
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Pusulalardaki notlardan...
DUYDUKLARIMIZI, gördüklerimizi, okuduklarımızı ufak ufak kâğıtlara yazarız, cebimize atarız, pusulalar çoğalınca da teker teker bakar, çoğunu atarız...
Geçen haftanın sonu ile bu haftanın başı fena değil, pusulalar dolmuş...
* * *
BİRİ geçtiğimiz Cumhuriyet Bayramı'nın "hamaset tadını" anlatmış...
Bol bol bayrak, Atatürk, kalpaklı dedeler, maraton koşusu, şirin kız çocukları, Behçet Kemal manzumeleri falan...
Doğru, az bile tespit etmiş, inşallah gelecek yıl kutlama daha da büyük olacak, o da daha fazla kızacak, bu oyunun adı demokrasi değil mi, birbirimize tahammül edeceğiz.
* * *
"KÖŞE yazarları arasında bu yıl Çankaya'ya çağrılmadığı için ağlayanlara da rastlandı. Rahmetli babasından İstiklal Madalyası bile varmış, onu niçin es geçiyorlarmış?" diyor biri...
Doğru, o dostumuza, "Benim babamın İstiklal Madalyası var, beni niçin davet etmiyorsunuz?" deme diye, daha önce de söylemiştik... "İstiklal Madalyası bu dönem de itibar getirici bir şey değil!" dedikse de dinletemedik...
* * *
BİRİSİNİN köşe yazısının başlığı "Bayrak fetişizmi"ydi; yanlış anlaşılmaktan çekinmiş olacak ki yazının sonuna bir not düşmüş:
"Fetişizm kelimesi bizde sapkınlık olarak yorumlansa da kelimenin kökeni hiç sapkınca değil. Portekizce de feitiço, büyük nesne anlamına geliyor."
* * *
ATATÜRK'ün "Nutuk"unun gazetelerde, televizyonlarda okunması bazılarının hoşuna gitmemiş...
Dalga geçiyorlar:
"Nutuk'tan her akşam iki sayfa koparıp ılık suda ıslattıktan, tülbentten süzdükten sonra aç karnına içilirse, saçkırana, ayak parmakları arasında çıkan mayasıla, ayrıca bayanların muayyen zamanlarındaki sancılarına da iyi geliyor, belki de..."
Acaba bu tertip ve tarif "hayvanlara" da "hayvanlıklara" da iyi gelir mi?
* * *
BİR de "penis" sorunu var...
"Penis"in ne olduğunu herhalde bilmeyen yoktur.
Peki, erkeklerin "büyük penis" merakı nereden geliyor?
Demek böyle bir merak varmış ki, kadın yazarımız anlatıyor:
"Bakın erkeklerin büyük penis merakını bir derece anlayabiliyorum.
Haklı olabilirler.
Tam bilemiyorum ama mesela dibini bulamamak stres yaratıyor olabilir erkeklerde.
Kavanoz yıkarken gelir başıma... Ağzı dardır kavanozun, elim girmez, dibine üç santim kala, kalakalırım. Çatalın ucuna bez dolayıp erişmeye çalışırım, falan filan. Belki onlar da bu kalakalma halini yaşıyorlar... Ne bilelim."
Bilir bilir, hiç bilmez olur mu?
Tecâhül-kârâne yapıyor, yani bilmezlikten geliyor.
* * *
ADALET Bakanı Mehmet Ali Şahin, Dağlıca da şehit olan er Mustafa Uysal'ın Antalya'daki köyüne gitmiş, başsağlığı dilemiş, şehidin köydeki evi o kadar derme çatma, harap ki, yıkıldı yıkılacak...
Bakan, şehidin annesine sordu, biz de duyduk, televizyonda izledik:
"Size bir ev verelim mi?"
Şehit anasının asaletine bakın:
"Köye bir okul yapın, yeter!"
Her yıl yılın annesini seçerler...
Ne demek istediğimizi anladınız herhalde...
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe