
Nail GÜRELİ
Onuncu ses
Hukuka veda(mı?)
Bu gidişle hukuka veda etmiş mi olacağız? Baksanıza Cumhurbaşkanı Gül'ün ve Başbakan Erdoğan'ın endişe verici sözlerine!
Gül, Adalet Akademisi'ndeki törende yargıya ders veriyor: "Verilen her kararın, her uygulamanın vicdanlarda kabul görmesi önemlidir."
AKP hükümeti televizyonlara yayın yasağı koyuyor.
Danıştay 13. Ceza Dairesi yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Hükümet itiraz ediyor. Danıştay Dava Daireleri Kurulu itirazı reddediyor.
Erdoğan hukuk tanımaz (ya da bilmez) tavrıyla Danıştay'ı bir kez daha hedef gösteriyor. Danıştay kararının: "Hükümete karşı bir tavır takınma anlamına geldiğini" söylüyor. "Bunlar bizi düşündürüyor" diyor.
Yani Başbakan ya da görevlendirdiği bakan ne derse, hukuk bir yana bırakılıp ona uyulacak.
Nerde kaldı hukuk devleti? Nerde kaldı Anayasa'nın kuvvetler (yasama-yürütme-yargı) ayrılığı hükmü?
Türkiye'nin de imzaladığı uluslararası sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hükümlerini (örneğin Miguel Castells kararı) dikkate alırsanız, yargı kararlarını hükümete karşı bir tavır sayamazsınız. Tam tersine, nerede yanlış yaptığınızı düşünmeniz ve tavrınızı düzeltmeniz gerekir.
Eleştirileri de (hakaret içermedikçe) aynı şekilde kabul etmek zorundasınız.
Bir tavır
Gül'ün ve Erdoğan'ın hukuk anlayışının yerleşmesi, hukuk devletine veda anlamına gelir. Bu anlayışı yerleştirmemek için, direnmek gerekiyor.
Örneğin, Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ın yaptığı gibi, refleks olarak anında tepki vereceksiniz. Yargıtay Başkanı diyor ki:
"Hâkimliğin temel öğesi tarafsız olmaktır. Ancak, bazı kararlarımızda Türkiye Cumhuriyeti'nin korunması ve yaşatılmasında taraf olacaksınız. Buradaysak, bu cumhuriyetin kazanımları sayesindedir."
Bir başka örnek: Hükümetin yayın durdurma kararına karşı, yerelleriyle birlikte yüzlerce TV içinde bir tek Kanaltürk Danıştay'a başvuruyor.
Dilerdik ki, hukukun üstünlüğünü savunmak için Danıştay'a yüzlerce başvuru yapılsın.
Dileriz ki, hukukun üstünlüğüne aykırı her söyleme, her tavra, her "icraat" girişimine meslek kuruluşlarıyla, sivil toplum örgütleriyle karşı çıkılsın, hep birlikte direnilsin.
O takdirde, dikta rejimine geçit verilmemiş olur.
Ankara'da hâkimler olduğunu da unutmayın.
Bir şiir
Ümit Yaşar Oğuzcan'ı yitireli 23 yıl, oldu ama aşkın şairi olarak yaşıyor. Bir rubaisiyle anıyoruz: "Bir pınarsın, içilen ama hiç kanılmayan/ Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan/ Özlenen sen, özleyen sen, özleten sen/ Varken doyulmayan, yokken dayanılmayan."
nailgureli@milliyet.com.tr

Cafe