Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 04 Kasım 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Otomobil    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ŞİİR GÜNÜ'NÜ DÜNYAYA SUNDU.
Tarık Günersel'in "İzler"i

Tarık Günersel, hep bir biçim arayışı, hep bir farklı söyleyiş peşinde oldu... Harflerle, imlerle yazılan somut şiirlere kadar.

Mehmet H. Doğan

Tarık Günersel'i 1976'da Birikim dergisindeki şiirleriyle tanıdım ilkin. O günlerde Can Yücel ile Birikim'e şiir yazan iki şairden biriydi.
Daha öncesi var mıydı, bilmiyorum; ama o ilk şiirlerinde zekâ pırıltıları seziliyordu. O günlerde yazılan şiirden farklı, değişik bir şiirdi. Övmüş olmalıyım. Daha sonraki yıllarında o başka olma, değişik olma niteliğini hiç elden bırakmadı Günersel. Hep bir biçim arayışı, hep bir farklı söyleyiş peşinde oldu... Harflerle, imlerle yazılan somut şiirlere kadar.
Aslında, o imlerle, harflerle yazılan somut şiirlerle, bildiğimiz, alıştığımız biçimlerle yazılan şiirin bugün de el ele gidiyor olması, Günersel'de bütün değişme çabasının ve niyetinin şiire odaklanmış olduğunu gösteriyor.
Her yenilik, her buluş, sonunda gelip şiirde düğümleniyor. Örneğin, "Toplu Şiirler 1966-2006 İzler"in en başında yer alan 'Süzülümler': Seneca'dan, Kutadgu Bilig 'den, Mevlânâ'dan, Şirazi'den, padişah divanlarından vb. seçilen dizelerin bugünkü şiir diline aktarmalarıdır. Örneğin," Ali Baba & Kırk Haramiler", "Mavi Nokta" gibi opera ve oratoryo için yazdığı librettolar, temelde şiirdir. Uzayla, evrenin oluşumuyla, güneşle, dünyayla yaratışla ilgili bilimkurgular, düz aklı aşan 30-40 sıfırlı sayılar birer şiir gerecidir şair için.

Toplumsal endişe
Öte yandan, Günersel'in en biçimsel şiir arayışlarında bile bir toplumsal endişe vardır. Bir sancı. Bir soru. Bir soruna kucak açılır. İlk şiirlerinden son şiirlerine kadar böyledir bu. "Estetik" adlı şiire bakalım: "Bu yazın güzelliğini / ancak / yığınla paslı demir / anlatabilir // ancak işkencede ölen / yeterince yazabilir/ bu yaz yaşananları // ve ancak akrep zehri yaraşır / mürekkep hokkasına // y.a.z / bu yaz / yaza uygun hiçbir şey yazılamaz // kamçı dikilebilir ancak / plaj ortasına"
Günersel'in deneysel şiirlerine bakıp onu biçimcilikle ya da letrism ile suçlamadan önce bu şiirlerdeki anlam göndermelerine bakmalıdır.
Günersel'e göre şiir, yapılan bir şeydir. Harflerden, imlerden, sözcüklerden zekâyla yapılan bir şey. Aynı anda hem göze hem akla hem kulağa seslenen bir yapı. Sözcüklerle oynanarak yapılan bir oyun. Örneğin "Adımlar"' şiirinde 'ilke, ilkel, ilk el' sözcükleriyle; "Giulietta e Romeo" şiirinde 'otomobil', 'auto-mobile' sözcüğüyle yapılan sözcük oyunları: "Otomobil oldum bu sevda ile. / Auto-mobile, öyle mi?/ Başına buyruk yani! "
Bir sayfa öncesindeyse bütün ateşi üstünde bir savaş karşıtı şiir: "Segovya Şatosu" .

"altın tavanda kan süsleri
şatoda çıt yok
gülleler duada

kara kukuletalı katolik bir nöbet
kutsal bayramda kutsal et

dükle düşesin yatağı boş
tenlerde dehşet
zırhlar can veriyor gizli silahlara
ve matador taşakları fırlıyor top
ağızlarından
düşesin bütün dudaklarına
kalçalarını ısırırken bir hayalet

kutsal bayramda korkutan bir niyet
çıt yok
güneş gölgede

ölümcül bir öpüşmeye doğru iki
kastanyet"

Günersel'in şiir ağı
"Kimsesiz kalan bir kentte metro sistemi" adlı şematik şiir, insansızlığın verdiği ağır karabasanı, o korkunç yalnızlığı yansıtır.
"Günersel'e göre şiir, yapılan bir şeydir" demiştim yukarıda. 1996'da, kendi evinde, gençlerden oluşan bir grupla 'Şiir Uzayı Laboratuvarı'nı kurdu. Ona göre şiir, laboratuvarda üretilen bir şeydir ama her şey gibi onun da kaynağı, başlangıcı ve sonu uzaydır.
'İlk 100 bin yılın karanlığı'ndan gelen uzak mırıltıları (bile) duyacaktır (duymalıdır) şiir.
Aktörlüğü, libretto yazarlığı, öykücülüğü, şairliği yanında organizatörlük yanı da güçlü olan Günersel, halkları birbiriyle buluşturan, onları bir araya getiren harcın şiir olduğunu düşünerek, 21 Nisan Dünya Şiir Günü'nü ortaya attı 1996'da. İnternette, İstanbul'dan dünyanın dört bir ucuna, Asya'dan Afrika'ya, Güney, Kuzey Amerika'ya kadar uzanan bir şiir ağı kurdu kendi girişimiyle. Sonra da bunu PEN aracılığıyla dünyaya sundu. Şimdi, her yıl 21 Mart'ta insanlar baharın uyanışıyla birlikte şiirlerle el ele tutuşuyor.


KITAP
 Edebiyatın Akdenizli kahramanları
 Gülümse
 Ölümsüzlüğün müziği
 Postmodern hikâyeler
 Çocukların okur hakları
 "Harry Potter"da mahalle baskısı
 Şerif Mardin ve Türkiye'de modernleşme
 Bir yaşam boyu yolculuk
 Hrant'ı nasıl bilirsiniz?
 Onu konuşmuyor olabilirdik
 Seyahat eden ilk Türk gazeteci
 Gençlere müfredat dışı öyküler
 Tek beyinde iki farklı yaşam
 Annales Okulu'nu nasıl bilirsiniz?
 İhmal edilmiş şiirin antolojisi
 Korkunun krallığı
 Bir arayışın anlatısı
 Serinkanlı bir kitap
 Atatürk'ün bütün eserleri
 Göldeki 'esrarengiz' kadın
 Tarık Günersel'in "İzler"i
 Kitap vitrini





© 2006 Milliyet