|
 |
|
|
Aşk nefrete dönüşmesin
Çeşitleme / Selim Türsen
İzmir’i bir şal gibi örten al bayraklar uzun yıllardır görülmemiş bir birlik ve beraberlik coşkusunun simgesi olarak ruhumuzu okşuyor. Ortak düşman terör ve onların destekçilerine karşı CHP’lisi, AKP’lisi, MHP’lisi bir araya gelmiş ''Size geçit vermeyeceğiz'' diye haykırıyor. İnsanlar bir araya geldikçe kendilerine olan güvenleri artıyor her türlü sıkıntıya karşı koyacak güçleri artıyor.
* * *
Başta ABD ve AB olmak üzere yıllardır Türkiye’yi bölgede kendi arzuladıkları çizgilerin içine yerleştirmeye çalışanlar, bu cumhuriyetin kurtuluş savaşı vererek Osmanlı’nın küllerinden yeniden doğduğunu unutmuşa benziyor. Dünyada, yılda ortalama 10 milyar dolar harcanarak, 30 yıl boyunca terörle savaşa dayanabilmiş başka bir ülke herhalde yoktur. Halkın refahı için kullanılması gereken kaynaklar terörle savaşa harcanırken, büyük acılar, ekonomik krizler yaşandı ama hepsinin altından kalkmayı başardı bu toplum.
Şimdi yeni bir oyun başlıyor. Belki yeni sıkıntıları da beraberinde getirecek bir yeni oyun planı. Ama son dönemde toplumda kabaran teröre karşı isyan ve Türkiye üzerinde dönen oyunlara karşı birlik duygusu, doğabilecek sıkıntılara karşı direnci daha artıracak. Belki bir lokma, iki lokma daha az yenecek. Ama, 600 yıl boyunca dünya gücü olan Osmanlı İmparatorluğu’nun gelenekleri ve kurumları üzerinden inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin, sınırları cetvelle çizilmiş bir aşiret devleti olmadığı, bölgesinde ne kadar önemli bir güç olduğu dosta düşmana gösterilecek.
* * *
Belki bu gücün gösterilmesi için sınırı geçip sıcak çatışmaya girilmesine de gerek kalmayacak. Teyakkuz halinde bekleyen on binlerce askerinin varlığı bile, son anda Türkiye’nin kararlılığının anlaşılıp, oyunu bizim istediği şekilde oynanmasının yolunu açacak.
Böyle bir dönemde Türküyle, Kürdüyle toplum olarak sağduyumuzu kaybetmemeliyiz. Eğer Bursa’da olduğu gibi, 1925 yılından beri o kentte yaşayan Mardin kökenli bir işadamının marketini yağmalamak gibi provakasyonlara gelinirse, tam da terör örgütünün istediği ortam yaratılmış olur.
Haklı olduğumuz bir konuda bütün dünyanın gözü önünde haksız duruma düşeriz.
Bayrağımıza aşkımız çok büyük. Ama bu aşk, toplum içerisinde yeni nefret tohumları atılmasına izin vermemeli.
Lambuka, lambuka
Hafta sonu Alaçatı’da yapılan Uluslarası Açık Deniz Balık Turnuvası’ndaki teknelerden birisinde misafir yarışmacı idim. Türkiye’de ilk kez yapılan bu turnuvada amaç en büyük balığı yakalayabilmek. Zaten iki kilonun altındaki balıklar değerlendirmeye alınmıyor.
Tekne sahibi sevgili arkadaşım Suat Kaptan ile oğlu Onat Evren’in yönetiminde açıklara doğru yol aldık. İtiraf etmem gerekir ki ne savaş konuştuk, ne ekonomi. Sadece deniz, balık ve yarışma vardı aklımızda. Yani insanca bir gün yaşadık.
* * *
Sabah şafak sökümünden, akşam gün batımına kadar teknenin arkasından suyu yara yara gelen oltalardan bakışlarımız ayrılmadı. Gözlerimiz balık vurursa gerginleşecek olta ve sallanmaya başlayacak kamışı beklerken, kulağımız oltayı geriye saracak mekanizmadan gelecek cır cır sesindeydi.
Ama balık kısmet işi. Güneş doğdu, yükselip tepeye çıktı, bizim oltalardan hala tık yok. Yerimizi değiştire değiştire koca deryada balık aramamıza rağmen oltaların ucuna takılı zargana ve kalamarı görüp üzerine atlayacak bir Orkinos’a rastlayamadık. Artık güneş eğilmeye başlamıştı ki birden bizim oltalardan biri hareketlendi. Suat Kaptan hemen harekete geçti. Ama oltanın ucu görüldüğünde kalamarın yarısı gitmişti. Neyse ki gerçekten iyi bir denizci olan genç Onat bizim ahtapotun yarısını götüren balığın, hala kalan parçanın peşinde olduğunu fark etmişti. Olta hemen suya bırakıldı ve balık zokayı yuttu. Büyük bir heyecanla ne çıkacağını bekledik ve yeşilli, kurşunili renkleriyle 3 kiloluk bir lambuka kuyruk sallaya sallaya kepçemize geldi. Genç Onat birinci balığı henüz çekmişti ki diğer oltadan ''cır, cır, cır'' sesler gelmeye başladı. Bütün teknede yine bir hareket başladı. Kimi kepçeyi hazırlıyor, kimi oltayı sarıyor ve işin en zor tarafı olan balığı kaçırmadan tekneye almak için tüm hünerler gösteriliyordu.
Gelen yine bir lambuka idi. Aşağı yukarı 4 kilo. Günün kısmetlerini alarak limana döndük. Ödüllerini Vali Cahit Kıraç’ın elinden alan birinci gelen Yunanlıların 16 kiloluk orkinosu gerçekten görülmeye değerdi. Ama dediğimiz gibi deniz kısmet işi. Hem turnuva bu yıl ilk kez düzenlendi. Sportmence balık avlamak için daha uzun yıllar olacak. Bence Alaçatı’ya yeni bir uluslararası şöhret kazandıracak Açık Deniz Balık Turnuvası çok iyi bir fikir.
Organizasyonu yapanların eline sağlık.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|