
|
|
|
 |
|
|
20. YÜZYILIN EN CANLI TARİH OKULLARINDAN BİRİ: ANNALES OKULU...
Annales Okulu'nu nasıl bilirsiniz?
İlk baskısı 1985'te yapılan "Tarih ve Tarihçi: Annales Okulu İzinde" adlı derleme, aradan geçen yirmi iki yıl sonra Kırmızı Yayınları tarafından tekrar basıldı.
MEHMET EVREN DİNÇER
Tarih ve Tarihçi: Annales Okulu İzinde", okulun kurucuları ve sonraki kuşakların temsilcileri (Bloch, Febvre, Braudel, Le Roy Ladurie ve Vilar) tarafından yazılmış yedi makale ve bir söyleşinin yanında; okulun kendisi, okulun İngiliz toplumsal tarihçiliği ile ilişkisi ve genel olarak tarih hakkında okul dışı kimseler (Burke, McLennan, Hobsbawm, Lefebvre ve Stedman Jones) tarafından yazılmış beş makaleden oluşuyor.
Yazıların en eskisi 1928 yılında en yenisi ise 1981 yılında basılmış.
Kitap, ilk çıktığında Türkiye'de Annales Okulu çok sınırlı bir kesim tarafından tanınıyordu. Bugün ise belki de başka bir dilde rastlanmayacak derecede bir zenginlikten söz etmek mümkün. Okulun tüm kuşaklarının en önemli eserleri dilimize çevrilmiş durumda. Ayrıca okul hakkında çeviri ve telif çalışmalar mevcut. En önemlisi okulu benimseyen ve izinden giden çalışmalar görmek mümkün.
Tarih ve toplumsal bilimler
Tüm kitap boyunca en öne çıkan temalardan biri toplumsal bilimlerin parçalanmış yapısına getirilmiş eleştiri. Burke, Febvre'e referansla, Annales'ın disiplinler arası yaklaşıma vurgu yaptığını ileri sürüyor ve ekliyor: (Annales'a göre) tarihçinin ilkesi "Sınırlara ve bölümlemelere tahammülü olmayan bir tarih" oluşturmak olmalıdır . Bu tema en ayrıntılı bir biçimde derlemenin dördüncü makalesi olan Braduel'in "Tarih ve Toplumsal Bilimler" başlıklı makalesinde ele alınıyor.
1958 tarihli bu yazı toplumsal bilimlerin bir kriz içinde olduğunu iddia ediyor ve bilgi birikiminin çokluğu ile disiplinlerin birbirlerinden kopuk oluşunu bu krizin nedeni olarak ortaya koyuyor; "Toplumsal bilimlerin çok sayıdaki yolunun birleşme zamanı artık geldi" diyerek bir de çağrıda bulunuyor.
Le Roy Ladurie, "Tarihçi ve Bilgisayar" adlı yazısında aynı konuyu ele alıyor ve tarih biliminin gelişen teknolojiden faydalanması gerektiğini öne sürüyor. Bu vurguya paralel diğer bir vurgu ise karşılaştırma. Bloch'un "Avrupa Toplumlarının Karşılaştırmalı Tarihi İçin" başlıklı 1928 tarihli makalesi tarihçilerin uğraştıkları toplumları diğer toplumların tarihinden izole kendi başına ele aldıklarını ve bunun da sorunu kavramsallaştırmanın önündeki en büyük engel olduğunu ifade ediyor.
Annales'ın bu iki eleştiri dışında tarihyazımı alanındaki en önemli katkısı, zaman ve mekân konusundaki açılımları. Braduel'in bu iki temayı ele aldığı ve yukarıda da zikredilen makale okulun en önemli kuramsal metni: "Tarih ve Toplumsal Bilimler".
Okulun Marksizmle ilişkisi
Zamanı üç düzeyde ele alan Braduel bunları uzun dönem, orta dönem ve kısa dönem olarak adlandırır. Bu terminolojide uzun dönem (longue duree) yapıya, orta dönem konjonktüre ve kısa dönem de olaya karşılık gelir.
Kitap boyunca en çok öne çıkan mesele Annales'ın Marksizm ile ilişkisi. Annales'ın kesin bir dille Marksist olmadığını söyleyen Peter Burke ile materyalizmiyle Marksizm'e daha yakın olduğunu söyleyen McLennan okula farklı yaklaşımlarda bulunuyor.
McLennan Braudel'in sınıf mücadelesi kavramını hiç kullanmamasına rağmen kapitalizmi ele alışıyla tarihsel materyalizme yakın görülmesinin saçma bulunmaması gerektiğini söylüyor. Hosbbawm ve Stedman Jones ise Annales ile doğrudan ilintili olmayan yazılarında, toplumsal bilimlerin gelişimini ve Marksizm ile ilişkisini daha geniş bir perspektifte ele alıyorlar.
Derlemenin ısrarla bu ilişki üzerinde duran makaleleri, okur için en önemli yenilik. Çünkü kitabı derleyen Boratav'ın da dediği gibi bu tartışmaları yürüten makaleleri (örneğin McLennan ve Stedman Jones) bugün ne Türkçede ne de İngilizcede bulmak kolay.
Annales'ın yirminci yüzyılın en canlı tarih okullarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Elinizdeki derleme, içerdiği temel metinler ve özellikle Marksizm ile ilişkisi üzerine tartışmalar nedeniyle bugün de ilgiyle okunabilir.
|
|
|

|
|