Anoreksiya karşıtı 35’lik koleksiyon
Zeynep Tunuslu ve Rita Fink hazırladıkları yeni koleksiyonla ''Anoreksiya’ya yüz vermeyin!'' mesajı verdi. Tanıtım için de sıfır beden modellere inat, inşaat şantiyesinde kameranın karşısına geçti
Birsen Altuntaş
Bir tür yeme bozukluğu olarak nitelendirilen anoreksiya, son yıllarda başta manken ölümleri, Angelina Jolie, Victoria Beckham gibi dünyaca ünlü yıldızların sağlıksız görünümleriyle gündemden düşmeyen bir hastalık haline geldi. Anoreksiya’ya dikkat çekmek isteyen iki ünlü kadın tasarımcı Zeynep Tunuslu ve Rita Fink ilk kez ''Funky Punky'' adını verdikleri ortak bir koleksiyon hazırladı. Tunuslu ve Fink koleksiyonun tanıtım çekimlerinde de podyumların 1.80 boyunda, sıfır beden modellerine inat, 38 bedenlik fizikleriyle, arkadaşları İvme Marketing Group Genel Müdürü Özge Onkök’ün objektifinin karşısına geçip poz da verdi.
Koleksiyonun tanıtımı için ''Bu 35’lik bizden'' isimli bir de defile düzenlemeyi planlayan iki tasarımcıya bir inşaat şantiyesinde yapılan çekimlerde Gülbay Tekstil Pazarlama Müdürü Başak Oral ve İvme Marketing Group Müşteri Direktörü Tülay Ünlüsoy da eşlik etti. ''Zayıf olmak, güzel olmak değildir'' diyen Tunuslu, Fink ve onları görüntüleyen arkadaşları Özge Onkök ile mesaj veren koleksiyonları Funky Punky’yi konuştuk.
Proje nasıl şekillendi?
Özge Onkök: Proje Zeynep ile Rita’nın sohbahar - kış koleksiyonu fikriyle başladı. Konsept düşünürken dergi ilanları, selülit reklamları, moda çekimlerinde 1.80 boylarında, sıfır beden, fıstık gibi kızların bu işi yaptıklarını konuştuk.
Rita Fink: Fıstık değil, sıska....
Özge Onkök: Evet, sıska lafı daha doğru. Ama biz o moda tanıtımlarındaki elbiselerde kendimizi hayal edemiyoruz açıkçası. Ben mesela 38 bedenim, arkadaşlarımın da çoğu da, belli bir yaşı geçtiğimiz için 40 beden. O elbiseye girmeyi hayal etmekten çok bir süre sonra onu almamayı tercih eder hale geliyoruz. Benim de 10 yaşında bir kızım var ve medyada gördüğüm beni rahatsız eden şeyler var. Anoreksiya biliyorsunuz, dünyada gittikçe artıyor.
R.Fink: Bende de kilolu olduğuma dair bir paranoya vardı. ABD’de, 10 - 11 yaşındaydım, inceciktim ama kendimi çok kilolu olarak görüyordum. Bir zayıflama ilacı vardı. Gizli gizli o ilacı alırdım. Ama sonra geçti o düşüncem.
Hazırlanan koleksiyonun özellikleri neler?
Zeynep Tunuslu: Funky Punky adını verdiğiniz koleksiyon, bir ilk... Podyumdaki mankenlerin ölçülerine uymayan, biraz daha üst, gerçek kişilere göre bir çalışma yaptık. Elbiselerin her bedende güzel göründüğünü görmek de bizi mutlu etti. Elbiselerin püf noktası hem eğlendirici, hem de sade bir şıklık sergiliyor olması... Bol drapeler yaptık. Bunu güzel bir şekilde vücut kusurlarını gizleyecek bir tarza dönüştürmek de, bizim profesyonelliğimize ait bir bölümdü. Bana, artık bir tek büyük couture defileleri yapıp da sadece yüksek bir kesime hitap etmek çok enteresan gelmiyor.
R.F.: Koleksiyonda canlı renkler kullandık. Çünkü anoreksiya, insanı despresyona sokan bir hastalık. Biz de bu yüzden insanlara neşe ve canlılık vermek istedik. Kıyafetlerimizde punk havası da var, funk havası da...
Siz kaç bedensiniz?Z.T.: 38, 38,5 falanım. Biz sağlıklı ve fit olmaya dikkat ediyoruz. Yağı azaltılmış yiyecekleri tüketiyoruz. Spor yaparak da insan fit olabiliyor.
R.F.: 38’im ben de... Mesela Zeynep’le geçen gün kuaföre gittik. Yanımıza ton balıklarımızı, krakerlerimizi, suyumuzu aldık. Öyle besleniyoruz.
Çekimler için neden bir inşaat ortamı kullanıldı?
Ö.O.: Gerçek bir inşaat şantiyesini seçmemizin özel bir nedeni vardı. Biraz feminist bir yaklaşım olacak ama hakikaten biz kadınlar ağır inşaat işçisiyiz. İster evli, ister bekâr olun, kadınların erkeklerden çok fazla bir koşuşturması var. Erkeklerin hayatlarının yüzde 90’nını işleri kapsar, geri kalan yüzde 10’u ise diğer şeylere ayırır. Özellikle Türk toplumunda kadın, çalışsa da, evde bir yardımcısı da olsa, çamaşırı, bulaşığı, çocuğunun, eşinin ne yiyeceğini düşünür. Daha çok aile ve akraba bağımlısıdır. Ben beş saat uyuyup, geri kalan zamanda çalışan bir insanım. Rita, ''24 saat bana yetmiyor'' diyor. Zeynep tek başına 13 yaşındaki oğlunun, evinin, işlettiği cafenin, ders verdiği okulun, işlerinin peşinde... Hepimizin hayat temposu anormal bir vaziyette. Biz de çekim yaparken hem eğlenelim, hem de amele gibi çalıştığımızı da vurgulayalım dedik.
Z.T.: Kadın - erkek ayrımı yapmıyoruz ama erkekler biraz daha imtiyazlı bu konuda.
Nasıl geçti şantiyede çekimler?
Ö.O.: Çekimlerde çok eğlendik, kafamızın üzerinden vinçler geçiyor, bagetlerle, yanımızda korumalarla çekim yaptık. Zeynep, Rita ve diğer poz veren arkadaşlar beş karış topuklularla sekiz katlı bir binadaki merdivenleri çıkıyor. Ben gülmekten yerlere yatıyorum. Sonra bana topuklu ayakkabı giydirdiler de anladım, neler çektiklerini. Ekipte 20 kişiydik, bir kaç kişi hariç herkes kadındı.
Doğallık yok
Türk manken profilini nasıl buluyorsunuz?
R.F.: Bizim Türk kadınlarında doğallık yok, ondan rahatsız oluyorum. Çok estetik operasyon geçiriyorlar, saçları çok fazla boyanmaktan yıpranmış ve sağlıklı durmuyor. Yabancı modeller daha fresh ve sade. Bizimkiler saç, makyaj, v.s ile doğallıktan uzak bir duruş sergiliyorlar.

