‘Benim başıma gelse bebeğim doğsun isterdim’
Rol aldığı ‘El Gibi’ adlı dizide bebeğinin büyük ihtimalle özürlü doğacağını öğrenen bir baba adayını canlandıran Emre Altu€ çok zor bir kararla karşı karşıya. Biz de Altuğ’a ''Gerçek hayatta böyle bir şey başınıza gelse ne yapardınız?'' diye sorduk
İlknur Taş
FOTOĞRAFLAR: OZAN GÜZELCE
İstanbul Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunu olan Emre Altu€ ilk albümünden önce Türkiye’nin önde gelen pop starlarından Sezen Aksu, Sertab Erener, Levent Yüksel, Leman Sam ve Nilüfer’e vokalistlik yaptı. Sahne çalışmalarının yanı sıra tiyatrodan da uzak kalmayan Altuğ, Dormen Tiyatrosu’nda çeşitli oyunlarda rol aldı.
İlk albümü ''İbret-i Alem''le müzik piyasasına hızlı bir giriş yapan Altu€ ardından ''Sıcak'', ''Dudak Dudağa'' ve ''Sensiz Olmuyor'' albümlerinden sonra geçtiğimiz aylarda ''Kişiye Özel'' adlı albümünü çıkardı. Oynadığı dizi ve filmlerle de adından söz ettiren Altu€ ''El Gibi'' adlı dizide Naz Elmas’la başrolü paylaşıyor. Altuğ’la, şarkıcılığını, oyunculuğunu ve aşkı konuştuk:
Bir süre önce albüm çıktı. Beklediğiniz geri dönüşü aldınız mı?
Esas geri dönüş internetten geliyor bize. O bakımdan bir sorunumuz yok. Çok tıklanan, internetin her yerinden bedava indirilen bir albümümüz oldu. Albümden çok memnunum ama satış meselesi beni aşan bir mesele. İyi albüm yapmakla alâkası var, iyi promosyon yapmakla, dağıtımıyla alâkası var.Bu sene en çok satan albümler arasında yer alıyoruz.
Önceden bir milyona ulaştığında albümler çok sattı deniliyordu. Şu anda bu rakam nedir?
Evet satış rakamları yerlerde sürünüyor. Şimdi 100 bin satan albüme MÜYAP ödül veriyor malesef. Müzisyenlerin, şarkıcıların bir araya gelip ‘Gerekirse bir müddet albüm yapmayalım’ demeleri lazım. Devlete baskı uygulayabiliriz.
Hükümetin çok önemli problemleri var ama bu da problem. Benim albümümün bir milyon satması demek, bu sektör içinde 10 milyon doların dönmesi demek. 10 milyon dolarlık bir ticari hacim. 10 şarkıcı bir milyon satsa, 100 milyon dolarlık bir hacim demektir.
Bunu nasıl görmezden geliyorlar bilmiyorum. Ben bir kere hükümetle bir araya geldim. Meclis Başkanı’na ''Siz bu işi ciddiye almıyorsunuz ama daha ciddiye almanız lazım'' dedim. Meclis Başkanı’nın yanındaki adam ''Sen kaç yaşındasın bakayım'' dedi bana. Yaşımla ne alâkası varsa. Onun için bir daha bir araya gelmeyi düşünmüyorum.
''Ortam İnsanı'' şarkısı size ait. Bu şarkıyı neyi düşünerek yazdınız?
Ortam insanı, her dakika karşına çıkan, asalak insan modeli. Bu bizim sektörde çok var. O kadar içime işlemiş ki bu benim, böyle bir şarkı yapma ihtiyacı duydum.
Bunlar genelde çok vicdansızlardır. O tarz insanlardan Allah’tan çok fazla zarar görmedim.. Klip mesela bir kadın üzerine kurulu. Bütün o cümleleri ona söylüyorum. Klibin sonunda kadın yanlış bir kafada, yanlış bir ruh halinde, yanlış bir bakış açısında uyanıp, kendini düzeltip bana gelmeyi tercih ediyor. Kurguyu Okan Bayülgen yaptı.
Okan Bayülgen’le çalışmak kolay mı, zor mu?
Zor bir insan. Bir insanın kolay olması iyi bir şey değil. Okan, hayatın içinde bir araya geldiğin zaman sana kendini çok iyi hissettiren ayrıca kendini çok iyi anlatan değerli bir kafa. İnanılmaz memnun kaldığım bir klip çekti.
''El Gibi'' dizisinde oynadığınız karakterden biraz bahseder misiniz?
Bu senaryo beni şimdiye kadar en çok etkileyen televizyon projesi oldu. Çünkü ''Özürlü bir çocuğunuz olacağını bilseniz doğurur musunuz, doğurmaz mısınız?'' cümlesi beni derinden etkiledi.
Üniversitede tanışan çift, ailelerinin sorun yaratmasına karşılık evleniyor. Kadın hamile kalıyor. Doktor çocuğun yüzde seksen özürlü olma ihtimali olduğunu söylüyor. Bebek 4,5 aylık olduğu için kürtaj yapılamıyor sadece heyet raporu ve ailenin onayı ile çocuğu anne karnında öldürülebileceği söyleniyor. Kadın ''Ben böyle bir risk alamam'' diyor. Erkek ise ''Hislerim bu çocuğun sağlıklı olacağını söylüyor'' diyor.
Gerçek hayatta böyle bir şey başınıza gelse tavrınız ne olurdu?
Senaryoyu okuyunca başta uzunca bir süre karar veremedim. Bu sorunun cevabı çok zor. İnsanın başına geldiği zaman verebileceği bir karar. Ben böyle bir vicdan azabına giremezdim. Sanırım doğmasını isterdim.
Hayat bize bunu verdiyse yapacak bir şey yok. ''Hayat bunu size verdi ama gelişmiş bir tıp var. Erken fark edip önlemini alabilirsiniz'' diyebilirsiniz. Bunu 1,5 aylıkken yaşıyor olsaydık daha henüz embriyonken, o zaman düşünülebilir ama canlı bir çocuğu öldürüp ölü doğmasını sağlamak bana çok sert geliyor.
Yüzyılımızın en önemli şairlerinden biri olan Arthur Miller bir özürlü çocuk sahibidir. Miller’ın çok önemli bir sözü var: ''Bile bile bir özürlü çocuğu dünyaya getirmek, insanın hem kendisine hem o çocuğa yaptığı en büyük kötülüktür.'' Bunu söyleyen bir özürlü çocuğun babası. Belki öncesinde beni vicdanen tutan şey, sonrasında bambaşka bir yere sürükleyecek. Belki de o çocuğun halini gördükçe nasıl yaptık diyebilirsin.
Konservatuvarda oyunculuk eğitimi aldınız. Herkes sizi şarkıcılıktan oyunculuğa geçti diye biliyor. Bu durum sizi üzüyor mu?
Yoo tam tersi işime geliyor. Çünkü benim tiyatrocu olduğumu ne kadar çok insan bilirse, bana çamur atmaya hazır o kadar çok insan var demektir. Halbuki ben şarkıcı olarak oyunculuk yaparsam ''Vay be iyi kıvırıyor'' diyeceklerdir.
Manken kızın suçu ne?Çağla Şıkel’le berabersiniz. Sürekli evlilik sorularına maruz kalmak ilişkinizi nasıl etkiliyor?
Bu soru bana sorulduğu zaman mutsuz ve huzursuz oluyorum.. Bize sürekli evlilik soruluyor diye evlenecek halimiz yok. Abbas Güçlü’nün ''Genç Bakış'' programını izledim geçenlerde. Hayri Kozakçıoğlu, Yiğit Okur ve Sinan Aygün konuktu. Çok güzel ve doğru şeylerden bahsettiler. Fakat laf dönüp dolaşıp ülkemizde bir pop şarkıcısıyla mankenin aşkının konuşulduğuna geldi. Öyle enterasan noktaya gelmiş ve magazin basınında o kadar evrip çevirip bizi göstermişler ki, insanlara antipatik gelmeye başladık. Şimdi orada manken kızın ne suçu var? Bu kıza gittiği her yerde mikrofon uzatılıyorsa onun suçu ne? Aynı soruları soran muhabirler ''Kardeşim müdürüm istiyor sormamı'' diyor. Müdüre soruyorsun ''Seyirci merak ediyor. Bir sene oldu siz de artık evlenin'' diyor. Seyirci merak ediyorsa hakikaten yapacak bir şey yok.
‘Dizilerden iki misli kazanıyorum’
Müzik sektöründen para kazanamadığınız için mi TV sektörüne yöneldiniz?
Hayır ben albümden para kazanıyorum sadece satıştan kazanamıyorum. Yaz aylarında 30 konser yapan bir adamım. Oradan da hayatımı sürdürebilirim. Televizyona girerken gece işi yapmıyorum dolayısıyla biraz sıkıntısına katlanıp oyunculuğumu sergileyebileceğim televizyon dizisi işine gireyim dedim. Normal şartlarda alabileceğim paranın en az iki mislini alıyorum. Bunun sebebi de albüm sahibi popüler bir şarkıcı olmam.Bunun sebebi de albüm sahibi popüler bir şarkıcı olmam.
Kazandığınız paraları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Home stüdyoma alet alıyorum, gitar alıyorum. Bankadaki para beni rahatsız ediyor harcama ihtiyacı duyuyorum. O yüzden gayrimenkule yatırıyorum.
Röportajlarda konunun sürekli ''seks ve kadına'' gelmesinden şikâyetçisiniz. Bunun nedeni çok çapkın olmanız mı?
Bunun nedeni yıllar evvel Aktüel’e verdiğim çıplak pozlar. O röportajda o kadar çok seksle ilgili konuşmuşuz ki, bana yıllardır bu tarz sorular geliyor. İnsanlar beni çapkın zannediyorlar. Benim adım aslında çok kadınla anılmadı ki. Üç seneye yakın bir dönem, hiç sevgilim olmadı. O dönem tabii arayışlarım oldu. Dolayısıyla o dönemde biraz hareketli olduğum için alan savunması yaptım. Biraz daha çapkın gözükmüş olabilirim. Ayrıca bekârken çapkın bir adamımdır. Denemeler içine girdiysem evet çapkınımdır. Neden tutayım ki kendimi? Herkes kadar ben de seviyorum karşı cinsle birbirliktelik yaşamayı. Bu sohbet etmekten, cinselliğe kadar her şeyi kapsıyor. Kim sevmez ki?
Hayatınıza bir kadın girdiği zaman aşkı nasıl yaşarsınız?
Aşkı kabullendiysem çok tutkuluyumdur. Severim aşk yaşamayı. Çok problemli değilimdir. O tutkum karşıdaki kişiye zarar vermez asla. Gereksiz kıskançlık krizlerim, kavgalarım yoktur.
Hiçbir kız arkadaşımın ne işini, ne gücünü ne de kıyafetini engellerim. Bundan sonra da yapacağımı zannetmem eğer kötü niyetle yapıldığını düşünmüyorsam tabii. Onda kötü bir niyet varsa o ilişkiye müdahale ederim, bitiririm. Çünkü birisini değiştirmeye çalışmak çok saçmadır. Onu öyle silip ondan sonra çok başka bir ilişki yaratmak çok saçma sapan bir şey. Başıma geldi o biliyorum yani. Bir kızı sevip ondan sonra başka bir kız haline geldiğini gördüm ve ''Bu kızı sevmedim ki ben'' deyip ayrıldım. Bu durumda olan kıza oldu.

