
Melih AŞIK
Açık Pencere
Tadilat soruları...
Geçenlerde bu köşede Hayrünnisa Gül'ün Çankaya Köşkü'nde yaptıracağı açıklanan büyük bir tadilattan söz ederken... Köşk'ün cumhuriyetin anılarını taşıyan bir sembol mekân olduğunu... Kişilerin zevkine göre değiştiremeyeceğini... İç ve dış mekânda tarihi dokuyu bozacak bir yapılaşmaya gidilemeyeceğini vurguladıktan sonra, "Yapılacak tadilatın mutlaka Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu gibi bir uzman kuruluştan geçirilmesi gerekir" demiştik. CHP Aydın Milletvekili Fatih Atay, önceki gün bu konuyu Meclis'e taşıdı. Verdiği önergede Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a şu soruları yöneltti:
Sayın Günay'ın yanıtını biz de merakla bekliyoruz...
Abdullah Gül'ün görev süresi kaç yıldır?
Yanıt: Türkiye'de tam olarak bilinmiyor. Belki ABD'de biliniyordur. Başbakan gittiğinde bir sorup öğrense...
Haldun Ertem
Seyahat Acentaları Birliği Başkanı Başaran Ulusoy, onarımdan geçen Sümela Manastırı'nı görmüş... Hemen durdurulmalı bu restorasyon, diyor. Manastır Bodrum'daki taş evlere benzer şekilde adeta yeniden inşa ediliyormuş. İnşaat kalfaları kafalarına göre takılıyormuş. Cehalet yalnız bugünü değil, dünkü uygarlığı da tehdit ediyor...
"Gülben Ergen, eşi Mustafa Erdoğan, Neşet Ertaş, Yavuz Bingöl, Kıraç ile sevgilisi Ayşe Bilgiç, Osman Sınav, Semih Sergen, Rengin Gökmen, Ezel Akay, Muazzez Ersoy, Tekin Akmansoy, Lemi Bilgin..."
Yukarıdaki listeyi görünce Çankaya'nın sanat anlayışını merak ettik... Mesela dünyaca ünlü piyano sanatçımız Fazıl Say resepsiyona davet edildi mi? Say'ın menajeri Kadir Dursun'a sorduk. Edilmemiş... Acaba Köşk'e çıkmak için ne gibi özellikler gerekiyor? Köşk'ün sanatçı tanımı nedir?
"Bakan'ımızın makam odasındaki asma kat geçen yıl çökünce hem makam odası hem de Özel Kalem Müdürü'yle Bakan yaverinin odası baştan aşağıya yeni mobilyalarla tefriş edilmişti. Yeni Bakan'ımız Beşir Atalay, geçen hafta Özel Kalem Müdürü'nü değiştirdi, yerine Süleyman Tapsız'ı getirdi. Ardından da resmi bir toplantı için Kuveyt'e gitti. Süleyman Tapsız'ın Bakan'ımız yurtdışındayken ilk işi odasını baştan aşağıya yeniden tefriş etmek, bütün mobilyaları değiştirmek oldu. Güle güle otursunlar..."
"Zaman zaman bazı televizyon kanallarında görüyorum. Güya bu alanlarda tecrübe sahibiymişler... Yaptıkları tek iş var: tahrik etmek. Bunlar tahrik memuru..."
Demokrat bir başbakan böyle mi konuşmalı? Yoksa şöyle mi demeliydi:
- Deneyimli askerlerimizi izliyorum, kendilerinden yararlanıyorum...
Aslında akıllı bir siyasi yönetim şimdiye kadar çoktan emekli subaylar ve strateji uzmanlarından komiteler oluşturmalı... Güneydoğu sorununun nasıl çözüleceği konusunda onlardan raporlar, fikirler almalıydı...
Güneydoğu'da PKK'ya karşı çarpışmış subaylardan fikir almayacaksınız da başka kimden alacaksınız? Ancak anlaşılan Tayyip Erdoğan, bu işe Bush dışında kimsenin karışmasını istemiyor... Bölgeyi ve meseleyi iyi bilenler iktidarın yanlışlarını ortaya koydukları için mi bu öfke?
Yoksa neden dersiniz?
- Esenboğa Havalimanı'nda Uğur Dündar mikrofonla Erdal İnönü'nün yanına yaklaştı, 'Sizi plastipiniz ile tanıştırabilir miyiz?' dedi.
Erdal İnönü, 'O da ne' dedi. Ben elimde Erdal İnönü'nün plastipi ile yaklaştım. Görünce bastı kahkahayı. Sevinç Hanım da orada yolcular arasındaydı, o da gülüyordu. Uğur Dündar ile tüm liderlere gidip bu şov için teker teker izin isteyecektik. İlk izni Erdal Bey'den istedik. Dedi ki:
- Böyle bir şey için izin almanıza gerek yok. Mizah sizin en doğal hakkınızdır. Demokrasilerde böyle şeyler için izin alınmaz.
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe