Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Kasım 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yayın furyası


yural@milliyet.com.tr

Bu hafta "TÜYAP Kitap Fuarı"nı gezerken şunları düşündüm: Geçmiş günlere oranla ne kadar çok yayınevi var, ne kadar da çok kitap!.. Çoğalan yayınevlerinde basılan binlerce çocuk kitabının varlığı beni çok mutlu etti. Öylesine büyük bir çeşitlilik ve görsel farklılıklar içinde raflardaki yerlerini almışlar ki, sanki çiçeklerle dolu bir bahçede gezer gibi duyumsuyorsunuz kendinizi. Sanki Frankfurt, Bologna Kitap Fuarı'ndasınız.
* * *
Ama ne yazık ki, ne kadar çalışkan, üretici olsalar da, yerli yazarlarımızın ve çizerlerimizin eserleri bunların arasında saman çuvalında iğne gibi kalıyor. Tabii bunların içinde, üzülerek söylüyorum, her fırsatta da yazıyorum, hatta pek çok genç insan bana kırılıyor, çalakalem yazılan kitapların dil ve anlatımdan, kurgudan, çocuktan yana yoksun yanları beni üzüyor ve umutsuzluğa sürüklüyor. Modalar onları şekillendiriyor; öykündürüyor ve konuların seçiminde taklitlere itiyor.
* * *
Bu yalnızca çocuk yazınında değil, yetişkin edebiyatında da böyle. İmza günleri çizelgelerine bakıyorum: Elli yazardan neredeyse kırkını tanımıyorum. Adlarını bile duymamışım. Sekiz-onar, hatta bazı zaman otuz kitapları olduğunu duyunca şaşkına dönüyorum. Yayıncılığın içinde olmasam, her hafta dergimizde ve gazetemizde kitaplar tanıtıyor ve yayınevlerinin çalışmalarını yakından izliyor olmasam, yayın yaşımını kaçırdığımı düşüneceğim. Ne yazık ki, bu furya ve insanların açığa çıkma, her ne biçimde olursa olsun varoluş kaygıları, yaptıkları işe saygı duymadan insanların ortaya çıkmasına neden oluyor.
Popüler kültür ürünlerinin bu konuda pek farklılık göstermemesi de insanlara cesaret veriyor. Ürettikleriyle bu ünlü karakterlerin öykülerini kıyasladıklarında, yaptıkları ve yazdıkları ürünlerin değerli olduğunu düşünüyorlar. Onları yönlendirecek ustalar, eleştirmenler ve öğretmenler ne yazık ki yok. Olsa da yazılarını sergileyebilecekleri çocuk yazını eleştiri dergisi yok.
* * *
Fast-food yiyecekler gibi damak tadımızı yok eden, bizi ve çocuklarımızı tekdüzeliğe iten bu ürünler, çocuklarımızda ilgi uyandırabilmek için nasıl arkalarına kahramanların oyuncaklarını takarak onların midelerine ulaşmaya çalışıyorsa; bu kitaplar da şiddeti, aksiyonu, gerilimi, korkuyu içlerine katarak onları yakalıyor ve tutsak ediyor. Belki de son yıllarda sihir ve büyüyle donanarak ortalığı saran film, çizgi roman ve kitapların altında bunlar yatıyor.
* * *
"Ne yapmalıyız?" diye sorarsanız, biz yazarlar ve çizerler iyi kitaplar yazmalı, özgün kimlikli karakter yaratmalıyız. Ebeveynler de kendilerinin okumadıkları kitapları çocuklarıyla tanıştırmamalı; onları gerçekten güzel, mutlu, paylaşımcı düş dünyalarına taşıyacak seçkin kitaplarla buluşturmalı.


PAZAR
"Oyunculukta başka hayatları yaşama şansım oluyor"
"İçimdeki hikayeyi daha anlatmadım"
"Bu işe Kevin'le başlarken kâr etmeyeceğimi biliyordum"
Tatilde hayalet avlamaya gidiyoruz
En büyük bitpazarı krizin eşiğinde
Gizli Bahçe Oteli'nin konukları
Çinakop, palamut ve levrek günleri
Nefessiz gemi
"Sonuna kadar görevimi yaptım. Pişman olduğum hiçbir şey yok"
Global tehlikeler söz konusu
İkinci buluşmamız iyi geçmedi
Baltık ülkeleri dert küpü
Kiloyu korumakla ilgili en çok sorulan sorular (2)
"Angara'da Anayasso! Ellerinden öpiy Hasso"
Yayın furyası
Ağız dolduran şaraplar





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet