaşmak istemiyor.
MEB merkez teşkilatı, politikaları belirleyen, araştırma ve planlama yapan, pilot uygulamalara öncülük eden ve denetleyen kurumsal bir yapıya kavuşturulacak.
AKP'nin geçen dönemki Acil Eylem Planı'nda da benzer ifadeler vardı. Sloganı da yerinden yönetim'di. Ne oldu? Arkası gelmedi.
YÖK, standart belirleme, koordinasyon, uzun dönemli planlama ve denetimden sorumlu bir kuruluşa dönüştürülecek.
AKP bir önceki iktidarı döneminde bu konuda onlarca yasa taslağı hazırladı. Muhalefetin katılmadığı TBMM komisyonlarında en çok eleştiriyi kendi milletvekillerinden aldı. YÖK yasası mutlaka değişmeli. Ama işin içine önyargılar ve siyaset girince işler karışıyor.
Üniversitelerarası Kurul, en üst akademik organ haline getirilecek.
Daha önce de çok gündeme geldi. Şu anda 200 kişilik. Yürütme Kurulu oluşturulması şart.
Üniversiteler idari ve mali açıdan özerk ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulacak.
Gürüz'ün en büyük hayali torba bütçe ve mali özerklikti. Ecevit kabul etti. Ama Maliye'den olur alamadı.
Mütevelli heyet temelli bir yönetim yapısına geçilecek.
Daha önce de defalarca gündeme getirildi. Ama yarattığı tartışmalar nedeniyle hep vazgeçildi.
Öğrencilerin yönetime oy hakkıyla aktif katılımı sağlanacak.
Birçok ülkede dekan ve rektör seçiminde öğrenciler de oy kullanıyor. Bizde de çok gündeme geldi. Ama tıpkı dokunulmazlıkların kaldırılması gibi iş yaptırıma gelince, arkası gelmiyor.
Üniversiteler araştırma ve öğretim üniversitelerine dönüştürülerek farklılaşmaları sağlanacak.
Özal'ın "özgün üniversite" modeli buydu. 4 üniversiteyle yola çıkıldı, baskılar nedeniyle 20'ye çıktı, sonra da vazgeçildi.
Vakıf üniversitelerinin yükseköğretimdeki payı artırılacak.
Her türlü destek zaten mevcut. Vergi muafiyetine ise Maliye sıcak bakmıyor. Mevcutlar kontenjanlarını dolduramıyor.
Özel üniversite kurulmasına yönelik düzenlemeler yapılacak.
İslami özel üniversiteleri de beraberinde getirir diye hep eleştirildi. Ayrıca 60'lı yıllardaki denize nazır, diploma hazır günlerine yeniden dönülür korkusu hâkim.
Öğrencilerden alınan katkı paylarının yükseköğretimin finansmanındaki payı artırılacak.
Sıkıntılı bir konu. Harçların artırılması dünyanın her yerinde öğrencileri ayağa kaldırıyor. Hele böylesi bir ortamda!..
Üniversite öğrencilerinin barındığı yurt sayısı artırılacak.
Keşke. Ama hep lafta kalıyor.
Öğretim üyesi sayısının artırılması sağlanacak.
Ama bu bir günde olmuyor. Uzun soluklu projeler gerekir.
Öğretim üyeliği mesleğinin daha cazip hale getirilmesi için araştırma görevlilerinden başlamak üzere özlük hakları iyileştirilecek.
Ecevit profesörlere zam yaptı. Devamını da AKP getirecekti. Ama hiç ilgilenmedi.
Özetin özeti: Artık gördüğümüze inanıyoruz...
Genç Bakış'ta bu gece Baykal var.
aguclu@milliyet.com.tr

Cafe