
Melih AŞIK
Açık Pencere
Sır vermeden!
Terör uzmanı Dr. Ercan Çitlioğlu'nun tespitini sizlere aktarmıştık... Çitlioğlu, Kürt kökenli Suriye vatandaşlarının seçme - seçilme, mülkiyet edinme ve seyahat özgürlüklerinin olmadığını ama Türkiye'de Kürtlerin bu haklara sahip olduklarını belirtmiş, PKK'nın Suriye'de değil de Türkiye'de terör yapmasındaki "garabet"i dile getirmişti.
Arkadaşımız Fahrettin Fidan, dün Meclis'te DTP milletvekili Sırrı Sakık'la karşılaşınca sordu:
- Suriyeli Kürtlerin seçme - seçilme, mülkiyet edinme, seyahat özgürlüklerinin olmadığı doğru mudur?
- Evet, doğrudur.
- O zaman PKK neden Suriye'de değil de Türkiye'de terör yapıyor?
- Ne yani, oradaki Kürtler köle olarak yaşıyorsa buradakiler de mi öyle yaşasın? Buradakiler de mi köle olsun?
- Sorumdan nasıl böyle bir anlam çıkarabildiğinizi hiç anlayamadım.
- Bakın, ben sizi yakından tanıyorum. Böyle bir soru sormanızı hiç doğru bulmadım.
- PKK içinde Suriye uyruklu Kürtler de var. Ama kendi ülkelerindeki köleliğe seslerini çıkarmıyorlar, eşit haklara sahip oldukları Türkiye'de terör yapıyorlar. Sizce bu garip değil mi?
- O PKK'nın kendi bileceği iştir.
Bu mantık sizi tatmin etti mi?
Erdoğan sınır ötesi operasyon için konuşmuş:
"Bin düşüneceğiz, bir yapacağız, pir yapacağız."
O arada teröristler pırrr diye uçup gitmezse tabii...
Haldun Ertem
"İngilizce bilen Erdoğan, evli ve 4 çocuk sahibi."
Başbakan Erdoğan anlaşılan İngilizce biliyor ama konuşmamaya yeminli. Çünkü hiç İngilizce konuştuğunu duymadık. Koskoca Başbakan yalan da söylemeyeceğine göre...
GÜRSEL ÇETİN not göndermiş:
"Sayın Başbakanımızın niçin ABD'ye gittiğini anlamış değilim. Egemen bir ülkeysek Irak konusunda zaten sormadan karar alırız. Müttefiksek haber vermek yeter. Talimat alacaksak ta oralara kadar gitmeye gerek yok, telefonla sorar, gereğini yaparsınız..."
CRR programını bir gün önceden almak isterseniz "sgumrah@kultursanat.org" adresine adınızı ve adresinizi yazdırmanız yeterli...
Tabii ciddi ve başarılı bir bilim adamıydı aynı zamanda. Dün, arkasından binlerce hoş anı bırakarak ayrıldı aramızdan.
Kendisini o şahsına münhasır esprilerinden bir demetle ve de saygıyla selamlıyoruz...
* * *
Erdal Bey'e, hiç sıcak bakmadığı siyasete yıllar sonra neden girdiğini sorarlar. Yanıt müthiştir:
- Ülkemi benden daha kötüleri yönetmesin diye!
* * *
Hikmet Çetin anlattı... Erdal İnönü'ye hakaret eden bir partilinin ihracı konuşulmaktadır.. Yardımcıları partilinin ihracında ısrar ederler... Erdal İnönü ise karara karşı çıkmaktadır... Sonunda dayanamaz, tartışmayı şu sözlerle bitirir:
- Adam size küfretmemiş ki, bana etmiş... Size ne oluyor?
* * *
Erdal Bey fanatik bir sigara düşmanıdır, Parti Meclisi toplantılarında duman altı olmaktan fena halde rahatsızdır. Bir Parti Meclisi toplantısında ilk sözü:
- Bundan böyle bu toplantılarımızda sigara içilmeyecek,
olunca arka sıralardan bir üye:
- Bu kararınızı oylamaya sunsak efendim, diye itiraz etmeye kalkışır. İnönü'nün cevabı:
- Antidemokratik isteklerde oylama olmaz!
* * *
Seçim otobüsüyle bir yere gidiliyor. Otobüsün kornası aniden bozulmuş, ötüp duruyor. Şoför otobüsü sağa çekip durdurmuş, arızayı gidermeye çalışıyor ama nafile. Yolculardan birinin şoföre:
- Kablosunu kopar, diye akıl verdiğini duyan İnönü itiraz ediyor:
- Durun yav, koparmayın. Bir derdi var ki inliyor. Meselenin köküne inelim...
Siyasetçilerin ne kadar değişebileceği konusunda Kenneth Galbraith'in bir saptaması:
"Siyasi kadroların kendilerini iktidara taşıyan düşüncelerden kopması hemen hemen imkânsızdır."
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe