
|
|
|
 |
|
|
GÜNÜMÜZE GELİNDİĞİNDE YAŞANAN: "HERKESİN HERKESLE SAVAŞTIĞI BİR DÜNYA"
Korkunun krallığı
Deniz Ülke Arıboğan, "Terör- Korku Hali" adlı kitabında terörizmi, inançlarımız ve sosyal, ekonomik statülerimizin dışına çıkarak anlamaya, anlatmaya çalışıyor.
METİN AKYÜZ
Terör, anlamını, bileşenlerini pek sorgulamasak da sonuçlarını yaşadığımız, yaşanılanlara tanıklık ettiğimiz bir olgu olarak bulunduğumuz coğrafyaya pek de yabancı olmayan bir kavram. Hem, küçülen dünyamızda herhangi bir yerde yaşanan bir terör olayı kimin yüreğinde bir burukluk bırakmıyor, kimi tedirgin etmiyor ki...
Deniz Ülke Arıboğan, "Terör- Korku Hali" adlı kitabında terörizmi, inançlarımız, ideolojilerimiz, sosyal, ekonomik, sınıfsal statülerimizin dışına çıkarak anlamaya ve anlatmaya çalışıyor. Ancak bunu akademik duruşun soğukluğu ve inciten gerçekliğini bir tarafa bırakarak; insancıl duygularını öne çıkararak yapıyor.
Yeryüzü cenneti
İnsanoğlu, cennetten kovulduğundan beri yeryüzü cennetinin hayalini kurmuştur. Cennetten kovulduğuna inanan insanoğlu, çoğu zaman yeryüzü cennetini kurduğuna da inanmıştır. Kurduğu cennetini tehdit edenlerle de sürekli bir savaşım içine girmiştir. İnsanlık tarihi de bu yeryüzü cennetlerinin savaşımlarından ibarettir.
Bu mücadeleler iki şekilde sürdürülmüştür. Birincisi, çoğu zaman sınırları çizilmiş cepheler, tarafları üniformalarla belirlenmiş askerler ve kendince kuralları olan bir çeşit meydan okumalardan ibarettir. Taraflarca kabul edilebilir bir sonucu vardır bu savaşların: Zafer veya yenilgi.
İkincisi ise eylemcilerle kurbanların, zamanla mekanın belirsizlikler üzerine kurulduğu bir korku düzeni olan 'terör' ile verilmiştir / verilmektedir. Kelime anlamı itibariyle yıldırma, cana kıyma, korkutma anlamlarına gelse de kendinden güçlü bir düzene karşı duruşun adıdır terör ve kurulu düzenle birlikte vardır.
"Terör, zayıfın gücüdür." Çaresizlikten kaynaklanan bir eylem biçimidir. Arıboğan, terörün açılımını psikolojiye, motivasyonuna, medya ilişkisine, eylem araçlarına, teröristlere, kurbanlarına, küreselleşme sürecine ve mücadele eksenine göre yapmaya çalışıyor.
Sıcak savaşların cephelerle sınırlandırılmış yapısı sivil yaşamın doğrudan hedef olmasını engelliyordu. Taraflar ve silahlar bellidir. Saldırının nereden ve ne zaman geleceğine dair bir öngörü vardır. Terör ise cismi olmayan, tüm yakıcılığını sonuçlarıyla hissettiğimiz, eylemci ile kurbanın iç içe geçtiği belirsizlikler zinciridir.
Hiç beklemedik bir anda şarbonlu bir mektup, unutulmuş bir paket (!), canlı bomba ya da kulelere çakılan uçaklar hiç ilgimiz yokken yaşam alanımızla kesişebilir. Namertçe bir saldırıdır terör: "Çatışan taraflar yalnızca cephede çarpışılacak rakipler olarak algılayacak bir disipline sahip olmadıklarından, sivil kesimler bilinçli olarak hedef seçiliyor ve toplumsal travmalara yol açacak , soykırımlar, tecavüzler, işkenceler olağan vakalar halini alıyor."
Ceylanların İmparatorluğu
Terörün toplumda yol açtığı yıkım sıcak savaşların neden olduğu yıkımdan çok daha fazladır. Soğuk barışlar, sıcak savaşlardan daha tehlikeli süreçleri doğurmuştur. Her an nereden geleceğini bilmeden beklediğimiz tehditler ve onların yarattığı belirsizlikler toplumsal histeriye yol açar.
Toplumsal histeri toplumu 'ötekileştirme'ye götürerek sürekli bir çatışma alanını yaratır.
Günümüze gelindiğinde ise yaşanan, "Herkesin herkesle savaştığı bir dünya"dır. "Korkularımız özgürlüklerimizin sınırıdır, özgürlüklerimiz ise insani varlığımızın. Korkarsanız düşünemez, düşünemezseniz insan olamazsınız. Tersine bakarsak, insan olmazsanız düşünemez, düşünemezseniz korku duymazsınız. İnsani kimliğimiz düşüncelerimizin, düşüncelerimiz ise korkularımızın sınırıdır."
Her gün ölümlerin istatistiğini tutarak kan gölüne çevirdiğimiz bu dünya bizim tasarımımız. İnsanoğlu yeryüzü cennetini kurmak isterken, korkuyla Şeytanın Krallığı'nın (civitas diabolic) duvarlarını çoktan ördü.
"Ceylanların İmparatorluğu"nun kurulacağı gün, yeryüzü cennetinin kurulacağı gün olacaktır.
|
|
|

|
|