Where is the party yeaah...

Hemen partiyi düzenleyenler ve katılacaklarını belirtenlerle Facebook’ta iletişime geçtik. Kimi yanıt göndermedi, kimi ise “Boş ver partiyi, gel tek takılalım” şeklinde mesaj attı. Tatmin edici bir cevap alamayınca düştük yollara, vardık partinin yapılacağı söylenen otele. ‘Where is the party yeaaahh’ nidalarıyla otelin lobisine girdik ki ne görelim: Küçük bir kız çocuğu, annesiyle beraber mutlu mesut lobide oynamakta. Oysa otele, “Burada kesin karanlık işler dönüyordur” diye gitmiştik. Hayır, her şey gayet normal; ailelerin kaldığı şık bir oteldeyiz.
“Bunlar olsa olsa bardadırlar” düşüncesiyle en üst kattaki bara gidip içkilerimizi söyledik. Minimalist bir şıklıkla dekore edilmiş barda oturanları, “Acaba seks partisi düzenleyenler hangileri?” şüpheciliğiyle inceliyoruz. Arka masamızda Alman bir grup İstanbul’un güzelliklerinden bahsediyor. Yan masadaysa, Fransa’dan, yabancı arkadaşlarıyla tatile gelen kalabalık bir Türk grubu oturuyor. Çapraz masamızda el ele tutuşmuş, birbirlerine gece boyunca aşklarını ilan eden bir çift var. Yani ortada parti falan yok. Tek tek odaların kapılarını çalıp “Parti burada mı?” diye soramayacağımıza göre, hesabı ödeyerek evimizin yolunu tutuyoruz. Ama ajanlarımıza hâlâ Facebook’ta, “Gel biz kendi partimizi yapalım” mesajları geliyor. Kesinlikle yanıt vermiyoruz.

     
© Copyright 2007 Milliyet.