Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 04 Kasım 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Otomobil    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
YANIT YA SORUDADIR, YA...?
Bir arayışın anlatısı

Ferit Edgü'nün yeni kitabı "Yaralı Zaman"ı roman ya da öykü olarak nitelemek yanlış olur. Olsa olsa, bu ele gelmez yapıtı 'bir arayışın anlatısı' olarak nitelemekle girişebiliriz işe...

Tahsin Yücel

Ferit Edgü'nün son yapıtı "Yaralı Zaman", biraz "Öndeyi'sinin (Yakında gidiyorum, diyor Adam/ Nereye, diye soruyor Kadın. /Doğuya /Dağlara.) , biraz arka kapaktaki tanıtım yazısının (O'dan tam otuz yıl sonra, Edgü "Yaralı Zaman"la yeniden Doğu'ya dönüyor) , biraz da adının etkisiyle, alışılmış romanlara hiç benzememekle birlikte, özgün yapısı ve sarsıcı içeriğiyle üstün nitelikli bir roman olan "O"nun "devam"ı olmasa da aynı damardan beslenen yeni bir biçimi olduğunu düşündürtebilir.
Ancak, burada da Hakkâri ve çevresinin köyleri, dağları, suları, insanlarıyla karşılaşsak, burada da onlarla hep şiirsel bir anlatım, hep canlı, çarpıcı oluntular ve söyleşimler aracılığıyla karşılaşmamıza, burada da nerdeyse insanın doğaya, doğanın insana dönüştüğüne tanık olmamıza karşın, "Yaralı Zaman"ı roman ya da öykü olarak nitelemek yanlış olur; "Yaralı Zaman" için roman sözcüğü ancak bir benzetme, bir eğretileme olarak kullanılabilir.

Kitabın türü ne?
İşin ilginç yanı, "Peki, bu kitabın türü ne öyleyse?" sorusunu yanıtlamak da kolay değildir. Olsa olsa, sözcüğü yazınsal anlamından soyutlamak koşuluyla, bu ele gelmez yapıtı 'bir arayışın anlatısı' olarak nitelemekle girişebiliriz işe, sonra da olanaklarımızın elverdiği ölçüde kuşatmaya çalışabiliriz.
"Yaralı Zaman"'ın başlarında Hakkârili çocuklar anlatıcıya bir çift soru sorarlar:

"Nerden gelirsin sen?
Nereye gidersin sen?"

Biraz düşünecek olursak, bu soru hepimizin, tüm insanların temel sorusudur, değişik biçimler altında, değişik sözcükler aracılığıyla, sürekli çıkar karşımıza ya da dilimizin ucuna gelir.
"Tanrısal Güldürü"nün ozanının da, "İnsanlık Güldürüsü"nün ozanının da temel sorunu budur. Benim gördüğüm kadarıyla, Ferit Edgü de "Yaralı Zaman"da özellikle bu soruyla yola çıkar.
Sonra da yolculuğunu hem bir yazar hem bir ozan hem bir ressam kimliğiyle sürdürür; hem düşüncenin hem düşlemin hem düşün olanaklarını kullanır. Görünüşte yurdumuzun yoksul ve acılı bir bölgesini ve insanlarını gözlemleyip betimler bize, ama öyle gözlemler, öyle betimler ki kimi zaman dünyanın başlangıcında kimi zaman son gününün son saatinde buluruz kendimizi. Kimi kez saltık bir sessizliktir kimi kez de tam bir 'mahşer', bir 'cehennem', zamanın dışında bir 'ölüm' ortamı.

Bu, bu mudur?
Bu ortamda sonu gelmez bir savaşın varlığı da sezinlenir, ilk bakışta ortalıkta görünmez, ama çevrede ne varsa, hepsi onun varlığına tanıklık eder. Bir garip ses de ıssızlıkta sorar: "Benim anam nerde? Benim babam nerde? Benim kardeşlerim nerde? Benim evim nerde? Benim köyüm nerde? Benim dağlarım nerde? Ben nerdeyim? Burası nere?"
Anlatıcı da, "soruyu soranın fotoğrafını çekemeyeği(n)e göre", soruların , evet, soruların fotoğrafını çeker: "Issız tepelerin fotoğrafını çektim. Yanmış, yıkılmış köyün fotoğrafını çektim. Tepede güpegündüz uluyan kurtların fotoğrafını çektim. Yıkık bir evden içeri girip boş bir beşiğin fotoğrafını çektim".
Evet, böyle. Kimi zaman da çevreyi betimleyen sözcükler elle tutulur nesnelere dönüşür ve yazar, ozan, ressam anlatıcımız kitabını 'yazmaz, oluşturur'. Bunu yaparken hem alabildiğine somut hem de alabildiğine soyut bir dünyanın birbirinden çarpıcı görüntülerini sunar bize. Aynı zamanda da, derinden derine, "Bu bu mudur?" diye sorar durur.
Yanıtı sorarsanız, ya sorudadır ya hiçbir yerde.


KITAP
 Edebiyatın Akdenizli kahramanları
 Gülümse
 Ölümsüzlüğün müziği
 Postmodern hikâyeler
 Çocukların okur hakları
 "Harry Potter"da mahalle baskısı
 Şerif Mardin ve Türkiye'de modernleşme
 Bir yaşam boyu yolculuk
 Hrant'ı nasıl bilirsiniz?
 Onu konuşmuyor olabilirdik
 Seyahat eden ilk Türk gazeteci
 Gençlere müfredat dışı öyküler
 Tek beyinde iki farklı yaşam
 Annales Okulu'nu nasıl bilirsiniz?
 İhmal edilmiş şiirin antolojisi
 Korkunun krallığı
 Bir arayışın anlatısı
 Serinkanlı bir kitap
 Atatürk'ün bütün eserleri
 Göldeki 'esrarengiz' kadın
 Tarık Günersel'in "İzler"i
 Kitap vitrini





© 2006 Milliyet