
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Sizin de başınıza gelebilir...
BUNLAR hepimizin başına gelebilir, hepimiz benzer olaylarla karşılaşabilir, mahkemelik olabiliriz.
Peki, bu durumda mahkemeler ne karar verebilir, mahkemelerin kararları Yargıtay'a gidince ne olur?
* * *
DİYELİM bir arabanız var, kaza yaptınız. Allah'a şükür araba "haşat" oldu, siz ufak tefek yaralarla kazayı atlattınız.
Şimdi ne olacak?
Sigorta, aracın bedelini tam olarak ödeyecektir.
Ama bir de şart vardır; aracın hurdası sigortanındır.
Yani, sigorta aracın parasını tam olarak ödüyor, ama hurdasını da istiyor.
* * *
OYSA, araç ortada yoktur. Hurda, araç sahibi tarafından bir başkasına, üçüncü bir kişiye satılmıştır.
O zaman ne olacak?
"O halde, mahkemece sigortalı araç hurdasının davacı tarafından satılması sonucu, elde edilen değerin, davalının tazminle yükümlü olduğu miktardan alınması suretiyle..."
Yani, sigorta şirketi, hurda arabayı kaça satmışsanız bedelini tazminattan düşecektir.
* * *
DİYELİM, SSK'lı olan rahmetli babanızdan emekli aylığı alan bir kadınsınız...
Önce babanızı, sonra eşinizi kaybettiniz. Bu durumda hem babanızdan hem eşinizden ölüm aylığı alabilir misiniz?
Evet alırsınız...
Eğer, evlenirseniz, SSK ve Emekli Sandığı'na bağlı bir yerde çalışıyorsanız ya da kendi çalışmalarınızdan dolayı gelir veya aylık alıyorsanız, çift aylık almanızda bir sakınca yoktur.
* * *
OYSA mahkeme böyle düşünmemekte, SSK'nın açtığı dava üzerine kadıncağızdan 4 bin 38 YTL'nin iadesini istemektedir.
Mahkeme de bu yönde karar vermiştir.
Yargıtay ise böyle düşünmemektedir:
"Kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların kesilmesi halleri, evlenme, sosyal sigortaya, Emekli Sandığı'na tabi çalışma ve kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir ve aylık alma halleri ile sınırlandırılmıştır. Davalının SSK'dan aldığı aylığın, kendi çalışmasından kaynaklanmadığı, SSK sigortalısı eşinin ölümü nedeniyle hak sahibi olarak bağlanan ölüm aylığı olduğu anlaşıldığından, 06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi olan davalıya babası üzerinden bağlanan ölüm aylığı kesilemez. Açıklanan maddi ve hukuki ilkeler doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir."
* * *
EVET, bunlar hepimizin başına gelebilir.
Hele şimdi aşağıda yazacağımız olay...
Bir eve temizliğe giden bir kadınsınız. Temizlik yaparken mutfakta yerde duran maden suyu şişesini alıp tezgâha koyarken şişe elinizde patladı ve sağ gözünüzden yaralandınız. Kanlar içinde sokağa fırladınız. Biri sizi hastaneye götürdü, sağ gözünüzün görme yeteneğini kaybetmeniz mümkün... Maden suyu şişesini dolduran firma aleyhine dava açtınız, lakin mahkeme bilirkişinin görüşünü de dikkate alarak "kusur oranının belirlenmesinin mümkün olamayacağına" hükmetti.
Oysa Yargıtay bu görüşte değildir, uygun bir tazminata gerek vardır.
Dileriz bu işler, davalar başınıza gelmez. (X)
Ama bilin ki, hukukta çözüm tükenmez.
———-
(x) İstanbul Barosu dergisi, eylül-ekim 2007
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe