|
 |
|
|
Erdal İnönü’ler unutulmaz...
Satır Arası / Deniz Sipahi
Türkiye’nin iyi eğitilmiş, aydın insanları bugüne kadar siyasete girmekten hep çekindi. Girenler de ağzının payını kısa sürede alıp geri çekildiler.
Bir dönem milletvekili olanlar ikincisini denemediler bile...
Ama her seçim döneminde şu sözü çok sık duymuşumdur.
''Erdal İnönü’ler siyasette olsa düşünmeden politikaya girerdim...''
Demek ki; Erdal İnönü ve İnönü gibiler siyasette aranan modeller ve isimler oldular.
İnönü’nün de zorla ve mecbur kaldığı için siyasete girdiğini herkes biliyordu.
Birçok konuşmasında bunu çok net ortaya koyuyordu.
Bu düşüncesini bilmemize rağmen herkesi şaşırtacak şekilde, 12 yıl aktif siyasetin içinde oldu.
Misyon adamı olmanın ne anlama geldiğini göstermişti.
Bu dönemi hep birlikte yaşadık, gerçekten zor ve sosyal demokratlar için hayati dönüm noktalarının yaşandığı bir süreçti.
* * *
Eğer İnönü olmasaydı sosyal demokrasi bugün çok daha zor bir noktada olabilirdi.
İnönü, Türk tipi siyasetçi çizgisinde değildi.
Şaşaa, abartı, yüksek ego yerine komplekssiz, sade, alçak gönüllü bir tavrın da halk tarafından alkışlanabileceğini kanıtladı.
İnatlaşma yerine vizyon peşinde koşmanın ne kadar önemli olduğunu bizlere hatırlattı.
Dayatma yerine uzlaşmanın demokrasiyi olgunlaştıracağını hepimize gösterdi.
Türkiye gibi bir ülkede ezber bozmak kolay değildi.
Avrupalı siyasetçi için normal olan davranış ve tavırları burada farklı algılandı.
Yasaklı liderlerin özgürlüğe kavuşması için büyük bir mücadele verdi, hiçbir zaman ''rakibim olur'' diye düşünmedi.
Siyasette unuttuğumuz akılcılık, kibarlık, espri, ortak akıl gibi kavramları bizlere hatırlattı.
* * *
Türk siyasetindeki bugünkü iklim, geçmişten çok farklı değil.
Yıllarca çok kötü yönetilen Türkiye, şimdi de uçlara çekiliyor, kamplara bölünüyor.
Buna çözüm bulacak, siyaset kurumundan başkası değil.
Demokrasi dışındaki çözümlerin ülke insanını nasıl yıprattığını, dünyadan nasıl kopardığını yaşayarak öğrendik.
Erdal İnönü’yü uğrarken ''Erdal İnönü’ler siyasette olsa düşünmeden politikaya girerdim...'' diyenlere bir sözüm var.
Hayat boşlukları kaldırmıyor.
Siyasetin kuralları da boşluklara izin vermiyor.
İnönü istemeye istemeye sırf bir misyon uğruna siyasetin içinde kendini bulduysa, bu ülkenin aydın ve geleceğini düşünen insanlarının da aynı yolu izlemelerini bekliyorum.
Erdal İnönü’ler unutulmaz...
Avrupa’nın kültürü aslında Türk’tür
Atatürk 1932’de gerçekleşen bir görüşmede Cumhuriyet başyazarı Yunus Nadi’ye bir kitap uzatır; adını, yazarını ve basım tarihini okumasını ister. ''Lügat-i Çağatay, Yazarı: Şeyh Süleyman Efendi-i Buhari. İstanbul 1298 (1882)''
Atatürk bu kez de ''kilturmak'' sözcüğünü bulmasını ve anlamını okumasını ister Nadi’den. ''Getürmek, izhar ve isal, irat ve peyda etmek. Sevk ve ikame etmek. Tekarrur.''
Atatürk anlatır: ''Türkçe eylemlerinde ‘mek’ ve ‘mak’ eklerinin kaldırılmasından sonra geri kalan kısmın asıl sözcük olduğunu bilirsiniz. ‘Kilturmak’ eyleminin asıl kısmı ‘kiltur’dur demek. Fransızca, İngilizce, Almanca gibi belli başlı batı dillerinde pek az telaffuz farkıyla kullanılan ‘kültür’ sözcüğü ile bu ‘kiltur’ sözcüğümüz arasında telaffuz bakımından olduğu gibi anlam bakımından da var olan kuvvetli uygunluğa dikkat etmemek olası mıdır? Bilirsiniz ki garp dillerinde kültürün anlamı hem maddidir, hem manevi. Türkçe’de de aynı. Nihayet Çağatay-i Türki’de yapılacak işe oluşacak son biçimini vermeye ‘kiltur’ diyor. Frenk tarlayı ekmeye ‘kültür’ dediği gibi ilim ve fende gelişmeler toplamına da ‘kültür’ diyor.
* * *
Şeyh Süleyman Efendi-i Buhari’nin bu ‘kiltur’ sözcüğünü Batı dillerinden almadığına kuşku yok. Öyle bir şey akla bile gelmez. Bu kişinin Türk dilleri dallarından Çağatayca sözcüklerini toplayıp bunların anlamlarını yazmış olduğu ortadadır. Pek küçük bir telaffuz değişikliğiyle sözcük, bütün anlamları bakımından Asya’da ve Avrupa’da aynıdır. Acaba bunun asıl kökeni Asya mıdır, Avrupa mıdır? Bu yanını incelemek için çok zaman ve olanağımız vardır. Ama şimdiden söylenebilir ki sözcük temelde Asyalıdır. Avrupa’nın bugün çok ileri olduğunda kuşku duyulmayan kültürü de aslında Türk’tür demek olur...''
* * *
ABD’deki elektrik mühendisliği eğitiminin ardından Kanada’da 25 yıl çalışıp emekli olan araştırmacı Polat Kaya’nın ''kültür'' sözcüğü konusundaki hipotezi Atatürk’ü doğrular nitelikte: ''İngilizce ‘culture’ sözcüğü, Türk dünyasının ‘töre’, ‘türe’ diye bildiği adetleri, ananeleri, atalarından kendilerine geçmiş her türlü inanış, dil, hayat görüsü, davranış şekillerini kapsar. Eski Türkçe’nin ‘kül-türe (görkemli, şöhretli tanınmış-güzel töre/türe) anlamlarındaki Türkçe deyimden alınmıştır.''
Sevgili Atatürk; seni her geçen gün daha çok özlüyoruz.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|