ESKİ HAZİNE MÜSTEŞARI TEVFİK ALTINOK, BDDK'YI ELEŞTİRDİ:
Yabancı politikaları yok
Eski Hazine Müsteşarı Tevfik Altınok, Türkiye'nin yabancıların bankacılıktaki yeri konusunda bir politikası olmadığını, buna karşılık Türklerin yabancı ülkelerde ciddi şartlarla karşılaştığını yaşanmış örneklerle anlattı
Kadife Şahin
Türkiye'de birkaçı hariç, neredeyse bütün önemli bankalar yabancılara satıldı veya yabancı ortaklı oldu. Bu konuda zaman zaman sınır tartışması yapıldı. Kimi kişiler karşı çıkarken, kimileri de bir sınır olması gerektiğini savundu. Bu konularda deneyimli bir bürokrat olan Eski Hazine Müsteşarı Tevfik Altınok, uzun bir süre Koç grubunda finansal konularda görev yaptı.
Yurtdışında banka ve şube açma konularında ilginç deneyimleri olan Altınok'un anlattığına göre, Koçbank'ın yurtdışı girişimleri sırasında, uykusunu kaçıran gelişmeler olmuş. Altınok, Koçbank şubesi açmak için İngiltere, Fransa ve Almanya'ya yapılan başvuruların ailenin şahsi kefaletinin istenmesi nedeniyle sonuçsuz kaldığını belirtti. Altınok, bankacılıkta yabancı girişine ilişkin sorularımızı şöyle yanıtladı:
n Yabancılara karşı BDDK'nın tavrını nasıl buluyorsunuz?
Bizdeki sistem şu anda bunların çok uzağında. Bunlar birer gerçek. Bugün Türkiye ile diğer ülke uygulamalarına bakıldığında biz bu işlerin nasıl yapıldığını henüz bilmiyoruz. Ne yöneticilerimiz ne de kurumlarımız biliyor. Türkiye'nin bankacılıkta yabancılara uygulayacağı temel politikaları hâlâ belli değil. Zaten bu tecrübeyi edinmiş arkadaşlar da henüz bu görevde değiller.
Bu konuların farklı bir biçimde ele alınabilmesi için bazı tecrübeli kişilerle sıcak bir ilişki içinde olunması meseleyi çözer.
Bundan kastım, "Onların yerine ben geçeyim" değil. Bürokratların en büyük zaaflarından biri görüş sormaktır. 40 yıllık tecrübemden biliyorum, biz bürokratlar burnumuzdan kıl aldırmayız. Oysa görüş almakla bir şey kaybetmezsiniz, kararı yine siz verirsiniz.
'Vehbi Bey'e anlatamazdım'
Yurtdışında bu konularda ne yaşadınız?İngiltere'ye şube veya banka kurmak için başvurmuştuk, 1986'da. İstenen, sahiplerin birer taahütte bulunmasıydı. Şube kuracaksanız, Koçbank tüm varlığıyla şubenin tüm yükümlülüklerini karşılayacak bir taahhütname verecek.
Banka kuracaksanız da bankanın sahibi konumunda olanların aynı yükümlülükler karşısında sorumlu olması ve her türlü kefalette bulunması istendi. Tabii benim bunları gedip Vehbi Bey'e kabul ettirmem mümkün değildi.
Sonra ne oldu?
İngiltere'den vazgeçtik, Fransa'ya gittik. Dediler ki "Bir ortağınız olacak". Korktum, yüzde 50 - 50 diyecekler diye. "Hayır" dediler, 'Ortağın payı kaç olursa olsun, önemli değil. Ancak önemli kararlarda veto hakkı olacak. Kredi vereceksiniz önemli karar, bütçeyi kabul edecekseniz önemli karar... Mali sorumluluğu yüzde 10 olan bir ortak gelecek kararlarınızı etkileyecek... Bundan da vazgeçtik. Almanya'ya gittik. Orada da benzer şartlar öne sürdüler.
BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, Altınok'un eleştirilerine benzer eleştirileri daha önce, "Bu konu sadece BDDK'nın sorumlu-luğuna bırakı-lamaz. Ortak çalışmayla bir devlet politikası belirlen-meli" şeklinde yanıtla-mıştı.
'Almanlar kefalet istedi'
Almanya'da ne tür şartlarla karşılaştınız?
Almanya'ya gittik. Bizi resmi mercilerle değil özel bir merci olan bankaların kendi aralarında oluşturdukları Köln'deki birliğe gönderdiler.
Onlarla konuştuk. Onlar da dedi ki "Kim burada şube açacak veya banka kuracaksa onun ortaklık yapısını ve orada hâkim ortağın kim olduğunu bilmemiz lazım.'
Verdik. O zaman bankanın hâkim ortakları tüzel kişiliklerdi. Onlar bir hesap yapmışlar. Hiç unutmuyorum yüzde 76.8 diye bir rakam koydular önümüze. "Nedir bu?" dedik. "Hakim ortağın gücü". "Kimmiş bu?" diye sorduk. "Koç Ailesi" dediler. En büyükleri de Vehbi Bey. Ben güldüm tabii. Böyle bir şey olmaz.
10 yıl sonra Hollanda
Sonuçta Avrupa'da şube açamadınız?
Hayır, on yıl sonra Hollanda'da banka kurduk. Hollanda'ya gittik. Orada da kendi içinde ayrı bir sistem oluşturulmuştu. Merkez bankası her yabancı bankanın bir masaya bağlanması sistemini getirmiş.
Onlarla belirli, açtığınız kredinin batmasında, işlemesinde, geri ödenmesinde her ay rapor alıyorlardı. Bankanın durumu hakkında senede en az üç kez yönetim kurulu başkanıyla ilgili masa şefi ve merkez başkası başkan yardımcısı bizimle mutlaka görüşme yapıyordu. Çok sıkı bir denetim sistemi kurmuşlardı.
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe